<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>Sağlık</title>
         <link>https://www.haberinyuzu.com/saglik/</link>
         <description></description><item>
			<title>72 ilaç daha SGK geri ödeme listesine alındı</title>
			<description><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kanser, diyabet, MS, kolesterol ve ITP tedavisinde 69'u yerli üretim 72 ilacı daha geri ödeme listesine ekledi.

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan sosyal medya hesabından 69’u yerli üretim olmak üzere 72 ilacın daha geri ödeme listesine alındığını paylaştı.

Bakan Işıkhan açıklamasında, “Kanser başta olmak üzere birçok hastalıkla mücadelede kullanılan ilaçlara ve tedavi yöntemlerine erişimi kolaylaştırıyoruz. Sosyal Güvenlik Kurumumuz aracılığıyla geri ödeme listemizin kapsamını genişlettik” dedi.

Geri ödeme listesine dahil edilen ilaç gruplarından bazıları şöyle:

-6 adet kanser ilacı

-6 adet kronik immün trombositopenik purpura (ITP) ilacı

-6 adet diyabet ilacı

-5 adet kolesterol ilacı

-3 adet multiple skleroz (MS) ilacı
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/04//72-ilac-daha-sgk-geri-odeme-listesine-alindi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/04//72-ilac-daha-sgk-geri-odeme-listesine-alindi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/04//72-ilac-daha-sgk-geri-odeme-listesine-alindi_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/04//72-ilac-daha-sgk-geri-odeme-listesine-alindi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/72-ilac-daha-sgk-geri-odeme-listesine-alindi/11216/</link>
			<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 12:40:31 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Doktor ihmali ölüme götürdü! Mide balonu uygulaması sonrası fenalaştı...</title>
			<description><![CDATA[İstanbul Etiler'de bir hastanenin sahibi olduğu bilinen ve daha önce gerçekleştirdiği operasyonlar sonrası birkaç hastasının ölümüne, bazı hastalarının ise yaralanmasına neden olan Genel Cerrah Uzmanı Prof. Dr. Alper Çelik'in (50) adı yine bir sağlık skandalı ile gündeme geldi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[

Hakkındaki birçok dava ve şikâyet üzerine Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Sağlık Meslekleri Kurulu'nca 2023'te 3 yıl süreyle görevinden men edilen Doktor Çelik'in son mağduru, mide balonu uygulaması yaptıran Naciye Aksengör (73) oldu. Aksengör 2021 yılında mide balonu uygulaması için gittiği hastanede Çelik'in yaptığı işlem sonrası fenalaştı.






Yakınlarının iddiasına göre, defalarca hemşire ve doktor çağrılmasına rağmen hastaya müdahale edilmedi ve Aksengör, kısa sürede yaşamını yitirdi. Dava, geçtiğimiz günlerde İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü.






ADLİ TIP: TIBBİ HATA

Olay sonrası hazırlanan Adli Tıp Kurumu raporunda, hastanın ölümünde tıbbi hataya bağlı komplikasyon yönetimi eksikliği bulunduğu ortaya çıktı. Raporda, mide ve bağırsak bölgesinde yırtılmalar tespit edildiği, bu durumun "intragastrik balon uygulamasına bağlı komplikasyon" olabileceği değerlendirildi.

 






TETKİKLER YAPILMADI

Sanık doktor Alper Çelik mahkemedeki savunmasında, "Balon takma işleminin ardından hasta baygınlık geçirdi. Yoğun bakımda müdahaleye devam ettik ancak kendisini kurtaramadık. Yaklaşık 45 dakika kalp masajı ve suni teneffüs yaptık. Adli Tıp raporu midede yırtılma tespit ettiyse bile yapılan kalp masajı sonucu midede yırtık oluşmuş olabilir" dedi. Mahkeme kararında ise sanık doktorun savunmasına rağmen gerekli tetkik ve incelemeleri yapmadan işlemi gerçekleştirdiği, komplikasyon geliştiği halde etkin bir müdahale yapılmadığı vurgulandı. Mahkeme, doktorun tıbbi özen yükümlülüğünü ihlal ettiği kanaatine vardı. Mahkeme, sanık doktor Alper Çelik hakkında 'taksirle ölüme neden olma' suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına karar verdi.


]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/03//doktor-ihmali-olume-goturdu-mide-balonu-uygulamasi-sonrasi-fenalasti.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/03//doktor-ihmali-olume-goturdu-mide-balonu-uygulamasi-sonrasi-fenalasti.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/03//doktor-ihmali-olume-goturdu-mide-balonu-uygulamasi-sonrasi-fenalasti_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/03//doktor-ihmali-olume-goturdu-mide-balonu-uygulamasi-sonrasi-fenalasti.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/doktor-ihmali-olume-goturdu-mide-balonu-uygulamasi-sonrasi-fenalasti/11202/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Mar 2026 07:31:28 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>OMURGANIZI YAŞA BAĞLI HASARLARDAN KORUMANIN YOLLARI!</title>
			<description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Turan Uslu konu hakkında bilgiler verdi.

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[1. Fiziksel olarak aktif kalın

Söylendiği gibi, "hayat harekettir ve hareket ilaçtır" ve bu özellikle omurga için geçerlidir. Egzersiz omurganızı esnek tutar, kaslara giden kan akışını artırır, kardiyovasküler sisteminizi güçlendirir, istenmeyen kilolardan kurtulmanıza yardımcı olur ve omurga ağrısı da dahil bir çok sağlık sorunuzdan hızlı kurtulmanızı sağlar.

2. Doktor ve/veya terapistinizin tavsiye ettiği egzersizleri yapınız

Kliniğimizde, denge ve esnekliği geliştirirken aynı zamanda güç kazanmanızı sağlayacak, omurga sağlığına yönelik bir egzersiz programı geliştirmenize yardımcı olabilir. Belinizi ve karın kaslarınızı yani “gövdenizi” güçlendirmek omurganızı daha dayanıklı hale getirir. Aerobik ve fleksiyon ve ekstansiyon (sırasıyla öne ve arkaya eğilme) esnetmeleri, omurga çevresi kasların güçlendirilmesi için iyidir.

3. Duruşunuza dikkat edin

Omurganız, başınızın ve vücudunuzun üst kısmının ağırlığını eşit şekilde dağıtacak şekilde kavislidir ve dik durmanıza imkan tanır. Telefonunuza, ekranınıza veya tabletinize bakmak için boynunuzu öne eğdiğinizde veya sürekli olarak öne eğildiğinizdee ("teknoloj boynu" adı verilen bir durum), omurganıza ve onu destekleyen yumuşak dokulara aşırı derecede baskı uygularsınız, bu da ağrıya, güçsüzlüğe, yırtılmaya ve yıpranmaya neden olur.

Çalışma ortamınızın ergonomik olarak ayarlandığından, ayaklarınızın yere düz bastığından, uyluklarınızın yere paralel olduğundan, sandalyenizde bel desteğinin olduğundan ve gözleriniz ekranınızla aynı hizada olduğundan emin olun.

4. Uygun şekilde kaldırın

Vücut ağırlığınızın %25'inden daha ağır nesneleri kaldırmaktan kaçının. Bütün gün eğilmenizi ve ağırlık kaldırmanızı gerektiren bir işiniz varsa, sık sık mola verdiğinizden, hafif esneme hareketleri yaptığınızdan ve ağırlığı belinizle değil, daima dizlerinizden kaldırdığınızdan emin olun.

5. Sağlıklı beslenin

Domates, zeytinyağı ve yeşil yapraklı sebzeler gibi antiinflamatuar gıdaları içeren dengeli bir diyet yapın ve D vit seviyeleriniz düşükse kemiklerinizi güçlü tutmak için D vitamini takviyesi alın.

6. İyi uyuyun

Yaşa bağlı olarak organlarımızda meydana gelen hasarları en aza indirmek ve sağlıklı yaşlanmak için yaşam tarzı alışkanlıkları büyük önem taşır. Bu noktada uyku, vücudu onarmak, bağışıklık sistemini güçlendirmek ve beyin sağlığını korumak açısından kritik bir role sahiptir.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/02//omurganIzI-yasa-baglI-hasarlardan-korumanIn-yollarI.png</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/02//omurganIzI-yasa-baglI-hasarlardan-korumanIn-yollarI.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/02//omurganIzI-yasa-baglI-hasarlardan-korumanIn-yollarI_t.png"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/02//omurganIzI-yasa-baglI-hasarlardan-korumanIn-yollarI.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/omurganizi-yasa-bagli-hasarlardan-korumanin-yollari/11066/</link>
			<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 12:34:28 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>OMURGANIZI YAŞA BAĞLI HASARLARDAN KORUMANIN YOLLARI!</title>
			<description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Turan Uslu konu hakkında bilgiler verdi.

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[1. Fiziksel olarak aktif kalın

Söylendiği gibi, "hayat harekettir ve hareket ilaçtır" ve bu özellikle omurga için geçerlidir. Egzersiz omurganızı esnek tutar, kaslara giden kan akışını artırır, kardiyovasküler sisteminizi güçlendirir, istenmeyen kilolardan kurtulmanıza yardımcı olur ve omurga ağrısı da dahil bir çok sağlık sorunuzdan hızlı kurtulmanızı sağlar.

2. Doktor ve/veya terapistinizin tavsiye ettiği egzersizleri yapınız

Kliniğimizde, denge ve esnekliği geliştirirken aynı zamanda güç kazanmanızı sağlayacak, omurga sağlığına yönelik bir egzersiz programı geliştirmenize yardımcı olabilir. Belinizi ve karın kaslarınızı yani “gövdenizi” güçlendirmek omurganızı daha dayanıklı hale getirir. Aerobik ve fleksiyon ve ekstansiyon (sırasıyla öne ve arkaya eğilme) esnetmeleri, omurga çevresi kasların güçlendirilmesi için iyidir.

3. Duruşunuza dikkat edin

Omurganız, başınızın ve vücudunuzun üst kısmının ağırlığını eşit şekilde dağıtacak şekilde kavislidir ve dik durmanıza imkan tanır. Telefonunuza, ekranınıza veya tabletinize bakmak için boynunuzu öne eğdiğinizde veya sürekli olarak öne eğildiğinizdee ("teknoloj boynu" adı verilen bir durum), omurganıza ve onu destekleyen yumuşak dokulara aşırı derecede baskı uygularsınız, bu da ağrıya, güçsüzlüğe, yırtılmaya ve yıpranmaya neden olur.

Çalışma ortamınızın ergonomik olarak ayarlandığından, ayaklarınızın yere düz bastığından, uyluklarınızın yere paralel olduğundan, sandalyenizde bel desteğinin olduğundan ve gözleriniz ekranınızla aynı hizada olduğundan emin olun.

4. Uygun şekilde kaldırın

Vücut ağırlığınızın %25'inden daha ağır nesneleri kaldırmaktan kaçının. Bütün gün eğilmenizi ve ağırlık kaldırmanızı gerektiren bir işiniz varsa, sık sık mola verdiğinizden, hafif esneme hareketleri yaptığınızdan ve ağırlığı belinizle değil, daima dizlerinizden kaldırdığınızdan emin olun.

5. Sağlıklı beslenin

Domates, zeytinyağı ve yeşil yapraklı sebzeler gibi antiinflamatuar gıdaları içeren dengeli bir diyet yapın ve D vit seviyeleriniz düşükse kemiklerinizi güçlü tutmak için D vitamini takviyesi alın.

6. İyi uyuyun

Yaşa bağlı olarak organlarımızda meydana gelen hasarları en aza indirmek ve sağlıklı yaşlanmak için yaşam tarzı alışkanlıkları büyük önem taşır. Bu noktada uyku, vücudu onarmak, bağışıklık sistemini güçlendirmek ve beyin sağlığını korumak açısından kritik bir role sahiptir.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/02//omurganIzI-yasa-baglI-hasarlardan-korumanIn-yollarI.png</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/02//omurganIzI-yasa-baglI-hasarlardan-korumanIn-yollarI.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/02//omurganIzI-yasa-baglI-hasarlardan-korumanIn-yollarI_t.png"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/02//omurganIzI-yasa-baglI-hasarlardan-korumanIn-yollarI.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/omurganizi-yasa-bagli-hasarlardan-korumanin-yollari/11065/</link>
			<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 12:34:28 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Pankreas kanserinde umut verici adımlar: Dr. Mariano Barbacid açıkladı</title>
			<description><![CDATA[İspanyol bilim insanı Dr. Mariano Barbacid liderliğinde geliştirilen üçlü tedavi yöntemi, pankreas kanserinin en agresif türünü hayvan deneylerinde tamamen ortadan kaldırdı. Çalışma, tıp dünyasında büyük heyecan yarattı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bilim dünyasında en ölümcül kanser türlerinden biri olarak kabul edilen pankreas kanserine karşı umut verici bir adım atıldı. Tedaviye dirençli yapısı ve geç teşhis edilmesi nedeniyle hayatta kalma oranı oldukça düşük olan bu hastalıkta, hayvan deneylerinden gelen sonuçlar dikkat çekti.

İspanya’da yürütülen ve Dr. Mariano Barbacid’in öncülük ettiği araştırmada geliştirilen üçlü tedavi yaklaşımı, pankreas kanserinin en saldırgan formu üzerinde denendi. Araştırmacılar, deneylerde tümörlerin tamamen ortadan kaldırıldığını ve hastalığın yeniden ortaya çıkmadığını açıkladı.
 

Uzmanlara göre pankreas kanserinin en büyük zorluklarından biri, tümörün çevresindeki yoğun bağ dokusu nedeniyle ilaçların hedef bölgeye ulaşamaması. Geliştirilen yeni yöntemin, bu bariyeri aşarak kanser hücrelerini etkisiz hale getirdiği belirtiliyor.

Ezber bozacak bir süreç başlayabilir

Araştırma ekibi, elde edilen sonuçların henüz hayvan deneyleriyle sınırlı olduğunu vurgularken, insan klinik deneylerine geçilmesi halinde pankreas kanserinin tedavisinde ezber bozabilecek bir sürecin başlayabileceğine dikkat çekiyor.

Bilim insanları, çalışmanın erken aşamada olmasına rağmen pankreas kanseriyle mücadelede bugüne kadar elde edilen en güçlü sonuçlardan biri olduğunu ifade ediyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/01//pankreas-kanserinde-umut-verici-adimlar-dr-mariano-barbacid-acikladi.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/01//pankreas-kanserinde-umut-verici-adimlar-dr-mariano-barbacid-acikladi.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/01//pankreas-kanserinde-umut-verici-adimlar-dr-mariano-barbacid-acikladi_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/01//pankreas-kanserinde-umut-verici-adimlar-dr-mariano-barbacid-acikladi.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/pankreas-kanserinde-umut-verici-adimlar-dr-mariano-barbacid-acikladi/11050/</link>
			<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 01:28:04 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Türkiye&#039;de ilk! Kanseri durduran iki hedefli akıllı ilaç üretildi</title>
			<description><![CDATA[Daha önce üretilemediği için yurt dışından ithal edilen iki hedefli akıllı kanser ilacı, Türk bilim insanları tarafından üretilebildi. Bu ilaç sayesinde kanser hücreleri ilaç tedavisine karşı direnç kazanamayacak.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Her sene milyonlarca insanın hayatına mal olan kanser hastalığına Türk bilim insanlarından iki hedefli akıllı ilaç geliştirildi. Moleküler biyoloji ve genetik uzmanı Doç. Dr. Urartu Şeker ve ekibi tarafından iki akıllı ilaç birleştirildi.

Bilim dünyasında aynı anda iki farklı hedefe bağlanacak şekilde üretilen 'bispesifik antikor' teknolojisi Türkiye'de ilk defa geliştirildi. Türkiye gazetesinde yer alan habere göre bu ilaç göğüs kanseri başta olmak üzere birçok kanser türünde kullanılma potansiyeline sahip.



KANSER HÜCRESİ İKİ KAPIDAN BİRDEN KİLİTLENDİ

Bu zamana kadar üretilen akıllı kanser ilaçlarının tek bir hedefe odaklandığını kaydeden Doç. Dr. Şeker, geliştirilen yeni molekül ile kanser hücrelerinin direnç kazanmasının da önüne geçildiğini kaydetti.

"Ancak zamanla kanser hücreleri mutasyon geliştirerek bu ilaçlara karşı direnç kazanabiliyor, tedaviler etkisini kaybedebiliyordu. Direnç gelişiyordu. Geliştirdiğimiz yeni molekül ise bu probleme doğrudan çözüm getirmeyi hedefliyor. Antikor, kanser hücresinin yüzeyindeki EGFR ve HER2 adlı iki kritik reseptörü aynı anda hedef alıyor. Bu sayede tümör hücresinin kaçış yolları büyük ölçüde kapanıyor ve ilaç direncinin ortaya çıkması çok daha zor hâle geliyor. Bu yaklaşımı “kanser hücresini iki kapıdan birden kilitlemek” şeklinde tanımlayabiliriz"

Normal şartlarda akıllı ilaçların ayrı ayrı verildiğini ancak bilimsel verilerin tek bir yapı içerisinde kullanılmasının çok güçlü ve etkili sonuçlar ortaya koyduğu ifade edildi. Türkiye'de bu tarz teknolojiye sahip ilacın ilk defa üretildiğini kaydeden Dr. Şeker "Dünyada çok fazla var ama Türkiye’de yok” diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/01//turkiye039de-ilk-kanseri-durduran-iki-hedefli-akilli-ilac-uretildi.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/01//turkiye039de-ilk-kanseri-durduran-iki-hedefli-akilli-ilac-uretildi.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/01//turkiye039de-ilk-kanseri-durduran-iki-hedefli-akilli-ilac-uretildi_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/01//turkiye039de-ilk-kanseri-durduran-iki-hedefli-akilli-ilac-uretildi.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/turkiye-de-ilk-kanseri-durduran-iki-hedefli-akilli-ilac-uretildi/10992/</link>
			<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 11:48:29 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>ÖZEL HASTANE&#039;LERDE OTOPARK VURGUNU!</title>
			<description><![CDATA[Sağlık hizmeti almaya giden vatandaş, kapıda otopark şokuyla karşılaşıyor. Özel hastaneler yasal zorunluluğu hiçe sayarak otoparkı dev bir gelir modeline dönüştürdü. Vale hizmetiyle süslenen bu "zorunlu hizmet" için talep edilen rakamlar 400 TL'ye dayandı. Yetkililer ise son noktayı koydu: Bu uygulama kanuna aykırı, iade yolu açık..]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
Türkiye'de vatandaşların en çok şikayet ettiği alanların başında gelen özel hastanelerin vurgunu bitmek bilmiyor.

Yapılmayan işlemleri yapılmış gibi gösteren, gereksiz tetkik ve tedavilerle faturaları şişiren, hatta yaşamını yitiren hastalar üzerinden dahi işlem yapılmış gibi gösteren özel hastaneler ek gelirlerine şimdi de otoparkları dahil etti.



Kanunen gelen hastaya ücretsiz olarak sunulması zorunlu olan otoparklar, hastanelerin yeni gelir kapısı oldu. Öyle ki saati 400 TL'den ücret alan da var vale hizmeti sunarak daha yüksek bedeller çıkaran da... Her geçen gün artan bedeller karşısında vatandaşlar isyan ederken, özel hastaneler ise talebe yetişmediklerini o nedenle ek alan alarak bunu kiralamak zorunda kaldıklarını söylüyor.

YASAYA GÖRE ZORUNLU

Çevre Şehircilik Bakanlığınca yayımlanan Otopark Yönetmeliği'nin 5'inci maddesine göre, "Ağız diş sağlığı merkezleri ve hastanelerde, üniversitelerde otopark ihtiyacının bina bünyesinde veya parselinde ya da bu yönetmelik kapsamında parselinde otopark teşkilinin mümkün olmaması halinde komşu parselde karşılanması zorunludur" ifadesi yer alıyor. Yani kanunen hastanelerin vatandaşlara otopark hizmetini sunması eğer yoksa da ek alan alması gerekiyor. Bu durumda özel hastanelerin öne sundukları gerekçeler de boşa düşüyor.

VALE HİZMETİ!

Özel hastanelerin aldıkları otopark ücretleri ise artık vatandaşları çileden çıkarıyor. Öyle ki acilden girenden de ameliyat olup yatan hastadan da afaki ücretler alınıyor. Bu sorunları şikâyet platformlarına da taşıyan vatandaşlar, şunları anlatıyor: "Özel bir hastaneye geldim. Hasta insanları kayıt masası önünde sıraya dizip yaklaşık yarım saat ayakta beklettiler. Özel bir hastaneye bu kadar ücret öderken bu şekilde bir kayıt süreci yaşamak hem sağlık açısından hem de saygı açısından kabul edilemez. Ayrıca hastanenin otoparkını kullandığım için henüz 1 saat dolmamış olmasına rağmen 300 TL gibi fahiş bir ücret alındı. Fiş istemediğiniz sürece kesinlikle vermiyorlar, ısrarla talep edince fiş verildi ancak onun üzerinde de 'vale hizmeti' yazıyor."



ACİLDEN GİRİŞ YAPANA FATURA

Acilden giriş yapan bir başka vatandaş ise, "29.11.2025 tarihinde İstanbul Maltepe'de bulunan ... hastanesi önündeki otoparkta vale hizmeti için benden 350 TL ücret alındı. Hastane önü, acil ve polikliniklere gelen hastalar ve hasta yakınları için zorunlu olarak kullanılan bir alan olmasına rağmen, alınan bu yüksek otopark/vale ücretini hiçbir şekilde kanuni ve etik bulmuyorum" diyor.

YATAN HASTAYA DA ÇIKARDILAR

Çocuğu İstanbul'daki lüks bir özel hastanede ameliyat olan K. D., "16 Eylül'de ... Üniversitesi Hastanesi'nde kızımın ameliyatı için yatış yaptık ve üç gece hastanede kaldık. Bu süreçte aracımızı otoparkta tuttuk. Otopark ücretinin yatan hastalardan da alındığını öğrendik. Saatlik ücretin 200TL olduğu söylendi. Yatan hasta yakını olarak böyle bir uygulamanın olması bana çok mantıksız geldi; çünkü hastamızı dışarıya yürüterek götürmemiz mümkün değil ve zaten başka alternatifimiz yok" ifadelerini kullandı.

TALEBİN 10'DA BİRİNE DAHİ YETMİYOR

ÖZEL Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Reşat Bahat, özel hastanelerin ücretsiz otopark alanlarının bulunduğunu belirterek, "Ancak sunulan alanın çok üzerine bir talep var. Dolayısıyla bu alan talebin 10'da birini dahi karşılamıyor. Biz hastanenin 3'te ikisini otopark alanı olarak ayırsak talebe ancak yetişiriz" dedi. Hastanelerin özellikle sabah saat 9.00 ile 13.00 arasında çok yoğun olduğunu vurgulayan Bahat, "O saatlerde yer bulmak imkansız. O nedenle bakanlığın zorunlu tuttuğu alanın dışında ücretli alan kiralıyoruz. Biz otopark işletmeyi bilmeyiz, bu alanı işletmecilere veriyoruz" diye konuştu. Hastanelerde yatan hastalar için kart verdiklerini aktaran Bahat, bu kişilerin otopark ücreti ödemediğini kaydetti.





FİŞİYLE TÜKETİCİ HAKEM HEYETİNE BAŞVURUN

Tüketici Konfederasyonu Başkanı Aydın Ağaoğlu, "Özel Hastaneler Yönetmeliğinin madde 8/1-d hükmüne göre belli bir sayıda araç için, özel hastanelerin uhdesinde otopark bulundurmak zorunda olduğu mevzuatla hüküm altına alınmış durumda. Ancak neredeyse Türkiye'deki bütün özel hastaneler bu kanunu görmezlikten geliyor. Şu anda hangi hastaneye giderseniz gidin özel hastanelerin otoparkları üçüncü şahıslara verilerek işletiliyor. Yani özel hastaneler buraları kiraya vererek ek gelir elde ediyor" dedi. Bunun suç olduğuna dikkat çeken Ağaoğlu, "Eğer ki vatandaşlarımız bu şekilde işletilen hastane otoparklarına ücret ödemek durumunda kalırlarsa otoparka ödedikleri ücretlerin fişi ile birlikte sağlık hizmetlerinden faydalandıklarını gösteren belgeler ile Tüketici Hakem Heyetlerine müracaat ederek haklarını arayabilirler. Özel hastanelerin otopark hizmetini üçüncü kişilere tevdi etmeden kendilerinin yürüttüğü ihtimalde de yine Tüketici Hakem Heyetlerine müracaat edilebilir" ifadelerini kullandı.



BİRİM ALANI ARTIRILDI

Sabah'ın haberine göre; Özel hastanelerin otopark ücretlerine dair artan şikâyetlerin ardından yönetmelik güncellendi. 27 Aralık 2025 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan "Sağlık Yapıları-Hastaneler" başlığında hastaneler için öngörülen otopark birim alanı 75 metrekareden 85 metrekareye çıkarıldı.

Bu artış, sağlık yapılarında araç yoğunluğu, hasta ve refakatçi sirkülasyonu ile acil durum erişimi gibi fiili ihtiyaçların mevzuata daha gerçekçi biçimde yansıtılması amacıyla hayata geçirildi.


.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/01//ozel-hastane039lerde-otopark-vurgunu.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/01//ozel-hastane039lerde-otopark-vurgunu.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/01//ozel-hastane039lerde-otopark-vurgunu_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/01//ozel-hastane039lerde-otopark-vurgunu.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/ozel-hastane-lerde-otopark-vurgunu/10934/</link>
			<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 08:23:59 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Nobel Ödüllü Aziz Sancar&#039;dan kanseri yok eden deney</title>
			<description><![CDATA[Nobel ödüllü biyokimyacı Aziz Sancar ve ekibi, farelerde uyguladıkları yeni glioblastoma tedavisiyle tümörleri tamamen yok etmeyi başardı. İnsanlarda denemeler için izin sürecinin sürdüğü belirtildi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Nobel ödüllü bilim insanı Aziz Sancar ve ekibi, beyin kanserinin hızlı ilerleyen ve ölümcül bir beyin kanseri türü olan Glioblastoma’nın üzerinde farelerde gerçekleştirdiği deneylerde çığır açan sonuçlar elde etti.

Çalışmada, EdU adlı bir molekül ile standart kemoterapi ilacı Temozolomid (TMZ) birleştirilerek farelere uygulandı ve tümörler yok edildi. Deneylerde, sağlıklı beyin dokusuna zarar verilmediği ve farelerin uzun süre sağ kaldığı gözlemlendi. Araştırma, Sancar’ın üyesi olduğu Amerikan Bilimler Akademisi’nin dergisi PNAS’ta yayımlandı.

"DEVRİM YARATABİLİR"

Gazeteci Orhan Bursalı'nın Cumhuriyet'te kaleme aldığı köşesinde çalışmayı şu sözlerle aktardı:

"Aziz Hoca henüz alınacak çok yol var, dedi. İnsanlarda klinik çalışmalara geçilebilmesi için Amerikan Sağlık Enstitüsü’nün izin vermesi gerekir. Sancar Laboratuvarı, klinik deney izni almak için başvuruya hazırlanıyor.

Sonuçlar tıp dünyasında yankı yarattı ve 'Nobel Ödüllü biyokimyacı Aziz Sancar’ın öncülüğünde yürütülen araştırma, agresif ve ölümcül bir beyin kanseri türü olan glioblastoma tedavilerinde devrim yaratabilir' deniyor."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/01//nobel-odullu-aziz-sancar039dan-kanseri-yok-eden-deney.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/01//nobel-odullu-aziz-sancar039dan-kanseri-yok-eden-deney.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/01//nobel-odullu-aziz-sancar039dan-kanseri-yok-eden-deney_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/01//nobel-odullu-aziz-sancar039dan-kanseri-yok-eden-deney.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/nobel-odullu-aziz-sancar-dan-kanseri-yok-eden-deney/10872/</link>
			<pubDate>Thu, 08 Jan 2026 12:13:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Yenidoğan Çetesi Gölgesi İzmir’e Mi Taşındı? Ekol (Bazekol) Hastaneleri Hakkında Çok Ağır İddialar</title>
			<description><![CDATA[Türkiye’yi sarsan yenidoğan çetesi skandalının ardından, özel hastaneler sektöründe yeni bir dosya daha gündeme geldi. Bu kez adres İzmir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sosyal medyada hızla yayılan paylaşımlara göre, Ekol Hastaneler Zinciri (yeni adıyla Bazekol Sağlık Grubu) hakkında SGK dolandırıcılığından ruhsatsız hastaneye, naylon faturadan tarihi eser ticaretine kadar uzanan son derece ciddi iddialar ortaya atıldı.

İstanbul’da patlak veren yenidoğan çetesi soruşturmasında; bebeklerin gereksiz yere yoğun bakımda tutulduğu, SGK’dan milyonlarca liralık haksız kazanç sağlandığı ve ihmaller zinciri sonucu bebek ölümlerinin yaşandığı ortaya çıkmıştı. Dosyada 47 sanık yargılanmış, çok sayıda özel hastanenin ruhsatı iptal edilmiş, milyarlarca liralık kamu zararı tespit edilmişti.

Şimdi kamuoyu, benzer bir yapının İzmir merkezli başka bir hastane zincirinde ortaya çıkıp çıkmayacağını sorguluyor.

DÖRT BAKANLIĞI İLGİLENDİREN SUÇLAMALAR

Sosyal medyada yer alan iddialara göre Ekol/Bazekol Hastaneleri hakkında öne sürülen usulsüzlükler, tam 4 ayrı bakanlığın görev alanına giriyor:


	
	SGK’ya şişirilmiş faturalar ve naylon fatura iddiaları
	(Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı – Hazine ve Maliye Bakanlığı)
	
	
	Ruhsatsız hastane işletildiği iddiası
	(Sağlık Bakanlığı)
	
	
	Tarihi eser ve sahte tablo ticareti
	(Kültür ve Turizm Bakanlığı)
	


İddialar, yenidoğan çetesi soruşturmasında kullanılan usulsüz faturalandırma ve kamu zararı yöntemleriyle büyük benzerlik taşıdığı gerekçesiyle “ikinci bir sağlık skandalı mı geliyor?” sorusunu gündeme getirdi.

SOSYAL MEDYADAN GELEN İDDİA: “İZLEYİN, NELER OLACAK”

Söz konusu suçlamalar, X (eski Twitter) platformunda gazeteci kimliğiyle bilinen Ankara Kuşu (@ankarakusu1) adlı hesap tarafından paylaşıldı. İlgili paylaşımda bakanlıklar tek tek etiketlenerek, hastane zincirinin sahiplerinin ciddi usulsüzlüklere karıştığı ileri sürüldü.

Paylaşım kısa sürede binlerce etkileşim alırken, sağlık sektöründe yeni bir büyük operasyon beklentisi oluştu.

ŞU AN NE BİLİNİYOR?

Ocak 2026 itibarıyla, Ekol/Bazekol Hastaneleri hakkında ortaya atılan iddialarla ilgili resmî makamlar tarafından doğrulanmış bir soruşturma ya da adli işlem bulunmuyor. Hastaneler zinciri, İzmir’de SGK anlaşmalı ve ruhsatlı olarak faaliyetini sürdürüyor.

Ancak yenidoğan çetesi örneği, sosyal medyada başlayan iddiaların ilerleyen süreçte geniş çaplı soruşturmalara dönüşebileceğini göstermişti. Kamuoyunda, bu iddiaların da yetkili kurumlar tarafından mercek altına alınıp alınmayacağı merakla bekleniyor.



Sağlık alanında yaşanabilecek her usulsüzlüğün, doğrudan hasta güvenliğini ve kamu kaynaklarını ilgilendirdiğine dikkat çeken uzmanlar, iddiaların şeffaf biçimde incelenmesi gerektiğini vurguluyor.


]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/01//yenidogan-cetesi-golgesi-izmire-mi-tasindi-ekol-bazekol-hastaneleri-hakkinda-cok-agir-iddialar.jfif</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/01//yenidogan-cetesi-golgesi-izmire-mi-tasindi-ekol-bazekol-hastaneleri-hakkinda-cok-agir-iddialar.jfif" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/01//yenidogan-cetesi-golgesi-izmire-mi-tasindi-ekol-bazekol-hastaneleri-hakkinda-cok-agir-iddialar_t.jfif"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2026/01//yenidogan-cetesi-golgesi-izmire-mi-tasindi-ekol-bazekol-hastaneleri-hakkinda-cok-agir-iddialar.jfif" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/yenidogan-cetesi-golgesi-izmir-e-mi-tasindi-ekol-bazekol-hastaneleri-hakkinda-cok-agir-iddialar/10861/</link>
			<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 18:59:54 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Kalp krizi ve sessiz kalp krizi belirtileri nelerdir?</title>
			<description><![CDATA[Miyokard enfarktüsü yani kalp krizi, göğüs ağrısı ve birçok belirti ile kendini gösterir. Sessiz kalp krizinin ise 7 kritik belirtisi vardır. İşte hayatınızı tehdit edecek kalp krizi belirtiler...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Tıptaki adıyla miyokard enfarktüsü, halk arasında kalp krizi olarak bilinir ve yaşamı tehdit eden ciddi bir sağlık sorunudur. Koroner arterlerde tıkanıklık meydana geldiğinde kalbe giden kan akışı bozulur ve kalp kasına kalıcı hasar oluşabilir.

Kalp krizi belirtileri

Kalp krizi, çoğunlukla göğüs ortasında rahatsız edici bir basınç, sıkışma veya ağrı ile kendini gösterir. Bunun dışında ortaya çıkabilecek diğer semptomlar:


	Omuz, kol, sırt, boyun, çene veya üst karına yayılan ağrı
	Soğuk terleme
	Aşırı yorgunluk
	Mide ekşimesi veya hazımsızlık
	Baş dönmesi
	Bulantı veya kusma
	Nefes darlığı
	Panik atağa benzer kaygı hissi


Kalp krizi anında kişinin bilinci açıksa, sakin kalmasına yardımcı olun, hareket ettirmeyin ve başını hafifçe kaldırın. Tıbbi yardım için acil servise hemen ulaşmak hayati önem taşır.

Sessiz kalp krizi ve belirtileri

Kalp kasına oksijen ulaşmadığında bazı kişiler ağrı hissetmeyebilir. Bu tür durumlara sessiz kalp krizi denir ve fark edilmediğinde tehlikelidir.

Sessiz kalp krizinin başlıca 7 belirtisi:


	Sebebi açıklanamayan yorgunluk
	Nefes darlığı
	Boyundan üst tarafa yayılan ağrı
	Mide ekşimesi
	Mide yanması
	Ani soğuk basması ve terleme
	Sıkıntılı, huzursuz ruh hali

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/11//kalp-krizi-ve-sessiz-kalp-krizi-belirtileri-nelerdir.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/11//kalp-krizi-ve-sessiz-kalp-krizi-belirtileri-nelerdir.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/11//kalp-krizi-ve-sessiz-kalp-krizi-belirtileri-nelerdir_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/11//kalp-krizi-ve-sessiz-kalp-krizi-belirtileri-nelerdir.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/kalp-krizi-ve-sessiz-kalp-krizi-belirtileri-nelerdir/10605/</link>
			<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 00:34:26 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Medicana Hastanesinden 10 milyon Dolar rüşvet istemişler!</title>
			<description><![CDATA[CHP'li Şişli Belediyesi'nin hastane ruhsatını geciktirdiği özel bir hastaneden 8 milyon dolar rüşvet alındı. Süreçle ilgili dekont ve belgeler savcılığa sunulurken, eski Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan rüşvet pazarlığını 'Teknik konular' diye savundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında "çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak" suçlamasıyla tutuklama kararı verilen eski Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaki ifadesine ulaşıldı. Şahan'a özel hastanenin yönetim kurulu başkanı Hüseyin Bozkurt  ile hastanenin yönetim kurulu üyesi F. M. B.'nin 4 Eylül'de savcılığa verdiği ifadeler soruldu.

APTAL OLMAYIN

Yeni Şafak'ın haberine göre; Özel hastane, Zincirlikuyu'daki hastane binasını 2021'de kiralayıp tadilata başladı. Tüm evrakları tam olmasına rağmen belediye, ruhsata uygunluk yazısı ile mimari proje onayını 2023 seçimi sonrasına bıraktı.

Müşteki olarak ifade veren Hüseyin Bozkurt , Şişli Belediyesi'ne "haraç" vermedikleri için hastane binasına ruhsat alamadıklarını anlattı. Kayıpları 8-9 ayı bulunca İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile görüştüklerini belirten H.B , İmamoğlu'nun topu Şahan'a attığını söyledi.

F. M. B. 4 Nisan 2024'te "İlker" isimli belediye başkan yardımcısının mesaj atıp kendisini "Adem Altıntaş" ile irtibatlandırdığını, onun da belediyeden istenen yazı için, kültür merkezi, çöp kamyonu vs. ihtiyaçlardan oluşan 8 milyon dolarlık bütçe çıkardığını söyledi. Hukuka aykırı istek üzerine İmamoğlu'yla görüşüldüğü, onun ise topu Şahan'a attığı belirtildi. Şahan ile görüştüklerini ancak sonuç alamadıklarını ifade eden F. M. B., Adem Altıntaş'ın arayıp, "Başkana boşuna gidiyorsunuz, biraz daha zorlarsanız hastaneyi açamazsınız, aptal olmayın" dediği bilgisini verdi.

Bunun üzerine Üsküdar'da Altıntaş'la görüştüğünü anlatan F. M. B., "Hesabın değiştiğini söyledi.

Kültür merkezi talebinin artık geçerli olmadığını, nakit 8 milyon dolar (330,9 milyon TL) istediklerini söyledi.

Belediyeye şartsız 4 milyon dolar bağış yapılacağını, 4 milyon doların da açıktan kendisine getirileceğini ifade etti. Parayı ödemek zorunda kaldık" dedi.

ZORLA HARAÇ ALIYORLAR

Hüseyin Bozkurt  olayı öğrendiğinde "Allah belalarını versin. Bizden zorla haraç alıyorlar" dediğini aktaran F. M. B., 2-3 gün daha düşünüp yönetim kurulu kararı doğrultusunda 5 Haziran 2024'te bağışı yaptıklarını kaydetti.

F. M. B., nakit bölümü de aynı gün Altıntaş'a Çağlayan Nurol Towers'taki ofisinde teslim ettiklerini söyledi.

Projenin 1 saat içinde onaylandığını anlatan F. M. B., "İşlemlerimizi bitirip hastaneyi açtık" diye beyanda bulundu.

F. M. B., vermek zorunda bırakıldıkları rüşvete ilişkin tüm dekont ve belgeleri de savcılığa sundu.

NEZAKET ZİYARETİYMİŞ

Resul Emrah Şahan bu iddialara, "Kendisi hatırladığım kadarıyla nezaket ziyaretinde bulundu. Hastane konusunun teknik zorlukları olduğunu biliyorum. Kendileri hastane olmayan bir binayı hastaneye çevirmeye çalıştılar. Kendisiyle yaptığım görüşmeyi hatırlamadığım için ne konuştuğumuz hakkında detay veremeyeceğim. Ancak bu konu ile ilgili hukuka aykırı bir talebimizin olduğu konusunu reddederim" cevabını verdi.

1,5 MİLYON LİRALIK KART

Şahan'a savcılık sorgusunda İYİ Partili Koray Aydın'ın kendi binasına iskan alabilmek için 1,5 milyon TL'lik market kartı verdiği iddiası da soruldu.

Adem Altıntaş 11 Eylül 2025'te savcılığa verdiği ifadede, Aydın'ın Dolapdere'deki inşaatına iskan için Nisan-Mayıs 2024'te girişimlere başladığını, iskan için 1,5 milyon TL'lik market kartı istendiğini söylemişti. Kartlar gelince iskanın verildiği iddiası sorulan Şahan, bu konu hakkında bilgisi olmadığını öne sürdü: "Koray Aydın'ın binasıyla ilgili hiçbir bilgim yoktur. Neresi olduğunu dahi bilmiyorum."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/11//medicana-hastanesinden-10-milyon-dolar-rusvet-istemisler.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/11//medicana-hastanesinden-10-milyon-dolar-rusvet-istemisler.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/11//medicana-hastanesinden-10-milyon-dolar-rusvet-istemisler_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/11//medicana-hastanesinden-10-milyon-dolar-rusvet-istemisler.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/medicana-hastanesinden-10-milyon-dolar-rusvet-istemisler/10587/</link>
			<pubDate>Sun, 16 Nov 2025 12:52:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Bekleme Süresi, Şirket Değişikliği, Garanti… Sağlık Sigortasında Yeni Dönem Başlıyor!</title>
			<description><![CDATA[Özel sağlık sigortalarında önemli değişiklikler Resmî Gazete’de yayımlandı. Bekleme süreleri, şirket değişikliğinde hak kaybı, indirimlerin şeffaf gösterimi ve “ömür boyu yenileme garantisi" gibi konularda sigortalıyı koruyan yeni kurallar 1 Ocak 2026’da yürürlüğe girecek.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Özel sağlık sigortası yaptırmak isteyen vatandaşlar için uzun süredir tartışma konusu olan bazı belirsiz noktalar, yeni düzenlemeyle belli oldu. Resmî Gazete’de yayımlanan kararla birlikte, Özel Sağlık Sigortaları Yönetmeliği'nde kapsamlı değişikliklere gidildi.

Yapılan düzenlemelerle birlikte; ömür boyu yenileme garantisi, bekleme süreleri, şirket değiştirirken hak kaybının önlenmesi, grup sigortalardan bireysel sigortaya geçişte garantilerin korunması ve poliçedeki indirim oranlarının şeffaf biçimde gösterilmesi gibi konularda yeni hükümler getirildi.

BEKLEME SÜRELERİNDE YENİ KURALLAR

Yönetmelikte yapılan değişikliklerle birlikte, sigorta şirketlerine poliçelerde bekleme süresi uygulama hakkı tanınırken, bu süreler yalnızca ilk sigorta döneminde geçerli olabilecek. Aynı planla devam eden poliçelerde, sonraki yıllarda bu tür bekleme süreleri yeniden uygulanamayacak.

Bekleme süresi içeren rahatsızlıklar veya özel durumlar, sözleşmede açıkça belirtilecek. Ayrıca, bekleme süresi tamamlandıktan sonra başka bir sigorta şirketine geçiş yapılması durumunda, yeni şirket tarafından ek süre uygulanamayacak yalnızca Kurum tarafından belirlenen özel durumlar esas alınacak. Eğer bekleme süresi tamamlanmadan şirket değişikliği yapılırsa, yeni şirketin uygulayacağı bekleme süresinden, önceki şirkette geçirilen süre düşülecek. Bu tür poliçelerdeki bekleme süresi uygulamalarına ilişkin yöntem ve esaslar, ilgili kurum tarafından belirlenecek.


Sağlık sigortasında yeni kurallar 1 Ocak 2026’da yürürlüğe girecek


ÖMÜR BOYU YENİLEME GARANTİSİ ARTIK ZORUNLU

Yeni düzenlemeyle birlikte, sigorta şirketleri artık 60 yaş altındaki bireylere, özel sağlık, tamamlayıcı ve destekleyici sağlık sigortalarında "ömür boyu yenileme garantisi" içeren poliçeler sunmakla yükümlü olacak.

Sigortalı, isterse bu garantiyi içeren ya da içermeyen poliçeler arasında seçim yapabilecek. Ancak şirketler, garanti içermeyen poliçelerde, bunu açıkça belirtmek ve sigortalıyı bu konuda bilgilendirmek zorunda olacak. "Ömür boyu yenileme garantisi" izlenimi verecek farklı taahhütler sunulamayacak

GARANTİNİN ŞARTLARI DEĞİŞTİRİLEBİLECEK

Yönetmelikte yer alan asgari şartlar dışında, ömür boyu yenileme garantisi yalnızca sigortalının lehine olacak şekilde değiştirilebilecek. İlk sözleşmede bu garantinin koşulları net biçimde belirtilmek zorunda. Şirket, bu şartlara uyanlara garanti vermekten kaçınamayacak.

Ömür boyu yenileme garantisinin sağlanabilmesi için şu iki koşul aranacak:

a) Poliçe yenileme dönemleri arasında en fazla 1 aya kadar geçen süreler hariç olmak üzere kesintisiz olarak aynı plan ile 3 yıl sigortalı olunması,

b) (a) bendinde belirlenen süre boyunca ortaya çıkan hastalık ve rahatsızlıklardan ötürü ödenen toplam tazminatların bu süre boyunca alınan toplam primlere oranının %80’in altında olması.

Şirketler, ilk poliçeyi oluştururken sigortalının önceki sağlık durumunu dikkate alabilecek. Gerekli gördüğü durumlarda hastalık ek primi, limit sınırlaması veya katılım payı gibi özel uygulamalara başvurabilecek. Ancak bu şartları sağlayan sigortalılara garanti sunmaktan kaçınamayacak.

GARANTİ SONRASI HAKLAR KORUMA ALTINDA

Sigortalı, ömür boyu yenileme garantisini aldıktan sonra aşağıdaki hakları da güvence altına alınmış olacak:

Yeni ortaya çıkan hastalıklar nedeniyle teminat kapsamı daraltılamayacak, limitler düşürülemeyecek, katılım payları artırılamayacak.
"Hastalık ek primi" uygulanamayacak.
Tazminat/prim oranına dayalı ek primler talep edilemeyecek.

YENİ UYGULAMA NE ZAMAN BAŞLAYACAK?

Tüm bu düzenlemeler, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek. Sigortalıların haklarını korumaya yönelik bu adımlar, sektördeki şeffaflık ve güven ortamını güçlendirmeyi amaçlıyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/10//bekleme-suresi-sirket-degisikligi-garanti-saglik-sigortasinda-yeni-donem-basliyor.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/10//bekleme-suresi-sirket-degisikligi-garanti-saglik-sigortasinda-yeni-donem-basliyor.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/10//bekleme-suresi-sirket-degisikligi-garanti-saglik-sigortasinda-yeni-donem-basliyor_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/10//bekleme-suresi-sirket-degisikligi-garanti-saglik-sigortasinda-yeni-donem-basliyor.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/bekleme-suresi-sirket-degisikligi-garanti-saglik-sigortasinda-yeni-donem-basliyor/10497/</link>
			<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 10:55:55 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Bakan Işıkhan 18 Yaş Altı Tip 1 Diyabet Hastaları İçin Duyurdu: &#039;76 Binden Fazla Reçeteyi Karşıladık&#039;</title>
			<description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan diyabet hastalığı ile mücadele eden 18 yaş altı hastalara yönelik bir paylaşım yaptı. Bu hastalar için cilt altı glukoz izlem cihazlarını geri ödeme kapsamına aldıklarını hatırlatan Bakan Işıkhan, “610 milyon liraya yakın ödeme bedeli olan 76 binden fazla reçeteyi evlatlarımız için karşıladık" dedi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Aralık 2024’te Cumhurbaşkanı Erdoğan Kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, 18 yaş altındaki Tip 1 diyabet hastası çocuklar için sensörlü glikoz izleme cihazlarının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından geri ödeme kapsamına alındığını duyurmuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni düzenleme ile bu cihazların 15 yaş altındaki çocuklar için de temin edilebileceğini vurgulamıştı.


Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından geri ödeme kapsamına alınmıştı


 

Cumhurbaşkanı ''Tip 1 diyabet hastalığı ile mücadele eden evlatlarımız ve ailelerine yönelik olarak glikoz takibi için gerekli cihazlar geri ödeme kapsamındaydı. Buna ilave olarak artık 15 yaş altındaki Tip 1 diyabet hastası evlatlarımız için sensörlü cilt altı glikoz izleme cihazlarını geri ödeme kapsamına alıyoruz” diye konuşmuştu.


Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan


 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan 18 yaş altı Tip 1 diyabet hastaları için bir açıklama yaptı.

Bakan Işıkhan, 2024 Aralık-2025 Eylül arasında 76 binden fazla reçete için yaklaşık 610 milyon lira ödeme yaptıklarını duyurdu.



Diyabet hastalığıyla mücadele eden çocukların ailelerini maddi olarak desteklediklerini belirten Bakan Işıkhan, bundan sonrasında da gayretle çalışmaya devam edeceklerini belirtti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/10//bakan-isikhan-18-yas-alti-tip-1-diyabet-hastalari-icin-duyurdu-03976-binden-fazla-receteyi-karsiladik039.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/10//bakan-isikhan-18-yas-alti-tip-1-diyabet-hastalari-icin-duyurdu-03976-binden-fazla-receteyi-karsiladik039.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/10//bakan-isikhan-18-yas-alti-tip-1-diyabet-hastalari-icin-duyurdu-03976-binden-fazla-receteyi-karsiladik039_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/10//bakan-isikhan-18-yas-alti-tip-1-diyabet-hastalari-icin-duyurdu-03976-binden-fazla-receteyi-karsiladik039.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/bakan-isikhan-18-yas-alti-tip-1-diyabet-hastalari-icin-duyurdu-76-binden-fazla-receteyi-karsiladik/10456/</link>
			<pubDate>Mon, 06 Oct 2025 11:29:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>SGK Harekete Geçti: Özel Hastaneye Gidenler Dikkat! Şikayet Eden Parasını Geri Alıyor</title>
			<description><![CDATA[SGK Uzmanı İsa Karakaş, özel hastanelerde bazı hizmetlerden ilave ücret alınamayacağını belirtti. Acil servis, kanser tedavisi, yoğun bakım gibi işlemlerin tamamen ücretsiz olduğunu vurgulayan Karakaş, yasa dışı ücret talep eden hastanelerin SGK tarafından cezalandırıldığını açıkladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Türkiye nüfusunun yüzde 99’una sağlık hizmeti sunarken, sağlık hizmeti sunan kurumların belirlenen kurallara uygun hareket etmesi gerekiyor. Kurallara aykırı durumlarda SGK’nın çeşitli yaptırımlar uyguladığı ifade edildi.

SGK Uzmanı İsa Karakaş’ın aktardığına göre, zorunlu ve isteğe bağlı sigortalı vatandaşların kamu hastanelerinin yanı sıra özel hastanelerde de tedavi olabildiğini belirtti. SGK’nın, vatandaşların kaliteli, eşit, erişilebilir ve bilimsel standartlara uygun sağlık hizmeti alabilmesi için özel hastanelerle sözleşme yaptığını hatırlatan Karakaş, bu hastanelerin hem SGK’dan ücret aldığını hem de belirli sınırlar dahilinde hastalardan ilave ücret talep edebildiğini söyledi.

Üniversite hastanelerinde öğretim üyeleri tarafından mesai dışı verilen sağlık hizmetlerinde de SGK’nın belirlediği oranlarda ilave ücret alınabildiğini ifade eden Karakaş, bu sınırların aşılması halinde kurumun denetim ve yaptırım hakkını kullandığını vurguladı.



İLAVE ÜCRET ALINAMAYACAK KİŞİLER BELİRLENDİ

Karakaş’ın açıklamalarına göre, SGK bazı kişilere sunulan sağlık hizmetlerinden hiçbir şekilde ilave ücret alınamayacağını açıkça belirledi. Bu kişiler arasında: Gazi ve şehit yakınları, Harp malulleri, İstiklal madalyası sahipleri, 1005 sayılı Kanun’a göre şeref aylığı alan kişiler ve bu kişilerin bakmakla yükümlü olduğu yakınları bulunuyor.

ACİL SERVİSLERDE EK ÜCRET YASAK

SGK Uzmanı Karakaş, acil servislerde sunulan sağlık hizmetlerinde de hiçbir şekilde katılım payı veya ilave ücret alınamayacağını hatırlattı. Sağlık Uygulama Tebliği’ne (SUT) göre SGK ile sözleşmeli ya da sözleşmesiz tüm sağlık hizmet sunucuları bu kurala uymak zorunda.

Hastanın, acil servise başvurusundan itibaren 24 saat içinde stabilize edilip servise yatırılması ya da başka bir hastaneye sevk edilmesiyle acil halin sona erdiğini belirten Karakaş, bu süre içinde sunulan tüm sağlık hizmetlerinin ücretsiz olması gerektiğini ifade etti.

Karakaş, acil durumun sona erdiğinin hasta veya yakınına yazılı olarak “Acil Halin Sona Ermesine İlişkin Bilgilendirme Formu” ile bildirilmeden ilave ücret talep edilemeyeceğinin altını çizdi.

BAZI TEDAVİLERDE İLAVE ÜCRET TALEP EDİLEMEZ

İsa Karakaş, yalnızca acil servislerde değil, bazı önemli tedavilerde de SGK mevzuatına göre ilave ücret alınamayacağını vurguladı. Bu hizmetler şunları kapsıyor:

Yoğun bakım hizmetleri
Yanık tedavisi
Kanser tedavileri (radyoterapi, kemoterapi, radyoizotop vb.)
Yenidoğan sağlık hizmetleri
Organ, doku ve kök hücre nakilleri
Doğumsal anomalilere yönelik cerrahi işlemler
Hemodiyaliz tedavileri
Kardiyovasküler cerrahi işlemler (istisnalar hariç)
İşitsel implantlar
Pandemi teşhis ve tedavileri
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/08//sgk-harekete-gecti-ozel-hastaneye-gidenler-dikkat-sikayet-eden-parasini-geri-aliyor.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/08//sgk-harekete-gecti-ozel-hastaneye-gidenler-dikkat-sikayet-eden-parasini-geri-aliyor.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/08//sgk-harekete-gecti-ozel-hastaneye-gidenler-dikkat-sikayet-eden-parasini-geri-aliyor_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/08//sgk-harekete-gecti-ozel-hastaneye-gidenler-dikkat-sikayet-eden-parasini-geri-aliyor.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/sgk-harekete-gecti-ozel-hastaneye-gidenler-dikkat-sikayet-eden-parasini-geri-aliyor/10307/</link>
			<pubDate>Sat, 23 Aug 2025 11:41:13 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Bunu Kimse Tahmin Etmemişti... Kovid-19&#039;un Bilinmeyen Etkisi Yıllar Sonra Ortaya Çıktı </title>
			<description><![CDATA[İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre, Kovid-19 döneminde insanlar bilinmeyen bir hasar daha aldı. O dönem insanların beyinlerinin 2020 öncesine kıyasla ortalama 5,5 ay daha hızlı yaşlandığı ortaya çıktı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[2020 yılında patlak veren Kovid-19 (koronavirüs) pandemisi miyonlarca insanı öldürüp milyonlarcasını da ağır bir şekilde hasta ederken, İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre, Kovid-19'un bir etkisi de yeni ortaya çıktı.

Nottingham Üniversitesi’nden bilim insanları, UK Biobank’ta yer alan 15 binden fazla yetişkinin verileriyle sağlıklı beyin yaşlanmasını tanıyan bir yapay zeka modeli geliştirdi. Model, pandemiden önce tarananlarla, önce ve pandemi sırasında taranan iki grubun beyin yaşlarını karşılaştırdı.

İZOLASYON DA ETKİLEDİ

raştırmaya göre, pandemi sürecinde insan beyninin yaşlanma hızı ortalama 5,5 ay öne çekildi. Çalışmayı yürüten nörolog Ali-Reza Mohammadi-Nejad, “Kovid geçirmeyenlerde de belirgin artış gördük. İzolasyon ve belirsizlik gibi faktörler beyin sağlığını etkiledi” dedi.

Ekipten nörolog Dorothee Auer ise verilerin iki zaman noktasına ait olduğunu belirterek, “Gördüğümüz değişikliklerin geri dönebileceğini söylemek mümkün, bu da cesaret verici. Beyin sağlığını sadece hastalıklar değil, çevremiz de şekillendiriyor” ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/08//bunu-kimse-tahmin-etmemisti-kovid19039un-bilinmeyen-etkisi-yillar-sonra-ortaya-cikti-.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/08//bunu-kimse-tahmin-etmemisti-kovid19039un-bilinmeyen-etkisi-yillar-sonra-ortaya-cikti-.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/08//bunu-kimse-tahmin-etmemisti-kovid19039un-bilinmeyen-etkisi-yillar-sonra-ortaya-cikti-_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/08//bunu-kimse-tahmin-etmemisti-kovid19039un-bilinmeyen-etkisi-yillar-sonra-ortaya-cikti-.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/bunu-kimse-tahmin-etmemisti-kovid-19-un-bilinmeyen-etkisi-yillar-sonra-ortaya-cikti/10172/</link>
			<pubDate>Fri, 01 Aug 2025 10:42:36 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Dudaklarda doğallığın yeni yolu nem dolgusu </title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Özellikle dudak estetiğinde artık herkesin önceliği doğallık. Ama doğallıktan kasıt, tamamen “hiçbir şey yapılmamış” görüntüsü değil; dışarıdan bakanın anlamadığı ama kişinin kendini daha iyi hissettiği, hafif ama yüz bütününe uyumlu değişiklikler.

Dudak estetiği neden bu kadar popüler?

Dudaklar yüzümüzün en dikkat çekici bölgelerinden biri. Yaşla birlikte dudak hacmi azalıyor, kontur çizgisi silikleşiyor, dudak çevresinde ince kırışıklıklar oluşuyor. Bunlar, yorgun ve solgun bir görünüm yaratabiliyor.
Tam da bu noktada devreye modern dudak estetiği yaklaşımları giriyor. Amaç, dudaklara abartılı bir hacim kazandırmak değil; formunu belirginleştirmek, doku kalitesini artırmak, ihtiyaç duyulan bölgelere çok hafif dolgu desteği vererek dudakları daha sağlıklı ve taze bir görünüme kavuşturmak.

Nem dolgusu nedir?

Son dönemde adını sıkça duyduğumuz nem dolgusu, dudak estetiğinde doğal görünümü destekleyen en güncel yöntemlerden biri. Nem dolgusu, aslında hyalüronik asit içeren özel formüllerle yapılan, dudak dokusunu içten nemlendiren ve hacimden çok dokuyu iyileştiren bir uygulama.
Bu yöntem sayesinde dudaklarda;
◊ Kuruluk azalır
◊ İnce çizgiler yumuşar
◊ Sağlıklı ve doğal bir parlaklık oluşur
◊ Hafif hacim kazanılır
◊ Dudak konturu belirginleşir.
Üstelik nem dolgusu, özellikle sürekli dudak kuruluğu yaşayan, ruj sürerken dudakları çatlayan veya yaşla birlikte dudak hacmi azalan kişiler için ideal bir seçenektir. 
Nem dolgusu, dudaklara yapay bir hacim katmak yerine, hyalüronik asit içerikli özel formüllerle dudak dokusunu içten besleyen ve nemlendiren bir uygulamadır. Bu sayede dudaklar daha sağlıklı, pürüzsüz ve genç görünür.
Özellikle soğuk havalarda kuruyan, çatlayan, incelen dudaklar için nem dolgusu etkili bir çözüm sunar. Üstelik doğru teknikle uygulandığında, dışarıdan işlem yaptırıldığı bile anlaşılmaz.

Sadece hacim değil form ve doku ön planda

Dudak estetiğinde artık tek amaç hacim değil. Kontur belirginleştirme, asimetrileri düzeltme ve dudak çevresindeki ince çizgileri yumuşatma da en az hacim kadar önemli. İnce dudaklara sahip olanlar da korkmadan minimal ve doğal bir dolgu ile taze bir görünüm elde edebiliyor.

Dudak estetiğinde doğru bilinen yanlışlar

Hâlâ birçok kişi dudak dolgusu denilince, kalın ve yapay görünümlü dudakları düşünüyor. Oysa modern tekniklerde amaç asla bu değil. Doğru planlama ve uygun ürün seçimiyle yapılan uygulamalarda, işlem sonrası kişi daha sağlıklı ve dinlenmiş görünür. İşlem yaptırıldığı dışarıdan anlaşılmaz.
Bir diğer yanlış inanış da şu: İnce dudaklı kişilerin dolgu yaptırırsa mutlaka çok büyük dudaklara sahip olacağı. Tam aksine, dudak formunu koruyarak yapılan minimal dokunuşlar ince dudaklarda da harika sonuçlar yaratabiliyor.
 

Ünlülerin tercihi de doğallıktan yana

Günümüzde pek çok ünlü isim de abartılı dolgu dönemini geride bırakıp, daha doğal ve sağlıklı dudak görünümüne yöneliyor. Çünkü artık toplumda da estetik işlemin “görünmemesi” en büyük tercih sebebi haline geldi. Dünya genelinde ünlü isimler de bu doğal dönüşümün en büyük savunucuları. 
Ünlülerin makyajsız halleri bile konuşuluyor; çünkü estetik anlayışı doğal güzellik üzerine kurulu.

Dudak estetiğinde nelere dikkat edilmeli?

Dudak dolgusu ve nem dolgusu gibi uygulamalar mutlaka deneyimli bir uzman tarafından yapılmalı. Her yüz farklı olduğu için, herkesin ihtiyacı da farklıdır. Kimi zaman sadece kontur belirginleştirme yeterli olurken, kimi zaman minimal hacim desteği gerekebilir. Önemli olan kişinin yüz hatlarına uygun planlama yapmaktır.
Ayrıca kullanılan ürünün kalitesi ve uygulama tekniği de büyük önem taşır. Uygun olmayan ürünler veya yanlış teknikler, istenmeyen sonuçlara yol açabilir. İşlem kişiye özel planlanarak yapılmalı. Unutulmamalı ki her yüzün ihtiyacı ve anatomisi farklıdır. Doğru ürün ve doğru teknikle uygulandığında, dudak estetiği hem görünümü güzelleştirir hem de özgüveni artırır.
 

Azla daha fazla

Günümüz estetik anlayışında “azla daha fazla” sloganı dudaklarda da kendini gösteriyor. Küçük, incelikli dokunuşlarla daha sağlıklı, daha dinç ve daha çekici bir görünüm mümkün.
Özetle abartıdan uzak, kişinin yüzüne uygun, doğal ve sağlıklı dudak estetiği için doğru zaman, doğru ürün ve doğru uzman seçimi altın kural.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/06//dudaklarda-dogalligin-yeni-yolu-nem-dolgusu-.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/06//dudaklarda-dogalligin-yeni-yolu-nem-dolgusu-.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/06//dudaklarda-dogalligin-yeni-yolu-nem-dolgusu-_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/06//dudaklarda-dogalligin-yeni-yolu-nem-dolgusu-.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/dudaklarda-dogalligin-yeni-yolu-nem-dolgusu/10072/</link>
			<pubDate>Mon, 30 Jun 2025 12:02:43 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Anti-aging mi longevity mi?</title>
			<description><![CDATA[Estetik dünyasında klasik “yaşlanma karşıtı" söylemin artık yeterli gelmediği bir dönemdeyiz. Anti-aging hâlâ geçerli ama artık tek başına yeterli değil. İnsanlar sadece genç görünmek değil, genç kalmak ve sağlıklı yaş almak istiyor. Longevity, sadece güzel değil, güçlü ve sağlıklı kalmak isteyenlerin yeni hedefi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Jennifer Lopez 55 yaşında, hâlâ 35 gibi görünüyor.
Sophia Loren ise 90’larında, zarafetinden hiçbir şey kaybetmedi.
Peki sır ne?
Genetik mi, şans mı, yoksa iyi bir dermatolog mu?

20 yıl önce hastalar “bu kırışıklığı silebilir miyiz” diye sorardı. Bugün artık sorular değişti:

◊ Bu işlem hücremi yeniler mi...
◊ Yaşlanmayı yavaşlatır mı...
◊ Cildim sadece iyi görünmesin, gerçekten iyi olsun!”

Bu fark aslında çağın dönüşümünü gösteriyor: Anti-aging, yani yaşlanmaya karşı durmak artık tek başına yeterli değil.

Yeni hedef: Longevity, yani sağlıklı ve kaliteli yaş alma.



FARKLARI NELER?

Anti-aging yaklaşımı dışarıdan gözle görülen yaşlanma belirtilerine odaklanır.
Kırışıklıklar, cilt sarkmaları, hacim kaybı, lekeler...
Bu izleri tedavi etmek için geliştirilmiş sayısız yöntem var:
Botulinum toksinler, dolgu maddeleri, mezoterapi kokteylleri, lazer sistemleri...
Hepsi işe yarıyor, ama ne kadar süreyle?
Anti-aging müdahaleler genellikle semptom giderici çözümler sunar.
Tıpkı baş ağrısına ağrı kesici almak gibi, sonuç anlık ve gözle görülürdür ama nedeni hâlâ oradadır.
Oysa cilt yaşlanması bir sonuçtur. Sorun yüzeyde değil, daha derinlerde, hücre düzeyindedir.

LONGEVITY: YAŞLANMANIN KÖKÜNE İNMEK

“Longevity” kelimesi İngilizce’de “uzun ömür” anlamına gelir ama medikal estetikte çok daha fazlasıdır.
Longevity yaşlanmayı hücresel seviyede yavaşlatmayı, hatta mümkünse tersine çevirmeyi amaçlar.
Sadece görünümü değil, biyolojik yaşı önemser.
Longevity yalnızca daha uzun yaşamak değil, bu süreyi sağlıklı, üretken ve mutlu geçirmek demektir.
Harvard Üniversitesi’nden Dr. David Sinclair, “Yaşlanmayı geciktirmek mümkündür, çünkü yaşlanma bir hastalık değil, bir süreçtir” diyor.
Bu süreç yönetilebilir hale geldikçe, cilt de bu değişime ayak uyduruyor.

İşte bu süreci yönetmek için:

◊ Biyolojik yaşla kronolojik yaş arasındaki farkı azaltmak
◊ Hücreleri genç tutmak
◊ Oksidatif stresi azaltmak
◊ Kronik enflamasyonu baskılamak
◊ Kolajen ve elastin üretimini canlı tutmak
◊ Cildin bağışıklığını desteklemek

NEREYE EVRİLİYOR?

Artık bir dolgudan sadece “hacim” değil, “hücre uyarımı” da bekleniyor.
Bir mezoterapi karışımı, sadece parlaklık değil, aynı zamanda cildin uzun vadeli sağlığına katkı sunmalı.

Estetik artık kısa vadeli bir sonuç değil, uzun vadeli bir yatırım.
“Hadi şu kırışıklığı silelim” demek yerine, “Cildinin neden yorgun olduğunu birlikte anlayalım” demek...

Bunu yalnızca bir enjeksiyonla sağlamak mümkün değil.
Longevity yaklaşımı bütünsel düşünmeyi gerektirir:
Beslenme, uyku, stres seviyesi, bağırsak sağlığı, hormonal denge ve düzenli medikal destek.

Artık hekimler bu yolda daha farklı araçlar kullanıyor:
◊ Polinükleotid (DNA bazlı gençleştiriciler)
◊ Rejeneratif mezoterapiler
◊ Antioksidan kokteyller
◊ Kolajen uyarıcı cihazlar
◊ Peptit içerikli destek tedavileri

KORUYUCU HEKİMLİK

Artık cilde müdahale, sorun oluştuktan sonra değil, oluşmadan önce başlıyor.
Antioksidan serumlar, C vitamini bazlı ürünler, niasinamid içerikli kremler, sadece bakım değil, biyolojik saati yavaşlatan ajanlar gibi çalışıyor.
Tıpkı bir “cilt sigortası” gibi...
Aynaya bakarken artık sadece kırışıklık aranmıyor.
Göz altındaki halkalar, cilt tonunun matlığı ya da yüz ovalinin belirginliği kadar, ne kadar iyi hissettiğimiz de gençliğin bir ölçütü haline geldi.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/05//antiaging-mi-longevity-mi.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/05//antiaging-mi-longevity-mi.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/05//antiaging-mi-longevity-mi_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/05//antiaging-mi-longevity-mi.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/anti-aging-mi-longevity-mi/9935/</link>
			<pubDate>Mon, 26 May 2025 12:33:10 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Vücudun görünmez savaşçısı: Arginin</title>
			<description><![CDATA[Kalbi koruyor, cildi yeniliyor, hormonları dengeliyor… Proteinlerin yıkımıyla sentezlenen arginin, bağışıklık sistemini destekleyerek adeta vücuda kalkan oluyor. Dr. Yunus Kayalar, bu amino asidin nohuttan tavuğa, fındıktan yumurtaya pek çok besinde yer aldığını söylüyor.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Görünmez bir savaşçı gibi çalışan arginin, vücutta adeta sağlık devrimini başlatıyor. Kan damarlarını açarak kalbi rahatlatıyor, bağışıklığı yükseltiyor, cinsel gücü artırıyor ve kasları onarıyor. Vücudumuzda doğal olarak bulunan argininin faydaları saymakla bitmediğini belirten İstanbul Florence Nightingale Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Kayalar, bağışıklık sisteminden kalp sağlığına kadar etkileri bulunan bu aminoasitin pek çok alanda iyileştirici etkisine dikkat çekti. Argininin bağışıklık hücrelerini destekleyerek enfeksiyonlara karşı direnci artırdığını belirten Kayalar, “Vücuttaki bazı proteinlerin yıkımıyla sentezlenen arginin, özellikle kan damarlarını genişleten ve kan akışını iyileştiren bir amino asit. Vücutta azot oksit üretimi için önemli bir öncül madde olan arginin, bağışıklık sisteminin güçlendirirken, büyüme hormonu salınımını da artırıyor” dedi. Kayalar bu amino asitin kalpten cilt sağlığına, cinsel sorunlardan endokrin sistemine kadar pek çok faydası olduğunu ifade etti.
Kalp sağlığını koruyor

Arginin, kan damarlarını genişleterek kan akışını artırır, bu da kalp ve damar sağlığını destekler. Endotel, damarların iç yüzeyini kaplayan hücre tabakasıdır ve arginin, bu hücrelerin fonksiyonlarını iyileştirir. Ayrıca, damarların sertleşmesini engelleyerek kan basıncını düşürmeye yardımcı olabilir. Bu sayede hipertansiyon, damar tıkanıklığı ve kalp hastalıkları gibi sağlık sorunlarının riskini azaltabilir.

Ciltte canlılık ve hızlı iyileşme

Kan dolaşımını hızlandırarak cildin daha iyi beslenmesini ve oksijen almasını sağlar, bu da cildin canlı ve sağlıklı görünmesini destekler. Ayrıca, arginin, cildin elastikiyetini artırarak kırışıklıkların ve ince çizgilerin görünümünü azaltabilir. Ciltteki hasarların daha hızlı onarılmasını sağlar ve yeni hücrelerin üretimini destekler. Bu özellik, özellikle ciltteki küçük yaralar veya sivilce izlerinin iyileşmesine yardımcı olabilir.
Cinsel fonksiyonları destekliyor

Arginin, kan damarlarını genişletme özelliği sayesinde cinsel sağlıkla ilgili sorunları, iyileştirebilir. Argininin mesane fonksiyonlarını iyileştirme etkisi de vardır. İyi bir kan akışı, mesane kaslarının sağlıklı çalışmasına ve idrar yollarının düzgün fonksiyon göstermesine yardımcı olabilir. Bu durum, özellikle cinsel sağlık sorunlarıyla bağlantılı olan idrar yolu problemleri gibi durumları iyileştirebilir.

Hormonları dengeleyip şekeri düzenliyor

Büyüme hormonunun salınımını artırır, insülin direncini azaltır. Bu da kas artışı, yağ yakımı ve metabolizma düzenine katkı sağlar. Stres hormonlarını dengeleyerek ruh haline de olumlu etki eder.İnsülinin etkisini artırarak insülin duyarlılığını iyileştirebilir. Bu da kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesine yardımcı olabilir. İnsülin direnci, tip 2 diyabet gibi hastalıkların temelinde yer aldığı için, argininin bu etkiyi yapması, metabolik sağlığı destekleyebilir. Ayrıca, stres yanıtı ve hormon dengesinin düzenlenmesinde rol oynar. Vücudun stresle başa çıkma yeteneğini artırarak, hormonal dengeyi sağlayabilir.
Kas iskelet sistemini onarıyor

Kas dokusunun onarımı ve iyileşmesinde önemli bir rol oynar. Egzersiz sonrası kas iyileşmesini hızlandırabilir, kas kütlesi artışını destekleyebilir. Arginin, kaslardaki mikro hasarların iyileşmesini hızlandırarak, egzersiz sonrası kas ağrılarını ve sertliği azaltabilir. Spor sonrası iyileşme sürecini daha rahat ve hızlı hale getirir. Argininin kas iskelet sistemindeki olumlu etkileri, özellikle fiziksel performansını artırmak ve egzersiz sonrası iyileşme sürecini hızlandırmak isteyenler için faydalı.
 

DİKKATLİ KULLANMAK ŞART

Sporcular ve fiziksel aktivite yapanların arginin takviyesi aldığını hatırlatan Kayalar, “Arjinin çok değerli bir moleküldür, ancak yan etkilerin fazla olması ve ilaç etkileşiminin yaygın olmasında çok dikkatli ve mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalı. Sporcular arginini egzersiz performansını artırmak için kullanıyor.Arginin kaslara kan akışını artırıp, çalışan kaslara oksijen ve besin dağıtımını artırıyor. Bu sayede yorgunluğu geciktirerek performansı artırıyor. Hipertansiyon, kalp damar tıkanıklığı olanlar, cinsel sağlık veya infertilite tedavisi görenler, vücut geliştiriciler, spor ile uğraşanlar bu takviyeleri kullanabiliyor. Ancak tansiyon hastalarında tansiyon değişikliği yapabilir. İnsülin veya şeker düşürücü kullananlar, böbrek yetmezliği hastaları için ise riskli olabiliyor. Kalp hastaları bu konuda çok dikkatli olmalı. Doğru dozajı ve kullanım sıklığı, hekim kontrolünde ve kişiye özel olmalı” değerlendirmesi yaptı.

BU BESİNLER HAYATİ ÖNEMDE

Çoğu besinde bulunan arginin özellikle kırmızı et, tavuk ve hindi gibi hayvansal gıdaların yanı sıra mercimek, nohut, fasulyede zengin olarak yer aldığını anlatan Kayalar, “Süt, yoğurt ve peynir gibi süt ürünlerinde de bulunan arginin, badem, ceviz, fındık ve fıstık gibi kuruyemişler, yumurta beyazı, soya sütü gibi soya bazlı ürünlerde etkili miktarda yer alıyor” diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/05//vucudun-gorunmez-savascisi-arginin.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/05//vucudun-gorunmez-savascisi-arginin.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/05//vucudun-gorunmez-savascisi-arginin_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/05//vucudun-gorunmez-savascisi-arginin.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/vucudun-gorunmez-savascisi-arginin/9796/</link>
			<pubDate>Mon, 05 May 2025 11:39:25 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Beynin Kendini İyileştirme Yeteneği Öğrenme Güçlüğüne Umut Oluyor</title>
			<description><![CDATA[Teknolojik gelişmeler, sağlık sektörüne hem kolaylıklar getiriyor hem de sektörü dönüştürüyor. Yapay zekâ destekli teşhislerden giyilebilir cihazlara kadar birçok yenilik, hastalıkların çözümünde ve sorunların giderilmesinde etkili çözümler sunuyor. Bu bağlamda beyin dalgalarını analiz ederek insan-makine etkileşimini mümkün kılan nöroteknoloji; ilaçsız, kişiselleştirilmiş ve maliyet olarak daha uygun bir seçenek sunarak her 10 kişiden yaklaşık 1'inde görülen disleksi gibi öğrenme güçlüğü sorunları yaşayan bireylere yeni bir umut ışığı oluyor.

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Teknolojik gelişmeler, hayatımızın her alanında bize kolaylık ve konfor sunmaya devam ediyor. Sabahları uyandığımızda ilk iş olarak elimize aldığımız telefonlarımızdan temassız ödeme sistemlerine kadar her yerde teknoloji ile iç içe yaşıyoruz. Yeni teknolojiler, daha önce imkânsız görülen kapıları aralayarak dünya çapında birçok sektörü kökten değiştiriyor.

Sağlık sektörü ise teknolojinin en hızlı dönüştürdüğü alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ destekli teşhis sistemleri, hastalıkların erken teşhisini mümkün kılarken, giyilebilir cihazlar sayesinde hastaların sağlık durumları anlık olarak takip edilebiliyor. Robotik cerrahi sistemleri, daha hassas ve minimal invaziv ameliyatların yapılmasına olanak sağlarken, tele-tıp uygulamaları sayesinde hastalar evlerinden çıkmadan uzman doktorlara ulaşabiliyor. Son yapılan araştırmalara göre sağlık bilişim teknolojileri pazarının2024 yılında yaklaşık 360 milyar dolar olduğu tahmin edilirken bu rakamın 2029'a kadar yüzde 15'lik yıllık büyüme oranıyla 730 milyar doların üzerine çıkması bekleniyor.

“Kızlara Göre Erkeklerde 5 Kat Daha Fazla Görülüyor”

Sağlık teknolojilerinin yeni çözümler sunduğu alanlardan birini de öğrenme güçlüğü oluşturuyor. Geleneksel öğretim yöntemleri, özellikle öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar için çoğu zaman yetersiz kaldığını belirten Auto Train Brain CEO’su Dr. Günet Eroğlu, “Nöroteknoloji uygulamaları öğrenme güçlüğü yaşayan bireylere umut oluyor. Kızlara göre erkeklerde 5 kat daha fazla görülen öğrenme güçlüğü olan disleksi, toplumumuzda hastalık olarak biliniyor fakat bir hastalık değil, nörogelişimsel bir farklılıktır. Kişilerde sanılanın aksine zekâ geriliği yok. Bu bireyler üstün zekaya sahip olabiliyor. Bu nedenle, tüm vücudu kontrol eden bir sistem olan beynin işleyişini anlayıp, beyin dalgalarını analiz ederek nöro geri bildirim teknikleriyle ilgili bölgeleri iyileştirilebiliyor” dedi.

“Beyin Sinyallerini Anlamak Yaklaşık 800 Milyon Disleksili Bireye Umut Oluyor”

Öğrenme güçlüğünün nöronlar arasındaki sinyal sisteminin farklı işleyişinden kaynaklandığını belirten Dr. Eroğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak nöroplastisite sayesinde, beyin bu farklılığa rağmen yeni bağlantılar kurarak öğrenme sürecini iyileştirebilir. Beyinden gelen sinyallerin güçlü ve zayıf yönleri analiz ediliyor. Bunun neticesinde farklı öğrenme stillerine uygun kişiye özel eğitim içerikleri sunuluyor ve böylece beynin sinyal işleyişi normalleştiriliyor. Bu uygulama dünya nüfusunun yüzde 10’unu etkileyen yaklaşık 800 milyon disleksik bireye umut oluyor. Çünkü hem ilaçsız bir tedavi sunuyor hem de kişilere istediği zaman ve mekânda kendini geliştirme olanağı sunuyor.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/04//beynin-kendini-iyilestirme-yetenegi-ogrenme-guclugune-umut-oluyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/04//beynin-kendini-iyilestirme-yetenegi-ogrenme-guclugune-umut-oluyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/04//beynin-kendini-iyilestirme-yetenegi-ogrenme-guclugune-umut-oluyor_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/04//beynin-kendini-iyilestirme-yetenegi-ogrenme-guclugune-umut-oluyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/beynin-kendini-iyilestirme-yetenegi-ogrenme-guclugune-umut-oluyor/9753/</link>
			<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 13:45:57 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Cildiniz Bahara Hazır mı? Adım Adım Mevsim Geçişi Bakımı </title>
			<description><![CDATA[Güneş lekeleri, mat cilt görünümü ve nem kaybı... Kışın kurutucu soğuğundan çıkan cilt, baharın getirdiği sıcaklık ve artan güneş ışınlarına uyum sağlamaya çalışır. Bahar ayları, cilt yenilenmesi ve bakım için en uygun dönemdir. Bu dönemde doğru cilt bakımı yapmak kadar, medikal estetik uygulamalarla cildi desteklemek de önem taşır. Mevsim geçişlerinde cilt sağlığınızı korumanın etkili yolları...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[1. Temizlik: Lipid bariyeri zedelemeden arındırma

Kış aylarında kullanılan yoğun temizleyiciler, baharla birlikte cildin değişen sebum dengesine zarar verebilir. Özellikle ciltte kuruluk ve gerginlik şikâyetleri baş gösteriyorsa, yüzey aktif maddesi (surfactant) içeriği düşük, pH dengeli, su bazlı veya misel yapıdaki temizleyiciler tercih edilmelidir. Bu ürünler, cildin doğal bariyer yapısını koruyarak epidermal su kaybını azaltır. 

2. Nemlendirme rutinini güncelleyin

Bahar aylarında hava sıcaklığı ve nem oranının artmasıyla birlikte daha hafif, non-komedojenik ve su bazlı nemlendiricilere geçilmelidir. İçeriğinde hyaluronik asit, gliserin ve seramid bulunan ürünler, hem cildin nem tutma kapasitesini artırır hem de epidermal bariyeri onarır. Aynı zamanda niasinamid içeren formüller, mevsim geçişlerinde görülebilecek irritasyonları azaltmada etkilidir.

3. Güneş koruyucu kullanımını artırın

UVB ışınlarının yoğunluğu baharla birlikte artar. Melanin üretiminin aktive olmasıyla güneş lekeleri, melazma, lentigo gibi sorunlar gözlenebilir. Bu nedenle en az SPF 30 içeren, geniş spektrumlu (UVA-UVB koruyucu) ve tercihen antioksidan takviyeli güneş koruyucular günlük bakımın olmazsa olmazıdır. Her 3–4 saatte bir tekrar uygulanmalıdır.

4. Peeling’ler

Kış boyunca biriken ölü keratinositler, cildin mat ve pürüzlü görünmesine neden olur. Bu nedenle haftada 1-2 kez yapılan AHA (glikolik/laktik asit) veya BHA (salisilik asit) içerikli kimyasal eksfoliasyon uygulamaları, cildin yenilenmesini destekler. Bu tür işlemler sonrası güneş koruyucu kullanımı kritik önem taşır, aksi takdirde fotohasar riski artabilir.

Medikal estetik uygulamalar

Mevsim geçişlerinde cilt bakımını destekleyen bazı medikal estetik işlemler, cildi tazeler ve genç bir görünüm kazandırır. 
İşte bahar aylarında en çok tercih edilen uygulamalar:

◊ Mezoterapi: Hücre düzeyinde nem takviyesi

İçeriğinde hyaluronik asit, amino asitler, koenzimler ve vitaminler bulunan mezoterapi kokteylleri, dermis seviyesinde hidrasyonu artırarak cilde elastikiyetini ve parlaklığını geri kazandırır. 
Bahar aylarında özellikle mat ve kuru cilt yapılarında mükemmel sonuçlar verir. Seanslar genellikle 2–4 hafta aralıklarla uygulanır.

◊ Somon DNA: Antioksidan destekli gençlik aşısı

Somon balığı sperminden elde edilen polinükleotid içerikli enjeksiyonlar, fibroblast aktivitesini artırarak kolajen ve elastin üretimini tetikler. 
Özellikle ince kırışıklık, kuruluk ve ton kaybı şikâyetlerinde etkilidir. Baharın yenileyici enerjisini cilde taşıyan bu uygulama, yaz öncesi ideal bir hazırlıktır.

◊ Derin temizlik ve onarım

Cilt yenilemenin en nazik ve etkili yollarından biri olan medikal bakım sistemleri mevsim geçişlerinde cildi derinlemesine temizler, ölü hücrelerden arındırır ve yoğun nem takviyesi yapar. 
Vakum destekli sistemlerle yapılan medikal cilt bakımları (hydrafacial, oksijen terapi gibi), gözenekleri temizlerken aynı anda cilde nem ve antioksidan serumlar infüze eder. 
Mevsim geçişlerinde hem cildi arındırır hem de toparlar.

Lazerle leke tedavisi ve cilt yenileme

Güneşin daha güçlü olduğu yaz ayları gelmeden önce, lekelerden arınmak için lazer uygulamaları yaptırabilirsiniz. Q-Switch tulyum, Pico lazer gibi sistemler, epidermal ve dermal pigmentasyonu hedef alarak leke tedavisinde etkilidir. Bu yöntemler, cilt tonu eşitsizliklerini gidererek daha pürüzsüz bir görünüm sağlar. Bahar bu işlemler için en uygun mevsimdir, çünkü güneş maruziyeti hâlâ sınırlıdır. Lazer sonrası mutlaka güçlü güneş koruma sağlanmalıdır.

Botoks ve dolgu uygulamaları

Baharla birlikte artan sosyal etkinlikler, düğünler, davetler öncesinde, botulinum toksin enjeksiyonları ile alın, kaş arası ve göz çevresindeki mimik çizgileri yumuşatılabilir. Hyaluronik asit dolguları ise nazolabial bölge, yanaklar ve dudak çevresinde hacim kayıplarını gidererek yüz hatlarına tazelik kazandırır.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/04//cildiniz-bahara-hazir-mi-adim-adim-mevsim-gecisi-bakimi-.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/04//cildiniz-bahara-hazir-mi-adim-adim-mevsim-gecisi-bakimi-.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/04//cildiniz-bahara-hazir-mi-adim-adim-mevsim-gecisi-bakimi-_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/04//cildiniz-bahara-hazir-mi-adim-adim-mevsim-gecisi-bakimi-.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/cildiniz-bahara-hazir-mi-adim-adim-mevsim-gecisi-bakimi/9751/</link>
			<pubDate>Sun, 20 Apr 2025 16:14:57 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Özel hastanelerde yeni dönem: Yeni standartlar getirildi </title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Yönetmeliği’nde değişiklik yaptı. Yeni yönetmeliğe göre, tıp merkezlerinin Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü’nden (TÜSKA) akreditasyon belgesi alması zorunlu oldu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
'Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ hedefleri doğrultusunda güncellenen yönetmelikle, özel sağlık kuruluşlarının işletme ve hizmet sunum standartlarında önemli yeniliklere gidildi.

Tıp merkezleri, poliklinikler, muayenehaneler ve fizik tedavi kurumlarını kapsayan düzenlemelerle hasta güvenliği, hizmet kalitesi ve denetim süreçlerinin güçlendirilmesi amaçlandı.

TIP MERKEZLERİNE AKREDİTASYON ZORUNLULUĞU

Yeni yönetmeliğe göre, tıp merkezlerinin Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü’nden (TÜSKA) akreditasyon belgesi alması zorunlu hale geldi.

Ayrıca, tıp merkezi bünyesinde doğum ünitesi açılabilmesi için yeni kriterler getirildi. Kayıt ve arşiv işlemlerinde ise elektronik sistem zorunluluğu getirildi.

HASTA GÜVENLİĞİNE YÖNELİK YENİ ÖNLEMLER

Bilimsel esaslara uygunluk çerçevesinde, tüm tıbbi tedavi uygulamalarında tıbbi endikasyon ve uygulama denetimleri yapılmasına yönelik düzenleme hayata geçirildi.

24 saat hizmet verebilecek donanıma sahip tıp merkezlerinde acil ünitesi ve cerrahi müdahale birimi kurulmasına izin verildi.

Ayrıca, tıp merkezlerinde yapılabilecek cerrahi işlemlerle ilgili standartlar güncellendi.

KADRO PLANLAMASI VE AÇILIŞLAR YILLIK PROGRAMA ALINDI

Yönetmelikle birlikte, yeni özel sağlık kuruluşu açılışları ve kadro taleplerinin değerlendirilmesi artık yıllık planlama kapsamına alınacak. Böylece, sağlık yatırımlarının dengeli ve ihtiyaca yönelik yapılması hedefleniyor.
 

SAHİPLİK KRİTERLERİ YENİDEN TANIMLANDI

Özel sağlık kuruluşlarının sahipliğiyle ilgili yeni kurallar da getirildi.

1219 sayılı Kanun uyarınca hekimlik mesleğinden yasaklı kişilerin sağlık kuruluşu sahibi olması tamamen yasaklandı. Daha önce sahip olduğu sağlık kuruluşunun ruhsatı iptal edilen kişilere ise 5 yıl süreyle yeni sağlık kuruluşu açma yasağı getirildi.
 

POLİKLİNİKLERİN BİRLEŞMESİ TEŞVİK EDİLİYOR

İki veya daha fazla polikliniğin birleştirilerek tıp merkezine dönüşmesine yönelik düzenlemeyle birlikte, birleşen poliklinik sayısı kadar ilave kadro verilmesine imkân tanındı.

Böylece daha güçlü ve kapsamlı sağlık hizmeti sunan yapıların oluşturulması hedefleniyor.

MUAYENEHANELER VE FİZİK TEDAVİ ÜNİTELERİNE YENİ STANDARTLAR

Muayenehanelerde uygulanacak tıbbi işlemler, çağdaş tıp kurallarına uygun şekilde yeniden tanımlandı.

Ayrıca fizik tedavi ve rehabilitasyon kurumları ile ünitelerinde sunulan hizmetler için bina ve fiziki koşullara dair ilave kriterler getirildi.

 

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/04//ozel-hastanelerde-yeni-donem-yeni-standartlar-getirildi-.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/04//ozel-hastanelerde-yeni-donem-yeni-standartlar-getirildi-.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/04//ozel-hastanelerde-yeni-donem-yeni-standartlar-getirildi-_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/04//ozel-hastanelerde-yeni-donem-yeni-standartlar-getirildi-.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/ozel-hastanelerde-yeni-donem-yeni-standartlar-getirildi/9750/</link>
			<pubDate>Sat, 19 Apr 2025 12:12:27 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Aort yırtılması nedir, neden olur? Aort yırtılmasının tedavisi var mı?</title>
			<description><![CDATA[TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in, kalp rahatsızlığıyla 15 Nisan Salı akşamı hastaneye kaldırılmasının ardından, aort yırtığı teşhisi konuldu. Aort yırtılması nedir, ne kadar yaygın ve kimler risk altında?
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in, kalp rahatsızlığıyla 15 Nisan Salı akşamı hastaneye kaldırılmasının ardından, aort yırtığı teşhisi konuldu. Önder'in, kaldırıldığı Florence Nightingale Hastanesi, 12 saat süren ameliyattan sonra kalp destek cihazına bağlandığı açıkladı. Önder'in sağlık durumu hala kritik.

Doktorları Önder'in halihazırda aort genişlemesi olarak bilinen aort anevrizması rahatsızlığının olduğunu ancak riskli görülmediğini ve ilaçla tedavi gördüğünü belirtti.

AORT YIRTILMASININ SEBEBİNİ UZMANLAR AÇIKLADI

Türkiye Kardiyoloji Derneği'ne göre aort yırtılmasının toplumda görülme sıklığı yüz binde iki ila yüz binde dört kadar düşük.

Ancak akut ve acil olarak tanımlanan oldukça riskli bir durum.

BBC Türkçe'ye konuşan İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı'nda Doç. Dr. Ömer Faruk Baycan, riskli gruplar arasında, halihazırda aort anevrizması olarak bilinen aort genişlemesi olanlar, tansiyon hastaları ve hamileleri sayıyor.



 

Aort hastalıkları gelişmesi riski ilerleyen yaşlarda artıyor.

BBC Türkçe'ye konuşan Türkiye Kardiyoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Bülent Mutlu, "Tüm popülasyona baktığınız zaman mesela yüzde 1 oranında gözükürken, 65-70 yaş üstünde bu oran yüzde 10'lara çıkıyor" diyor.

Bu yaş grubundaki erkeklerde aort anevrizmaları görülme sıklığının kadınlara göre dört kat fazla olduğunu aktarıyor.

Bunlarla birlikte genetik, sigara kullanımı, stres, diyabet, sağlıksız beslenme ve durağan yaşam gibi etmenler de risk faktörleri arasında.

Mutlu'nun "öngörmesi zor bir hastalık" olarak nitelendirdiği aort yırtılmalarının önceden tespiti için risk gruplarında düzenli taramalar yapılması gerekiyor.

Doç Dr. Ömer Faruk Baycan, ailesinde böyle bir durum olan kişilerin kontrol edilmesini istediklerini belirterek "Bunu basit ultrasonografik yöntemlerle yapabiliyoruz" diyor.



AORT NEDİR? NEDEN ÖNEMLİ?

Kalp vücuttan gelen kirli kanı temizleyen ve temiz kanı vücuda pompalayan hayati bir organ.

Aort damarı, kalpten çıkan temiz kanı tüm vücuda taşıyan en büyük atar damar olmasıyla oldukça kritik bir öneme sahip.

Damarın içindeki tabakaların yırtılması buradan beslenen başta kalbin kendisi, beyin ve diğer iç organları riske atıyor.

Aort damarı kalpten çıktığı andan itibaren ilk olarak kalbi besleyen dallara ayrılıyor.

Koroner arterler adı verilen damarlardan sonra kolları ve beyni besleyen damarlar yukarı doğru çıkıyor.

Aşağıya doğru karın bölgesinde, karaciğer, pankreasa ve diğer organlara ulaşıyor.

Prof. Dr. Bülent Mutlu, "Aortu neredeyse bütün organlarımızın beslenmesini sağlayan ana bir yol gibi düşünebiliriz" diyor.

'KALP DAMAR CERRAHİSİNİN EN BÜYÜK AMELİYATI'

Mutlu, bazı durumlarda yırtıkların tüm bu bölümlere yayılabildiğini bazı durumlarda da sadece damarın başlangıcını etkileyebildiğini belirtiyor.

"Tüm bu arterlerdeki yırtık bölgelerinin tamiri, kalp damar cerrahisinin en büyük, ağır ve en uzun süren ameliyatıdır" diyor.

Bazı nadir görülen durumlarda aortun tamamen yırtılıp vücut içine doğru patlayabildiğini aktarıyor. Bunun görülebilecek en ağır vakalardan biri olduğunu söylüyor.

Tıbbi müdahale aorttan itibaren hangi bölgenin ya da bölgelerin yırtıldığına göre değişebiliyor.

Prof. Dr. Bülent Mutlu, tümünde, aortun içinde ayrılan katmanın aslında geriye doğru tekrar yapışmasının ve yırtık bölgesinin tamirinin sağlanmasının amaçlandığını belirtiyor.

"Fakat çok sayıda birkaç yerden yırtık varsa bunların tamiri bazen greftle bazen de o yırtıkların tamiriyle başarılı olabiliyor" diye ekliyor.

Yırtığın hayati sonuçlar doğurabilmesinin iç organlara etkisinden kaynaklandığını belirten Mutlu, "Örneğin kalp ya da beyin beslenmesi bozulabiliyor, beyinde, kollarda ya da karında iskemi oluşturabiliyor. Böbrek damarlarımızı bile tıkayabiliyor" diyor.

İskemi, dokulara yeterli miktarda kan akışının sağlanamaması sonucunda, oksijen ve besin eksikliği nedeniyle hücrelerin zarar görmesi durumudur.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/04//aort-yirtilmasi-nedir-neden-olur-aort-yirtilmasinin-tedavisi-var-mi.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/04//aort-yirtilmasi-nedir-neden-olur-aort-yirtilmasinin-tedavisi-var-mi.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/04//aort-yirtilmasi-nedir-neden-olur-aort-yirtilmasinin-tedavisi-var-mi_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/04//aort-yirtilmasi-nedir-neden-olur-aort-yirtilmasinin-tedavisi-var-mi.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/aort-yirtilmasi-nedir-neden-olur-aort-yirtilmasinin-tedavisi-var-mi/9746/</link>
			<pubDate>Thu, 17 Apr 2025 18:10:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Bakanlık duyurdu: 5 kanser ilacı geri ödeme listesine alındı</title>
			<description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 5 kanser ilacının geri ödeme listesine alındığını açıkladı. Buna göre, Multipl miyelom, Lenfoma, Kronik miyeloid lösemi ve Akut lenfoblastik lösemi ilaçları SGK kapsamında alındı.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Sosyal Güvenlik Kurumumuzun düzenlemesiyle 5 kanser ilacını daha geri ödeme listesine aldık" dedi.

Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada bazı kanser ilaçlarının geri ödeme listesine alındığını duyurdu.

Bakan Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun düzenlemesiyle söz konusu ilaçların geri ödeme listesine alındığını belirtti.

Buna göre, Multipl miyelom, Lenfoma, Kronik miyeloid lösemi ve Akut lenfoblastik lösemi ilaçları SGK kapsamında alındı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/03//bakanlik-duyurdu-5-kanser-ilaci-geri-odeme-listesine-alindi.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/03//bakanlik-duyurdu-5-kanser-ilaci-geri-odeme-listesine-alindi.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/03//bakanlik-duyurdu-5-kanser-ilaci-geri-odeme-listesine-alindi_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/03//bakanlik-duyurdu-5-kanser-ilaci-geri-odeme-listesine-alindi.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/bakanlik-duyurdu-5-kanser-ilaci-geri-odeme-listesine-alindi/9605/</link>
			<pubDate>Thu, 06 Mar 2025 11:32:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Prostat Kanserinde Yaş Düşüyor! İşte Hastalığı Tetikleyen Faktörler...</title>
			<description><![CDATA[İleri yaştaki erkeklerde görülen prostat kanseri, son dönemde genç erkekler arasında da yaygınlaşmaya başladı. Durumun vahametini işaret eden uzmanlar, prostat kanserinin artmasına neden olan faktörleri sıraladı.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Erkeklerde görülen en riskli hastalıklardan olan prostat kanserine ilişkin son durum endişe veriyor. Dünya genelinde yaygınlaşmaya başlayan hastalık genellikle yaşlı bireylerde görülürken, artık genç erkeklerde de daha sık rastlanıyor. Özellikle İngiltere'de en sık teşhis edilen kanser olan bu hastalıkta, 5 yıl öncesine göre yüzde 25'lik bir artış olduğu belirtiliyor.

KANSERDE KOVİD ETKİSİ

En çok 75 yaş üzeri erkeklerde görülen prostat kanserinin daha genç bireylerde de yaygınlaşmaya başlamasının nedeniyle ilgili de birçok görüş mevcut. İlk olarak pandemi sonrasında artış gösteren hastalıkla alakalı, Kovid-19 enfeksiyonunun tümörü tetiklediği iddia ediliyor. Kovid virüsünün kanser olasılığını artırabileceği teorisinin yanında aşının ise bir ilgisinin olmadığı düşünülüyor.



OBEZİTE PROBLEMİ

İngiliz sağlık uzmanlarının en önemli görüşlerinden biri de obezite sorunu. Uzmanlar obezitenin prostat kanserini etkin hale getirdiğini ve kanserden ölme riskini de yükselttiğini iddia ediyor. Yağ hücrelerindeki değişimin kansere etkide bulunduğunu işaret eden doktorlar, sık süt ve hayvansal gıda tüketiminin, kanser hücresi gelişimiyle bağlantılı olduğunu vurguluyor.
 



BESLENME ŞEKLİ

Aşırı oranda tuz, şeker ve yağ içeren işlenmiş gıdalardan uzak durulmasını tavsiye eden uzmanlar, meyve, kuruyemiş ve sebze açısından zengin olan Akdeniz tarzı diyetin de prostat kanserine karşı koruyucu olacağını savunuyor. Özellikle likopen bulunan pişmiş veya işlem görmüş domatesin prostat kanseri hücrelerinin büyümesini engellediği ifade ediliyor.

HAVA KİRLİLİĞİ

Tüm bunların yanında hava kirliliğinin de prostat kanseri riskini artırdığı düşünülüyor. Yapılan araştırmalara göre, daha yüksek düzeyde hava kirliliğine maruz kalan erkeklerin, bu hastalığa yakalanma oranı da önemli ölçüde artıyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/02//prostat-kanserinde-yas-dusuyor-iste-hastaligi-tetikleyen-faktorler.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/02//prostat-kanserinde-yas-dusuyor-iste-hastaligi-tetikleyen-faktorler.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/02//prostat-kanserinde-yas-dusuyor-iste-hastaligi-tetikleyen-faktorler_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/02//prostat-kanserinde-yas-dusuyor-iste-hastaligi-tetikleyen-faktorler.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/prostat-kanserinde-yas-dusuyor-iste-hastaligi-tetikleyen-faktorler/9510/</link>
			<pubDate>Tue, 18 Feb 2025 16:13:57 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Ailelere influenza virüsü uyarısı: Bu belirtiler varsa vakit kaybetmeden doktora başvurun!</title>
			<description><![CDATA[Kış aylarında zaman zaman artan influenza virüsü tekrar etkisini göstermeye başladı. İnfluenza ve diğer solunum yolu enfeksiyonlarının tehlikelerine ilişkin açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Ercan Kayış, "Hasta çocukları okula göndermeyin. Bu, hem çocuğunuzu hem de diğer çocukları korur. Ateş, nefes darlığı, inatçı öksürük varsa vakit kaybetmeden doktora başvurun" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Özellikle influenza yani grip virüsünün küçük çocuklarda yüksek ateş, kas ağrıları, titreme, halsizlik ve iştahsızlık gibi belirtilerle kendini gösterdiğine dikkat çeken Özel Amasya Kolmed Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniğinde görevli Uzm. Dr. Kayış, "Bu durum tedavi edilmezse orta kulak iltihabı, zatürre ve bronşite yol açabilir. RSV virüsü ise özellikle 2 yaş altı bebeklerde solunum güçlüğüne neden olabilir" diye konuştu.

 

 



 

Çocukları koruma yolları konusunda bilgiler paylaşan Kayış, "Bağışıklık sistemini güçlendirin. C vitamini içeren meyveler, protein kaynakları ve bol sıvı tüketimi önemlidir. El hijyenine dikkat edin. Virüsler en çok eller yoluyla bulaşır. Kapalı ve kalabalık ortamlardan kaçının.



Kreş, okul ve oyun alanlarında bulaş riski çok yüksektir. Hasta çocukları okula göndermeyin! Bu, hem çocuğunuzu hem de diğer çocukları korur.

BU BELİRTİLERE DİKKAT!

Ateş, nefes darlığı, inatçı öksürük varsa vakit kaybetmeden doktora başvurun. Unutmayın, erken teşhis ve doğru tedavi, ciddi komplikasyonları önleyebilir" şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/02//ailelere-influenza-virusu-uyarisi-bu-belirtiler-varsa-vakit-kaybetmeden-doktora-basvurun.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/02//ailelere-influenza-virusu-uyarisi-bu-belirtiler-varsa-vakit-kaybetmeden-doktora-basvurun.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/02//ailelere-influenza-virusu-uyarisi-bu-belirtiler-varsa-vakit-kaybetmeden-doktora-basvurun_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/02//ailelere-influenza-virusu-uyarisi-bu-belirtiler-varsa-vakit-kaybetmeden-doktora-basvurun.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/ailelere-influenza-virusu-uyarisi-bu-belirtiler-varsa-vakit-kaybetmeden-doktora-basvurun/9474/</link>
			<pubDate>Sat, 15 Feb 2025 17:39:13 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Sağlık Bakanlığı "sarı serum" açıklamasında uyarılarda bulundu: Bilimsel olarak kanıtlanmadı</title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından "sarı serum" ile ilgili yapılan açıklamada, "Bu uygulama ancak, kişide aşırı sıvı kaybı mevcutsa ve kan değerleri ölçülerek belirlenmiş mineral ve vitamin eksikliği varsa hekim kararı ile eğitimli sağlık personeli tarafından uygun sağlık kurumu koşullarında gerçekleştirilebilir" denildi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, sarı serumun hekim kararı ile eğitimli sağlık personeli tarafından, uygun sağlık kurumu koşullarında ve gerekli görülen hallerde verilebileceğini bildirdi.

Sağlık Bakanlığı Sağlıklı Çözüm sosyal medya hesabından, son günlerde basına yansıyan ölüm vakaları üzerine sarı serum hakkında detaylı bilgilendirmelerin yer aldığı paylaşımda bulunuldu.

Paylaşımda, sarı serumun normal serum içinde C vitamini, B grubu vitaminler, magnezyum, mide koruyucu ve bulantı giderici ilaçlar, anti-inflamatuar ilaçlar, anti-oksidan maddeler, kas gevşetici, ağrı kesici ve magnezyum içerebildiği belirtildi.

Ağız yoluyla beslenemeyen veya beslenebildiği halde vitamin ve minerallerden vücudu yararlanamayan kişilere, vitamin ve minerallerin serumla verilmesinin ancak hekim kararı ile uygun sağlık koşullarında ve steril cihazlarla kontrollü şartlarda uygulanabileceği belirtilen paylaşımda, "Sarı serumun; aşırı yorgunluk, gribal enfeksiyonlar, 'akşamdan kalma' gibi durumlarda hızlı toparlanma, zindelik sağlama ve ruhsal durumu güçlendirme gibi sağlık faydaları sağlayacağına dair beklenti ve vaatler bilimsel olarak kanıtlanmış değildir. Sarı serum uygulamasının sebep olabileceği sağlık riski; seruma eklenecek vitamin ve minerallerin tipine, sayısına, miktarına, serumun damara uygulanma hızına, uygulanan kişinin sağlık durumuna bağlı olarak değişir" ifadelerine yer verildi.

BİLİMSEL OLARAK KANITLANMADI

Paylaşımda, sarı serumun kendini iyi hissetme dışında ispatlanmış bir faydasının olmadığı ve bazı durumlarda ise zararının olduğunun bilimsel araştırmalarda da kanıtlandığı bilgisine yer verildi.

⁠Kanında magnezyum veya potasyum düzeyi değişimi olan kişilerde (örneğin böbrek hastalığı olan, idrar söktürücü ilaç alan veya aşırı alkol almış) magnezyum içeren serum kullanılmasının kalpte ritim bozukluklarını tetikleyebildiği, sarı serumun depresyon, uyku bozuklukları ve sindirim sistemi bozukluklarına yol açabildiği, hızlı verildiğinde tansiyon düşmesine, bilinç bozulmasına hatta bayılmaya yol açabildiği belirtilen paylaşımda, şunlar kaydedildi:

UYGULAMA KOŞULLARINA İLİŞKİN UYARI

"Damar içi sıvılar, yüksek tansiyon ve kalp hastalığı olan kişilerde olumsuz tesirler doğurabilir. ⁠ Bazı vitaminlerin aşırı alınması, örneğin; aşırı B vitamini verilmesi hayatı tehdit edebilecek alerjik reaksiyonlara yol açabilir. ⁠Serumun akış hızı ve miktarı kişiye göre ayarlanmadığında sıvı elektrolit dengesizliği, kalp ve böbrek problemleri, hatta beyinde su alıp şişmeye yol açabilir. ⁠Serum ile damara verilecek hava kabarcıkları beyin felci dahil ciddi problemlere yol açabilir. Sonuç olarak, bu uygulama ancak, kişide aşırı sıvı kaybı (kusma, ishal, terleme ve ilgili dönemde sıvı gıda alamamaya bağlı) mevcutsa ve kan değerleri ölçülerek belirlenmiş mineral ve vitamin eksikliği varsa hekim kararı ile eğitimli sağlık personeli tarafından uygun sağlık kurumu koşullarında gerçekleştirilebilir."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/02//saglik-bakanligi-quotsari-serumquot-aciklamasinda-uyarilarda-bulundu-bilimsel-olarak-kanitlanmadi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/02//saglik-bakanligi-quotsari-serumquot-aciklamasinda-uyarilarda-bulundu-bilimsel-olarak-kanitlanmadi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/02//saglik-bakanligi-quotsari-serumquot-aciklamasinda-uyarilarda-bulundu-bilimsel-olarak-kanitlanmadi_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/02//saglik-bakanligi-quotsari-serumquot-aciklamasinda-uyarilarda-bulundu-bilimsel-olarak-kanitlanmadi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/saglik-bakanligi-sari-serum-aciklamasinda-uyarilarda-bulundu-bilimsel-olarak-kanitlanmadi/9453/</link>
			<pubDate>Mon, 10 Feb 2025 12:09:31 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Kronik hastalığı olanlar dikkat! Raporlu reçetelerde yeni dönem başlıyor</title>
			<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, kronik hastalığı bulunan vatandaşların artık hastaneye gitmeden reçete yazdırabileceğini açıkladı.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Kabine toplantısı sonrası Erdoğan açıklamalarda bulundu. Kronik hastalığı olan vatandaşların beklediği haber Erdoğan'dan geldi.

KRONİK HASTALIĞI OLANLARA MÜJDE

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan yeni gelişme özellikle sağlık sistemindeki aksaklıkların düzenlenmesini içeriyor.



Kronik hastalığı olan vatandaşların reçetelerinin süresi bittiğinde hastaneye gidip yazdırmaları gerekiyordu. Artık bu zorunluluk ortadan kaldırıldı. Erdoğan yaptığı açıklamada, kronik hastalığa sahip vatandaşların, raporlu ilaçlarını yazdırmak için hastaneye gitme zorunluluğunu kaldırıldığını açıkladı. Artık bu ilaçları aile hekimleri yazabilecek.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/02//kronik-hastaligi-olanlar-dikkat-raporlu-recetelerde-yeni-donem-basliyor.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/02//kronik-hastaligi-olanlar-dikkat-raporlu-recetelerde-yeni-donem-basliyor.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/02//kronik-hastaligi-olanlar-dikkat-raporlu-recetelerde-yeni-donem-basliyor_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/02//kronik-hastaligi-olanlar-dikkat-raporlu-recetelerde-yeni-donem-basliyor.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/kronik-hastaligi-olanlar-dikkat-raporlu-recetelerde-yeni-donem-basliyor/9438/</link>
			<pubDate>Tue, 04 Feb 2025 12:38:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>D Vitamini Düşüklüğü Hipertansiyona Neden Oluyor mu?</title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İç Hastalıkları uzmanı Dr.Şekip Altunkan’a göre hipertansiyon toplumda görülme sıklığı giderek artan çok faktörlü küresel bir hastalıktır. D vitamininin hipertansiyon ve kalp hastalıkları üzerindeki etkisi 40 yıldan beri araştırılmaktadır. Özellikle belirli mevsimlerde bu hastalıklardaki artışlar ve azalışlar, D vitamininin etkisini düşündürmüştür.

Hayvan deneylerinde yapılan birçok çalışmada D vitamininin hipertansiyon ve kalp hastalıklarına etkisiyle ilgili olumlu sonuçlar bulunmasına karşın, insan deneylerinde çok tartışmalı sonuçlar elde edilmiştir.

Ancak ülkemizde son zamanlarda D vitamini mucize ilaç gibi sunulmakta, hastalar âdeta D vitamini bombardımanına tutulmaktadır. Dr.Şekip Altunkan’a göre bu konuda dikkatli olunmalı, aşırı D vitamini tedavisinin zararlı olabileceği unutulmamalıdır.

D vitamini eksikliği en yaygın beslenme bozukluğudur, dünya çapında yaklaşık bir milyar insanı etkilediği düşünülmektedir. Kemiklerin gelişimi için kalsiyum maddesi önemli rol oynar. D vitamini bağırsaktan kalsiyum emilimini ve kemiklere girmesini sağlar.

D vitamini hayvansal ve bitkisel gıdalardan elde edilen bazı maddelerin vücutta karmaşık bir yolla işlenmesinden sonra etkili olabilecek şekle dönüşür. D vitaminin etkili forma dönüşmesinde karaciğer, böbrekler ve deri önemli rol oynar. Güneşten gelen ultraviyole ışınlara maruz kalmak D vitamininin biyolojisinde önemlidir.

D vitamini eksikliğinin önemiyle ilgili ilk bulgular yirmini yüzyılın başlarında bulunmuştur. Çocuklarda görülen, kemiklerde ağır hasara yol açan, ölüme kadar götürebilen raşitizm hastalığının nedeninin D vitamini eksikliği olduğu tespit edilmiş, daha sonra da yapılan birçok çalışmayla D vitamininin oluşması ve etkileri anlaşılmıştır. Yalnız hâlâ alınacak çok yol vardır ve D vitaminiyle ilgili çok sayıda bilimsel araştırma yapılmalıdır.

Kanda D vitamini seviyesini etkileyen faktörler arasında beslenme, güneşe maruz kalma süresi, açık havada egzersiz yapma ve derinin rengi sayılabilir. Ancak D vitaminin seviyesi ve hangi beslenmenin yararlı olduğuna dair bir fikir birliği yoktur. Genellikle kabul edilen sınır 20 ng/ml’dir. En iyi seviye olarak 40-60 ng/ml arası kabul edilmektedir. Bunun üzerindeki seviyeler tavsiye edilmez, kişiye zararlı olabilir. Çok yüksek seviyelerde is D vitamini zehirlenmesi olabileceği unutulmamalıdır. Birçok araştırmacı D vitamini seviyesinin alt sınırı olarak 12.5 ng/ml’yi kabul etmektedir. Görüldüğü gibi, araştırmacılar arasında bu konuda tam bir fikir birliği yoktur. 

Vitamin D tedavisinin hipertansiyon üzerindeki doğrudan etkisini inceleyen çalışmaların çoğu, kan basıncını düşürmede herhangi bir etkisi olmadığını göstermesine karşın, tansiyon ilaçlarıyla birlikte verilmesinin umut verici sonuçlar olabileceğini göstermiştir. Vitamin D'nin kendi başına doğrudan bir tansiyon düşürücü etkisi olduğunu kanıtlama açısından zorluklar devam etmektedir. D vitamininin hipertansiyondaki rolünü daha fazla değerlendirmek için daha yüksek dozlar, daha büyük topluluklar ve daha uzun tedavi süreleri içeren çalışmalara ihtiyaç vardır. Ancak bu araştırmalar planlamak için etik zorluklar mevcuttur ve bu zorlukları aşmak oldukça güçtür.

Dr.Şekip Altunkan’a göre D vitaminini her derde deva ilaç olarak göstererek hastalara gereksiz yere fazla D vitamini tedavisi vermek yanlıştır. Bu sefer kanda aşırı yükselmesi olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilir. Kan değeri düşükse D vitamini verilebilir, ancak zehirli sınıra ulaşmaması için belli zamanlarda kanda kalsiyum ve D vitamini seviyesi kontrol edilmelidir. 
  ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/01//d-vitamini-dusuklugu-hipertansiyona-neden-oluyor-mu.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/01//d-vitamini-dusuklugu-hipertansiyona-neden-oluyor-mu.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/01//d-vitamini-dusuklugu-hipertansiyona-neden-oluyor-mu_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2025/01//d-vitamini-dusuklugu-hipertansiyona-neden-oluyor-mu.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/d-vitamini-dusuklugu-hipertansiyona-neden-oluyor-mu/9398/</link>
			<pubDate>Tue, 14 Jan 2025 13:48:10 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Göz alanında 700 binden fazla sözde ya da yanlış ameliyatların faturası devlete kesildi</title>
			<description><![CDATA[Özel hastanelerdeki skandallar göze de sıçradı. 700 binin üzerinde sahte göz ameliyatıyla devlet milyonlarca lira zarara uğratıldı. Doktora hastanede birim kiralayan da var, 1996’da çıkan teknolojiyi yeni diye pazarlayan da...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Özel hastanelerde Yenidoğan Çetesi'yle patlak veren skandallara bir yenisi eklendi. İddianamede gündeme gelen 16 bin yanlış göz ameliyatının raporlanıp faturalandırmasının ortaya çıkması üzerine, 3.5 milyon dolar geri ödeme yapıldığı belirlendi.

Hal böyle olunca gözle ilgili yapılan usulsüz operasyonlar ve devletin uğratıldığı zarar da merak edildi. Sadece göz alanında 700 binden fazla sözde ya da yanlış ameliyatlar devlete fatura edildi.
Yanlış tedavilerle hem vatandaş mağdur edilirken hem de devlet milyonlarca lira zarara uğratıldı.
Söz konusu skandalla ilgili raporların Sağlık ve Çalışma Bakanlıkları'na iletildiği öğrenildi.

DOKTORA BİRİM KİRALANIYOR

Sabah'tan Betül Alakent'in haberine göre, göz ile ilgili sağlık skandalları bununla da sınırlı kalmadı.

Son iki yıldır birçok zincir hastanenin mevzuata ve kanuna aykırı olarak göz bölümlerini doktorlara kiraladığı, bu alanlarda ihtiyaç duyulan cihazların doktorlar tarafından alındığı ve buradaki kazancın doktorlarla hastaneler arasında bölüşüldüğü ortaya çıktı.

Ancak Özel Hastaneler Kanunu'nun 10. maddesi gereği bir hastanenin sadece kafetarya, yeme-içme gibi alanlar kiralanabiliyor.

Burada birim kiralayan ve gerekli cihazları kendi alan doktorlar yaptıkları yatırımları çıkarmak ve hastanenin payını da ödeyebilmek için yüzlerce usulsüz işleme imza atıyor.

NO TOUCH YALANI

Yine bu alanda bir başka yalan da "No Touch Lazer". Yani göze dokunmadan, sözde uzaktan yapılan ameliyatlar.

Oysa lazerle dahi olsa gözde dokunmadan operasyon yapmak imkansız. 1996 yılından beri kullanılan bu lazer cihazları en son teknoloji olarak pazarlanarak vatandaşlar kandırılırken, her göze uygun olmayan bu cihazlar nedeniyle yüzlerce vatandaşın gözünü kaybetme tehlikesi de bulunuyor.

100 BİN DOLARA HASTANE

Sektörün önde gelen oyuncularından Dünya Göz Hastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Eray Kapıcıoğlu da göz tedavileriyle ilgili yolsuzluk ve usulsüzlükleri doğruladı.

Kapıcıoğlu, burada yapılan yolsuzlukları ise şöyle anlattı:


"Bugün tam teşekküllü hastanenin ortalama maliyeti 25-30 milyon dolar. Diğer tarafta 100-200 bin dolarla bir klinik açıp, 2-3 göz doktoru koyuyorlar. Sonra SGK anlaşması yapıyorlar. Her doktorun günde 35-40 tane hasta bakma hakkı var. Her bir hasta tedavisi için SGK'dan 109 TL alıyorlar, üzerini de vatandaşa fatura ediyorlar. Muayene sonrasında ameliyat gerekmese de bazı hastalara ameliyat yapıyorlar ya da ameliyat yapmasa da yapılmış gibi gösterip, devlete fatura ediyorlar. Buralarda mağdur olmuş vatandaşlar sonra bize geliyor. Gözünü kaybetme tehlikesi yaşayan dahi var."


SGK KAPSAMINDAN ÇIKSIN

Göz ameliyatlarının SGK kapsamından çıkarılması gerektiğini aktaran Kapıcıoğlu, "Biz bir göz hastanesiyiz bunu söyleyecek olan en son kişi benim. Ancak bu yolsuzluklarla mücadele etmek zor ya da çok sıkı denetim uygulanmalı" dedi.

SGK'nın ameliyatlara ayırdığı bütçenin çok sınırlı olduğunu anlatan Kapıcıoğlu, "Bu ameliyatlarda gerçek maliyet kalemleri çıkartılıp bunun ödemesi yapılmalı. Biz bu maliyetler karşılandığında üzerine kar eklemeden emeklilerin ameliyatlarını da yaparız" şeklinde konuştu.

1996'DA YAPILANI SON TEKNOLOJİ DİYE SUNDULAR


No touch diye pazarlanan lazer operasyonlarının da bir kandırmaca halini aldığını anlatan Kapıcıoğlu, "Göze hiç dokunmadan ameliyat yaptıklarını söylüyorlar. Oysaki gözü lazer bıçağıyla kazıyorlar. Öyle bir teknoloji yok. Ayrıca en son teknoloji diye sundukları PRK teknolojisi 1996'da çıkmış bir teknoloji. Bu tedavi 100 hastanın 8'ine uygun. Tetkikler sonucunda hastanın gözü için hangisi uygunsa o lazer yapılır" dedi. Zincir özel hastanelerin göz bölümlerini doktorlara kiraya verdiği bilgisini de doğrulayan Kapıcıoğlu, "Bu durum mevzuata aykırı. Ancak maalesef bunu yapan hastaneler var. Bu durumu hem Sağlık Bakanlığı hem de Çalışma Bakanlığı'na ilettik" diye konuştu.


MEVZUAT NE DİYOR

Özel Hastaneler Yönetmeliği 10. Mevzuatı bir hastanede kliniğin kiralanamayacağını açıkça belirtiyor. İlgili mevzuatta şu ifadeler yer alıyor: "Özel Hastaneler, müstakil binada faaliyet gösterir. Binanın hastane olarak kullanılan kısmında, hiçbir surette başka amaca yönelik işyeri bulunamaz ve hastane içerisindeki bir bölüm, başka bir amaçla faaliyet göstermek üzere üçüncü kişilere kiralanamaz veya herhangi bir şekilde devredilemez. Hastane personeline, hasta ve hasta yakınlarına hizmet vermek üzere kurulan kafeterya, kantin, çiçekçi, berber, lostra gibi birimler işletilebilir veya bunların işletilmesi için hizmet satın alınabilir veyahut bu hizmetler başkalarına gördürülebilir. Bu türden kısımlar, tıbbî hizmet birimlerinin bulunduğu yerler ile hasta tedavi ve istirahatini engelleyecek yerlerde kurulamaz."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/11//goz-alaninda-700-binden-fazla-sozde-ya-da-yanlis-ameliyatlarin-faturasi-devlete-kesildi.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/11//goz-alaninda-700-binden-fazla-sozde-ya-da-yanlis-ameliyatlarin-faturasi-devlete-kesildi.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/11//goz-alaninda-700-binden-fazla-sozde-ya-da-yanlis-ameliyatlarin-faturasi-devlete-kesildi_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/11//goz-alaninda-700-binden-fazla-sozde-ya-da-yanlis-ameliyatlarin-faturasi-devlete-kesildi.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/goz-alaninda-700-binden-fazla-sozde-ya-da-yanlis-ameliyatlarin-faturasi-devlete-kesildi/9270/</link>
			<pubDate>Thu, 21 Nov 2024 08:55:51 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>MEHMET NEDİM KOLAN &#039;UN , HASTANESİNE CHP&#039;Lİ BELEDİYE&#039;DEN REKOR CEZA!</title>
			<description><![CDATA[Silivri’deki hastanesi &apos;yenidoğan çetesi’nin merkezlerinden olan AKP’li Kolan’ın Şişli’deki hastanesini de kaçak olarak büyüttüğü ortaya çıktı. 
CHP’li Şişli Belediyesi, Kolan’a 31,4 milyon TL ceza kesip kaçak alanları mühürledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[En az 12 bebeğin ölümüne sebep olmakla suçlanan ve cumhuriyet savcısını tehdit ettiği ortaya çıkan Yenidoğan Çetesi gündemdeki yerini korurken dikkat çeken bir gelişme daha yaşandı.

Sağlık Bakanlığı, Yenidoğan çetesi iddianamesinde yer alan ve çetenin merkezlerinden biri olan Silivri’deki Kolan Hastanesi’nin ruhsatını iptal etmişti.

Silivri Kolan Hastanesi’nin sahibi Mehmet Nedim Kolan ise 2018’de AKP’den Ağrı milletvekili aday adayı olmuştu.

AKP’li Kolan, şimdi de Şişli’deki özel hastanesinde bir skandala imza attı.

REKOR PARA CEZASI

CHP’li Şişli Belediyesi, AKP’li Kolan’ın Şişli’deki hastanesini kaçak tadilatla büyüttüğünü belirledi.
Şişli Belediyesi’nin 5 Kasım 2024 tarihli Encümen kararıyla, hastaneye 31 milyon 404 bin TL para cezası kesti.

Belediye yetkilileri Kolan Hastanesi’nin ruhsat eki onaylı projesine aykırı olarak; zemin katta orta bahçe olarak görünen alanın açılır kapanır pergola sistemi ile kapalı hale getirilerek kafe alanını büyüttüğü, dokuzuncu normal kat ile dokuzuncu asma kat arasında bulunan 8 adet merdiveni iptal edilerek döşeme boşluklarını kapattığı belirledi. 

Deprem felaketinden ders çıkarmayan AKP’li Kolan’ın dokuzuncu asma kat bölme duvarlarının yerlerini değiştirdiği de tespit edildi.
Belediye, hastanenin kaçak alanlarını yapı tatil tutanağı düzenleyerek mühürledi.
 

BAKAN ZİYARET ETMİŞTİ

Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın, Mehmet Nedim Kolan ve eşi Ayşe Kolan’ı ziyaret ettiği de ortaya çıktı.

2016-2018 yılları arasında bakanlık yapan Sayan Kaya’nın, 2022 yılında Kolan çiftini ziyaret ettiği ve Kolan Hastanesi’nde fotoğraf çektirdiği ve paylaştığı öğrenildi.

Ayrıca Kaya’nın yanında Mehmet Metiner gibi birçok AKP’linin Kolan ile görüştüğü ve sosyal medya hesaplarından fotoğraflar paylaştığı görüldü.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/11//mehmet-nedim-kolan-039un--hastanesine-chp039li-belediye039den-rekor-ceza.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/11//mehmet-nedim-kolan-039un--hastanesine-chp039li-belediye039den-rekor-ceza.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/11//mehmet-nedim-kolan-039un--hastanesine-chp039li-belediye039den-rekor-ceza_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/11//mehmet-nedim-kolan-039un--hastanesine-chp039li-belediye039den-rekor-ceza.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/mehmet-nedim-kolan-un-hastanesine-chp-li-belediye-den-rekor-ceza/9252/</link>
			<pubDate>Mon, 18 Nov 2024 16:37:20 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>İki Yıl İçinde İkinci Kez! DSÖ’den Küresel Çağrı </title>
			<description><![CDATA[Afrika’da halk sağlığı acil durumu ilan edilmesinin ardından Dünya Sağlık Örgütü’nden yeni açıklama geldi. DSÖ, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nden komşu ülkelere yayılan maymun çiçeği virüsü nedeniyle iki yıl içinde ikinci kez küresel halk sağlığı acil durumu ilan etti. Bu ilan ile tüm ülkeler hazırlığa çağırıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nden komşu ülkelere yayılan maymun çiçeği virüsü nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), harekete geçti. Burundi, Kenya, Ruanda ve Uganda’da da virüsün yayılması sonucu DSÖ, maymun çiçeği virüsü nedeniyle iki yıl içinde ikinci kez küresel halk sağlığı acil durumu ilan etti. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, “Bu salgınları durdurmak ve hayat kurtarmak için koordineli bir uluslararası müdahalenin şart olduğu açıktır” dedi.

İki Yıl İçinde İkinci Kez! DSÖ’den Küresel Çağrı - Resim : 1
DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus
Küresel halk sağlığı acil durumu, DSÖ’nün en yüksek alarm seviyesi olarak biliniyor ve bir hastalığı kontrol altına almak için araştırma, finansman, uluslararası halk sağlığı önlemlerini ve işbirliğini hızlandırmayı amaçlıyor.


AFRİKA’DA DÜN İLAN EDİLMİŞTİ

Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (Africa CDC), dün Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nden komşu ülkelere yayılan maymun çiçeği virüsü nedeniyle kıta genelinde "halk sağlığı acil durumu" ilan etmişti.

Africa CDC, bu yıl kıtada şimdiye kadar maymun çiçeği kaynaklı 17 binden fazla vaka ve 517 ölüm rapor edildiğini aktararak, bunun geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 160'lık bir artışı temsil ettiğini söyledi. Afrika’da toplam 13 ülkede vaka bildirdi.

UZMANDAN KORKUTAN AÇIKLAMA

Ankara’daki Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji alanında önde gelen bir uzman olan Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, sosyal medya hesabından durumun ciddiyetini açıkladığı bir paylaşım yaptı.


“DSÖ, bu ilan ile tüm ülkeleri hazırlığa çağırmış oluyor” diyen, Şenol’un paylaşımı şu şekilde:

"DSÖ, Maymun Çiçek Hastalığının , Küresel Acil bir durum olduğunu ilan etti.. Afrika’da 13 ülkede yayıldı, yayılımı hızlandı, Kongo’da belirgin salgın var ve daha ölümcül .. Bu son 3 yılda, bu hastalık için ikinci kez acil durum ilanı.. İlkinden (2022) sonra kısmen kontrol sağlanmıştı.. Şimdiye kadar 100.000 kişiyi etkiledi .. Başta cinsel temas, çok yakın temasla bulaştı.. Yayılımın hızlanması ve daha ciddi seyretmesi endişe verici bulunuyor.. DSÖ, bu ilan ile tüm ülkeleri hazırlığa çağırmış oluyor.. Aşı ve tedavi tedariki, aktif tarama önemli .. Afrika’daki salgının kontrolü için 10 milyon doz AŞI gerekiyor, henüz 15.000 doz sağlanabildi"

Afrika'da Acil Durum İlan Edildi! Kıta Genelinde Vakalar Hızla YayılıyorAfrika'da Acil Durum İlan Edildi! Kıta Genelinde Vakalar Hızla Yayılıyor

İLK KEZ 1970 YILINDA TESPİT EDİLDİ

Maymun çiçeği, 1970 yılında Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde insanlarda ilk kez tespit edildikten sonra onlarca yıldır Afrika'nın bazı bölgelerinde endemik olarak görülüyor. Virüsün daha hafif bir varyantı, 2022 yılında, büyük ölçüde cinsel temas yoluyla 100’den fazla ülkeye yayıldı ve Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) en yüksek alarm seviyesi olan küresel halk sağlığı acil durumu ilan etmesine neden olmuştu. DSÖ, 10 ay sonra sağlık krizinin kontrol altına alındığını söyleyerek acil durumu sona erdirmişti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/08//iki-yil-icinde-ikinci-kez-dsoden-kuresel-cagri-.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/08//iki-yil-icinde-ikinci-kez-dsoden-kuresel-cagri-.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/08//iki-yil-icinde-ikinci-kez-dsoden-kuresel-cagri-_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/08//iki-yil-icinde-ikinci-kez-dsoden-kuresel-cagri-.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/iki-yil-icinde-ikinci-kez-dso-den-kuresel-cagri/9002/</link>
			<pubDate>Wed, 14 Aug 2024 22:17:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Bazı insanların neden korona olmadığı belli oldu </title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
İngiltere merkezli Imperial College London'ın yürüttüğü bir Kovid-19 bilimsel araştırmasının bir parçası olarak, bilim insanları Kovid-19'a yol açan SARS-CoV-2 virüsü ile mücadele edebilen kişilerin, sürekli hastalıktan kaçınmalarına yardımcı olan benzersiz bağışıklık tepkilerine sahip olduklarını buldu.

Araştırmacılar, virüse maruz kalmadan önce ve sonra elde edilen bulgulara dayanarak, burun astarındaki yerel bir bağışıklık tepkisinin, bireylerin virüsü tanımasına ve enfeksiyona yol açabilecek bir yer edinmesini engellediğini belirtti.

Araştırma açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
"Hemen virüsü temizleyen bireyler, tipik bir yaygın bağışıklık tepkisi sergilemediler; bunun yerine, burunda daha önce görülmemiş ince, doğuştan gelen bağışıklık tepkileri geliştirdiler. Araştırmacılar, maruz kalmadan önce yüksek düzeyde HLA-DQA2 adlı bir genin bulunmasının, insanların uzun süreli bir enfeksiyonun yayılmasını önlemelerine yardımcı olabileceğini öne sürüyor."

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/06//bazi-insanlarin-neden-korona-olmadigi-belli-oldu-.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/06//bazi-insanlarin-neden-korona-olmadigi-belli-oldu-.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/06//bazi-insanlarin-neden-korona-olmadigi-belli-oldu-_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/06//bazi-insanlarin-neden-korona-olmadigi-belli-oldu-.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/bazi-insanlarin-neden-korona-olmadigi-belli-oldu/8873/</link>
			<pubDate>Fri, 21 Jun 2024 15:55:04 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Ölen çocukların sorumlusu kim?</title>
			<description><![CDATA[Kızamık salgını, ardından Diyarbakır'da boğmacadan ölen çocuklar endişelere yol açtı. Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Pala, Sağlık Bakanı Koca'ya aşıyla ilgili tereddütlerinin giderilmesi ve aşı reddinin azaltılması amacıyla acilen bir program başlatması çağrısında bulundu.

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Son yıllarda aşı reddi ve aşı tereddütü, aşıyla önlenebilir hastalıkların yeniden gündeme gelmesine neden oldu. Kızamık salgınının ardından geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da boğmacadan ölen çocukların olduğunun ortaya çıkması da aşıyla önlenebilir hastalıklardaki artışı bir kez daha gündeme getirdi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa Milletvekili ve Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Kayıhan Pala, "Aşının büyük yararlarına karşın, ülkemizde son yıllarda çeşitli gerekçelerle artan aşı reddi ve buna bağlı olarak aşılanma oranlarının azalması, halk sağlığını tehdit eder nitelikte" dedi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından önerilen "Genişletilmiş Bağışıklama Programı" tüm çocukların hayat kurtaran aşılardan yararlanmasını sağlamak için 1974 yılında başlatıldı. Aşı sayesinde, yalnızca 20. yüzyılda 300 milyon kişinin ölümüne neden olan çiçek hastalığının 1980 yılında kökü kazındı. 

154 MİLYON ÖLÜM ÖNLENDİ

Genişletilmiş Bağışıklama Programı'nın başlatılmasının üzerinden 50 yıl geçti, bu sürede aşılar sayesinde 101 milyonu bebek olmak üzere, 154 milyon ölüm önlendi. Aşılar dünya çapında her yıl yaklaşık 5 milyon ölümü engelliyor. Difteri, tetanoz, boğmaca, grip ve kızamık gibi hayatı tehdit eden 20'den fazla hastalığı önleyen aşılar, her yaştan insanın daha uzun ve daha sağlıklı yaşamasına yardımcı oluyor. Ancak son yıllarda özellikle aşı tereddüdü ve aşı reddi nedeniyle kesintiye uğramaya başladı. Kızamıkta olduğu gibi, aşıyla önlenebilir hastalıkların görülme sıklığı artış gösterdi, salgınlar görülmeye ve maalesef ölüm haberleri gelmeye başladı.

BAKAN KOCA'YA 9 SORU

Aşıların, çiçek hastalığı örneğinde olduğu gibi, bazı hastalıkların kökünün kazınması ve salgına yol açmasının önlenmesi açısından hayati bir rol oynadığına vurgu yapan Pala, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya ülkemizdeki bağışıklama çalışmaları ve aşı reddi konusunda 9 soru yöneltti. 

Pala "Aşı tereddüdü ve reddi karmaşık, hızla ve büyük ölçüde değişen küresel bir sorun. Son yıllarda aşı güvenliğine ilişkin endişeler, mitlere dayalı olumsuz inançlar, yanlış bilgi ve sağlık sistemine güvensizlik gibi nedenlerle ortaya çıkan aşı tereddüdü ve aşı reddi, bağışıklama programları için büyüyen bir zorluk oluşturuyor" dedi.

Pala, Bakan Koca’ya; AKP hükümeti döneminde yıllara göre, aşı ile önlenebilir hastalıklar nedeniyle gerçekleşen çocuk ölümü sayısı başta olmak üzere 2023 yılı sonu itibarıyla ülkemizde 12-23 aylık yaşa uygun tüm aşılarını yaptırmış çocukların sayısı ve oranını sordu. Aynı yaş grubunda tam aşısız olan çocukların oranının illere göre dağılımını da Bakan’dan talep eden Pala, 2023 yılında sırasıyla 12-23 aylık ve 24-35 aylık kaç çocuğa hiç aşı yapılmadığınının açıklanmasını istedi. 2002-2023 yılları arasında ve ayrıca özellikle 2024 yılının ilk 5 ayında, aylara göre, bakanlığa iletilen aşı reddi başvurusu sayısını öğrenmek isteyen Pala, aynı zamanda bu taleplerin illere göre durumunun da resmi olarak paylaşılmasını istedi.

"HALK SAĞLIĞI SORUNU"

Bakanlığın, anne/babaları tarafından aşı yaptırılmayarak bulaşıcı hastalıklara karşı korumasız bıraktırılan çocukları korumak için herhangi bir eylem planı olup olmadığını öğrenmek isteyen Pala, şöyle devam etti: 

"Aşının büyük yararlarına karşın, ülkemizde son yıllarda çeşitli gerekçelerle artan aşı reddi ve buna bağlı olarak aşılanma oranlarının azalması, halk sağlığını tehdit eder nitelikte. Etkili iletişim, korkuları gidermenin, endişeleri gidermenin ve aşının kabulünü teşvik etmenin anahtarı, bu sebeple Bakanlık aşı tereddüdünü ve reddini önlemek için etkili iletişimi de içerecek biçimde herhangi bir eylem planı olup olmadığını acilen açıklamalı."
 
Bilimsel araştırmaların sonuçlarına göre; ebeveynlerin çocuklarını aşılamayı tereddüt etmesinin ve/veya reddetmesinin nedenlerinin dini nedenler, kişisel inançlar veya felsefi nedenler, güvenlik kaygıları ve sağlık hizmeti sağlayıcılarından daha fazla bilgi alma isteği olmak üzere genel olarak dört kategoride toplandığını kaydeden Pala, "Aşı candır, hayat kurtarır" dedi.

Ebeveynlerin aşıları reddetmesinin, çocuklarda aşıyla önlenebilir hastalıkların görülme sıklığının artması nedeniyle büyüyen bir endişe olduğuna dikkat çeken Pala, Sağlık Bakanlığı’na, anne/babaların aşıyla ilgili tereddütlerinin giderilmesi ve aşı reddinin azaltılması amacıyla ivedi olarak bir program başlatması çağrısında bulundu.

13 AŞI ÖNERİLİYOR

DSÖ tarafından Genişletilmiş Bağışıklama Programı için 13 aşı öneriliyor. Bunlar: 
BCG, difteri, boğmaca, tetanoz, Haemophilus influenzae tip B, Hepatit B, çocuk felci, kızamık, kızamıkçık, pnömokok, rotavirüs, HPV ve Covid-19 (yetişkinler için).
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/06//olen-cocuklarin-sorumlusu-kim.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/06//olen-cocuklarin-sorumlusu-kim.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/06//olen-cocuklarin-sorumlusu-kim_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/06//olen-cocuklarin-sorumlusu-kim.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/olen-cocuklarin-sorumlusu-kim/8848/</link>
			<pubDate>Mon, 10 Jun 2024 11:27:38 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Vücuttaki benler sağlığınızın sessiz habercileri</title>
			<description><![CDATA[Hepimizin vücudunda küçük kahverengi noktalar yani benler bulunur. Çoğu zaman bu benler masumdur ve zararsızdır. Ancak bazı durumlarda benler ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabilir. Bu yazıda, benlerin ne olduğunu, türlerini, değişikliklerini ve nelere dikkat etmemiz gerektiğini detaylı bir şekilde ele alacağız.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Benler, derideki melanosit adı verilen pigment hücrelerinin bir araya toplanması sonucu oluşur. Genellikle kahverengi veya siyah renkte olurlar ve yuvarlak veya oval şekillidirler. Benlerin boyutları birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar değişebilir. Doğumdan itibaren görülebilirler veya yaşamın ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkabilirler.

Hangi benler tehlikelidir?

Doğumsal benler (Konjenital Nevus): Doğumda mevcut olan benlerdir. Genellikle diğer benlere göre daha büyüktürler ve nadiren kansere dönüşebilirler.

Edinsel benler (Edinilmiş Nevus): Hayatın ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkan benlerdir. Bu benlerin çoğu zararsızdır, ancak bazıları cilt kanseri riskini artırabilir.

Atipik (Displastik) benler: Düzensiz kenarlı ve farklı renklere sahip olabilen benlerdir. Melanom riskini artırdığı için bu benler dikkatle izlenmelidir.

Dikkat edilmesi gereken değişiklikler

Benlerin çoğu zamanla değişiklik göstermesi normaldir. Ancak bazı değişiklikler cilt kanserinin habercisi olabilir. “ABCDE” kuralı tehlikeli değişiklikleri anlamaya yardımcı olabilir.

A (Asimetri): Benin iki yarısı birbirinden farklı görünüyor mu?

B (Border-kenar): Kenarları düzensiz, girintili çıkıntılı mı?

C (Color-renk): Rengi homojen mi yoksa birden fazla renk mi var?

D (Diameter-çap): Çapı 6 milimetreden büyük mü?

E (Evolving-değişim): Boyut, şekil veya renk açısından değişiklik gösteriyor mu?

Melanome dikkat

Melanom, cilt kanserinin en tehlikeli türüdür ve genellikle var olan bir bende ortaya çıkar. Erken teşhis, melanomun başarılı bir şekilde tedavi edilme şansını büyük ölçüde artırır. Erken tanı çok önemlidir.

Bu nedenle, benlerin düzenli olarak kontrol edilmesi ve şüpheli bir durum görüldüğünde bir dermatoloğa başvurulması hayati önem taşır.

Benlerin alınması tehlikeli mi?

Benlerin alınması genellikle tehlikeli değildir ve çoğu zaman basit bir prosedürdür. Ancak, her benin alınması gerektiği anlamına gelmez. Benlerin alınması şu durumlarda önerilir:

Kanser şüphesi: Dermatolog tarafından şüpheli görülen, hızlı büyüyen, renk veya şekil değiştiren benler alınmalıdır.

Kozmetik nedenler: Kişinin estetik kaygıları nedeniyle alınmasını istediği benler.

Fiziksel rahatsızlık: Kıyafetlerle sürtünen, tahriş olan veya travmaya maruz kalan benler.

Hangileri alınmalı, hangileri alınmamalı?

Alınması gerekenler: ABCDE kuralına göre şüpheli bulunan, hızlı büyüyen, renk değiştiren, düzensiz kenarlı veya kanayan benler mutlaka dermatolog tarafından değerlendirilmelidir. Bu benlerin alınması, cilt kanseri riskini ortadan kaldırmak için önemlidir.

Alınması gerekmeyenler: Zararsız, simetrik, küçük ve renk değiştirmeyen benler genellikle alınmaz. Bu benlerin düzenli olarak izlenmesi yeterlidir.

Alınma yöntemleri

Cerrahi eksizyon: Benin cerrahi olarak kesilip çıkarılması. Dikiş gerektirebilir. Ancak riski taşıyan gerçek ve değişim gösteren benler bu yöntemle alınmalıdır.
Haberin Devamı

Lazer tedavisi: Küçük ve yüzeysel benler için uygundur. Dermatolog görüşü gereklidir. Derinlemesine büyüyen benler lazer ile tedavi edilemez. Lazer ile ben tedavisi yapmak tehlikeli olabilir

Kriyoterapi: Sıvı azot kullanılarak benin dondurulması ve yok edilmesi. Bu yöntem genellikle güneş lekeleri için kullanılır yine derine inen benler için tercih edilen bir yöntem değildir.

Nasıl izlemeli ve korunmalıyız?

∆ Düzenli kontrol: Aynanın karşısında tüm vücudunuzu dikkatlice inceleyin. Aile üyelerinizden veya arkadaşlarınızdan sırtınız gibi zor görünen bölgeleri kontrol etmeleri için yardım isteyin.

∆ Güneşten korunma: Güneşin zararlı UV ışınlarından korunmak için güneş kremi kullanın, şapka ve koruyucu giysiler giyin. Solaryumdan kaçının.

∆ Dermatolojik muayene: Özellikle çok sayıda beniniz varsa, yıllık dermatolog kontrollerini ihmal etmeyin. Gerekirse bilgisayarlı ben haritası çıkarılmalıdır.

Genetik ve çevresel  faktörler önemli

Benlerin oluşumunda genetik ve çevresel faktörler rol oynar. Ailede cilt kanseri öyküsü bulunan kişiler daha yüksek risk altındadır. Ayrıca, aşırı güneşe maruz kalma da benlerin sayısını ve kanser riskini artırabilir. Bu nedenle, cilt sağlığınızı korumak için güneşten korunma önlemlerini ciddiye almak önemlidir.

Vücuttaki benler genellikle zararsızdır, ancak bazıları cilt kanserinin habercisi olabilir. Benlerinizi düzenli olarak kontrol etmek, güneşten korunmak ve şüpheli bir durumda hemen bir dernatoloji uzmanına başvurmak, cilt sağlığınızı korumanın en etkili yollarıdır. Unutmayın, erken teşhis hayat kurtarır!
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/05//vucuttaki-benler-sagliginizin-sessiz-habercileri.png</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/05//vucuttaki-benler-sagliginizin-sessiz-habercileri.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/05//vucuttaki-benler-sagliginizin-sessiz-habercileri_t.png"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/05//vucuttaki-benler-sagliginizin-sessiz-habercileri.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/vucuttaki-benler-sagliginizin-sessiz-habercileri/8807/</link>
			<pubDate>Mon, 27 May 2024 15:20:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Erkeklerin gözdesi ameliyatsız estetik işlemler </title>
			<description><![CDATA[Erkeklerin estetiğe bakış açısı son yıllarda oldukça değişti. Eskiden erkek estetiğinden söz etmek mümkün bile değilken günümüzde yüzde 40’a varan bir artış ile estetik uygulamalarda erkeklerde yerini aldı. Erkek estetiğinin bu denli artmasında estetik çalışmaların kısa sürede yapılabilmesi ve doğal sonuçları sunması da yer alıyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Son 5 yılda kozmetik dermatolojide yaşanan teknolojik gelişmelerin daha kısa seanslarla, acısız ve ameliyatsız uygulamaları gündeme getirmesi ise erkeklerin bu konuya olan eğilimini yükseltti.
Erkekler, fiziksel görünümlerini iyileştirmek için daha çok cerrahi müdahale gerektirmeyen, kısa sürede uygulanabilen ve doğal görünümlü estetik işlemleri tercih ediyor. 
İşte erkeklerin en sık tercih ettiği ameliyatsız estetik işlemler:

BOTOKS
Botoks, alın ve göz çevresindeki mimik çizgilerinin hafifletilmesi amacıyla kullanılan bir yöntemdir. Kasların geçici olarak hareket etmesini engelleyerek kırışıklıkların oluşmasını önler. Erkekler, özellikle iş hayatlarında daha dinamik ve genç bir görünüm elde etmek için botoks uygulamalarını tercih etmektedir.

LİKİT YÜZ GERME
Likit yüz germe, yaşlanma belirtilerini hafifletmek ve daha genç bir görünüm elde etmek için uygulanan bir yöntemdir. 
Bu işlemde, cilt altına hyalüronik asit veya benzeri dolgu maddeleri enjekte edilerek yüz hatları belirginleştirilir. 
Erkeklerin bu yöntemi tercih etmelerinin nedeni, işlem sonrası kısa sürede günlük hayata dönebilmeleri ve sonuçların doğal görünmesidir.

FOKUSLU ULTRASON TEDAVİSİ
Fokuslu ultrason tedavisi, cildin alt katmanlarına yoğun ultrason dalgaları göndererek ciltte sıkılaşma ve gençleşme sağlamayı amaçlar. Bu yöntem, özellikle çene hattı, gıdı ve yanaklardaki sarkmaların giderilmesinde etkilidir. İşlem sırasında ve sonrasında herhangi bir iz bırakmaması ve nispeten ağrısız olması tercih sebeplerinden.

HYALÜRONİK ASİT DOLGUSU
Hyalüronik asit dolguları, cildin kaybettiği hacmi geri kazandırmak için kullanılır. 
Dudakları güçlendirmek, yanakları, elmacık kemiklerini ve çeneyi şekillendirmek için bu dolgular sıklıkla tercih edilir. Hyalüronik asit, cildin doğal yapısında bulunan bir madde olduğu için doğru ve uzman ellerde sonuçlar doğal görünür ve işlem sonrası iyileşme süresi minimum düzeydedir.

PRP
PRP tedavisi, hastanın kendi kanından elde edilen platelet açısından zengin plazmanın cilt altına enjekte edilmesiyle yapılan bir uygulamadır. Bu yöntem, cilt yenilenmesini ve gençleşmesini destekler. PRP tedavisi, doğal ve biyolojik bir yöntem olması nedeniyle erkekler arasında popülerdir.

KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ
Kök hücre tedavileri, ciltteki yaşlanma belirtilerini azaltmak ve cilt kalitesini artırmak amacıyla kullanılır. Hastanın kendi dokusundan elde edilen kök hücreler, cilt altına enjekte edilerek cildin yenilenmesi sağlanır. .

LAZER TEDAVİLERİ
Lazer tedavileri, cilt yenileme, leke tedavisi ve kırışıklıkların giderilmesi gibi çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır. 
Lazer ışınları, cildin alt katmanlarına ulaşarak ciltte kolajen üretimini artırır ve cildin daha genç görünmesini sağlar. Erkekler, lazer tedavilerinin hızlı ve etkili sonuçlar vermesi nedeniyle bu yöntemleri tercih etmektedir.

LAZER EPİLASYON
Lazer epilasyon, istenmeyen tüylerin kalıcı olarak azaltılması için kullanılan bir yöntemdir. 
Sakal üstü, sırt, kulaklar ve vücudun diğer bölgelerindeki tüylerin lazer yöntemiyle alınması, erkeklerin sıkça başvurduğu bir işlemdir. Bu sayede, tıraş sonrası oluşabilen kıl batıkları ve kıl dönmelerinden kurtulmak mümkün olur.

TERLEME TEDAVİLERİ
Aşırı terleme özellikle yaz aylarında erkekler için büyük bir sorun olabilir. 
Bu durumun çözümü için botoks enjeksiyonları gibi terleme tedavileri uygulanabilir. 
Bu yöntemler, ter bezlerinin aşırı aktif olmasını engelleyerek terlemeyi kontrol altına alır ve terleme kaynaklı koku problemlerini azaltır.

LAZER LİPOLİZ
Erkeklerde beden ve yüz orantısı da önemlidir. Bu amaçla daha fit görünmek isteyen erkekler özellikle karın ve karın yan bölgesindeki spor ve diyete rağmen çözemedikleri bölgesel yağlanmalardan kurtulmak için başvuruyorlar. 
Sıcak lazer lipoliz yöntemiyle 20 dakika içinde genellikle tek seansta aşırı yağlanması olan bireylerde ise 1 ay ara ile 2- 3 seansta bölgesel incelme ve sıkılaşmada etkili bir yöntemdir.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/05//erkeklerin-gozdesi-ameliyatsiz-estetik-islemler-.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/05//erkeklerin-gozdesi-ameliyatsiz-estetik-islemler-.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/05//erkeklerin-gozdesi-ameliyatsiz-estetik-islemler-_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/05//erkeklerin-gozdesi-ameliyatsiz-estetik-islemler-.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/erkeklerin-gozdesi-ameliyatsiz-estetik-islemler/8750/</link>
			<pubDate>Sun, 19 May 2024 11:15:32 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Mevsimsel saç dökülmesi doğal mı, endişe verici mi? </title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
Mevsimsel saç dökülmesi, genellikle ilkbahar ve sonbaharda yaşanan, mevsim değişiklikleriyle ilişkili bir durumdur. Bu dönemlerde, saç dökülmesinde artış görülebilir çünkü vücut, mevsim değişikliğine uyum sağlamak için hormonal ve biyolojik olarak bazı değişiklikler yaşar. Mevsimsel saç dökülmesi doğal bir süreç mi, endişe verici bir durum mu? İşte yanıtı...

Saç dökülmesi, insanların yaşamlarının bir noktasında karşılaştığı yaygın bir durumdur. Özellikle mevsim değişiklikleri sırasında artan saç dökülmesi, birçok kişinin endişe duyduğu bir konudur.
Mevsimsel saç dökülmesi genellikle normal bir süreçtir ve bir sorun teşkil etmez. Tıpkı doğa gibi saçlarımız da ilkbaharda kendini yenilemeye hazırlanır. Ancak sürekli ve aşırı saç dökülmesi varsa, bu durumun altında yatan nedeni belirlemek için bir dermatoloğa danışmak önemlidir.

Sebepleri nelerdir?

Mevsimsel saç dökülmesi, vücudun mevsim değişikliklerine uyum sağlamasıyla ilişkilidir. Özellikle sonbahar ve ilkbahar aylarında, saç dökülmesinde artış görülmesi yaygındır. Bu dönemlerde, vücut daha önceki mevsimde büyüyen saçların yerine yeni saçların çıkmasını teşvik eder.
 

Bu nedenle, eski saçların dökülmesi doğal bir süreçtir ve genellikle endişe edilecek bir durum değildir. Ancak, sürekli ve aşırı saç dökülmesi varsa, bu durumun altında yatan başka bir sorun olabilir. Stres, yanlış beslenme, hormonal değişiklikler veya ciddi sağlık sorunları gibi faktörler saç dökülmesine neden olabilir.

Yalancı dökülmeler

Bazen kişiler saçlarının sürekli döküldüğünden şikayet eder. Saç dökülmesi ne zaman endişe verici hale gelir? Bu soruya cevap bulmak için saç döngüsünü anlamak önemlidir.

Saç, büyüme, dinlenme ve dökülme dönemlerinden geçer. Bu dönemler genellikle 2 ila 6 yıl arasında sürer ve bir saç telinin kendini yenileme süresi yaklaşık olarak 5 yıldır.

Günde ortalama 100 ila 150 saç telinin dökülmesi normal kabul edilirken, bu sayının aniden artması veya azalması sağlık sorunlarının belirtisi olabilir.

Seyrelme olmamasına rağmen saç dökülmesi yaşayan kişilerin durumu, saç döngüsünün hızlı olduğunu gösterebilir ve genellikle normal kabul edilir. Ancak döngüdeki aksamalar bazen ani bir dökülme şeklinde ortaya çıkabilir, özellikle mevsim geçişlerinde bu durum sıkça görülebilir.

Doğanın değişimine karşı saçlarınızı koruyun

Mevsimsel saç dökülmesini azaltmanın bazı yolları vardır. Saç derisini ve saçı düzenli olarak temizlemek, sağlıklı bir beslenme düzeni benimsemek, stresten kaçınmak, saçı sıkı bağlamaktan kaçınmak, saç bakım ürünlerini doğru şekilde kullanmak bu durumu önlemeye yardımcı olabilir.
 

Saç ve saç derisi bakımı:

◊ Saçı düzenli olarak yıkamak ve saç derisini temiz tutmak önemlidir.

◊ Doğal ve hafif şampuanlar tercih etmek saçı yıpratmaz ve kaparak dökülmeyi azaltabilir. Saç tipinize uygun ph düzeyi cilt ph’ı ile uyumlu şampuanlar kullanın. Bu anlamda sabun kullanımını önermiyorum.

◊ Saçlarınıza yüksek ısı veren fön maşa gibi işlemleri çok sık uygulamayın. Saçı sıkıca bağlamak yerine daha gevşek bağlamak saçı korur.

Sağlıklı beslenme:

◊ Özellikle protein, demir, omega-3 yağ asitleri ve vitaminler açısından zengin besinler tüketmek önemlidir. Glisemik indeksi yüksek karbonhidrat ve şekerli gıdalardan uzak durun.

◊ C vitamini ve E vitamini saç sağlığı için faydalıdır.
 

Stresten uzak durmak

◊ Stres saç dökülmesini tetikleyebilir, bu nedenle stresle başa çıkmak önemlidir. Yoga, meditasyon gibi rahatlama tekniklerinden faydalanabilirsiniz.

Saç bakım ürünleri:

◊ Saç dökülmesini azaltmaya yardımcı olan ve saç büyümesini teşvik eden şampuanlar ve losyonlar kullanılabilir.

◊ Saç dökülmesini önlemeye yardımcı olan doğal yağlar da kullanılabilir. Örneğin, hindistancevizi yağı veya badem yağı gibi.

Dermatolojik tedaviler:

◊ Şiddetli saç dökülmesi durumunda bir dermatologdan yardım almak önemlidir. Bahar aylarında meydana gelen saç dökülmelerinde, yenilenen saçların daha kalın, canlı ve sağlıklı çıkması için destekleyici tedaviler önerilmektedir. Bu tedaviler arasında şunlar vardır:

◊ Saç mezoterapisi

◊ Saça PRP tedavisi

◊ Hücresel saç tedavileri

◊ Saç lazerleri

◊ Oral takviyeler (proteoglikan, mineraller ve aminoasitler)

◊ Topikal solüsyonlar

Mevsimsel saç dökülmesi genellikle endişe edilecek bir durum değildir ve doğal bir süreçtir.

Ancak sürekli veya aniden başlayan saç dökülmesi, ciddi bir sağlık sorununun belirtisi olabilir ve doğru tanı ve erken tedavi gerektirebilir.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/05//mevsimsel-sac-dokulmesi-dogal-mi-endise-verici-mi-.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/05//mevsimsel-sac-dokulmesi-dogal-mi-endise-verici-mi-.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/05//mevsimsel-sac-dokulmesi-dogal-mi-endise-verici-mi-_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/05//mevsimsel-sac-dokulmesi-dogal-mi-endise-verici-mi-.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/mevsimsel-sac-dokulmesi-dogal-mi-endise-verici-mi/8707/</link>
			<pubDate>Sat, 11 May 2024 15:03:14 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Nefertiti boynu </title>
			<description><![CDATA[Estetik dünyasında son yıllarda popülerlik kazanan uygulamalardan biri olan boyun botoksu, &apos;Nefertiti boynu’ elde etmek isteyenler arasında ilgi görüyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Antik Mısır’ın güzellik ikonu Nefertiti’nin ince, uzun ve sıkı boyun çizgisine sahip olması, günümüzde birçok kişinin estetik idealini oluşturuyor. Peki, bu uygulama nedir ve nasıl gerçekleştirilir?

Boyun botoksu nedir?
Botoks, hem kozmetik hem de tıbbi tedavilerde uzun yıllar kullanılmaktadır. 
Tüm dünyada bugüne kadarki en popüler ameliyatsız tedavi prosedürüdür. Nefertiti boyun botoksu yüz estetiğinde önemli bir yere sahiptir. 
Boyun botoksu, botulinum toksin (botoks) enjeksiyonlarıyla boyun ve çene hattındaki kasların zayıflatılması ve böylece ciltteki sarkmaların azaltılması işlemidir. Bu sayede jawline hattı daha belirgin hale gelir, çene hattı daha sıkı görünür. Uygulama genellikle 3-6 ay arasında etkisini korur ve düzenli olarak tekrarlanması gerekebilir.

Kimlere uygulanır?
Boyun botoksu, genellikle boyun bölgesindeki kırışıklıkları, çizgileri azaltmak isteyen yetişkinlere uygulanır. Bu işlem genellikle şu durumlar için düşünülebilir:

Boyun kırışıklıkları:
Boyun bölgesindeki yatay çizgilerin veya “kümes” adı verilen dikey çizgilerin görünümünü azaltmak isteyenler.

Cilt sıkılaştırma:
Boyun bölgesindeki cildin sıkılaşmasını ve daha genç bir görünüm elde etmeyi amaçlayanlar.

Estetik gelişim:
Boyun bölgesindeki estetik görünümü iyileştirmek isteyenler.

Boyun botoksu nasıl uygulanır?
Botoks yapılacak boyun ve çene hattı bölgesi antiseptik bir solüsyonla makyaj ve kirden arındırılarak temizlenir. Sonrasında işlem yapılacak bölge anestezik krem sürülerek ya da soğuk ile uyuşturulur. Ardından muayenede belirlenen bölgelerden genellikle boynun alt kısmında bulunan cilt altındaki platismal bantlar içine 2 cm’lik aralıklarla ince uçlu iğnelerle botulinum toksin enjekte edilir. 
Yaklaşık 15 dakika süren bu işlem sonrası hasta rutin hayatına devam edebilmektedir. 
uygulamanın avantajları 

Sarkma ve kırışıklıkların azalması:
Boyun bölgesindeki kasları zayıflatarak, cildin sıkılaşmasına ve kırışıklıkların azalmasına yardımcı olabilir.

Çene hattının belirginleşmesi:
Boyun ve çene hattındaki sıkılaşma, çene hattının daha belirgin ve estetik bir görünüm kazanmasını sağlayabilir.

Estetik görünümün iyileştirilmesi:
Boyun botoksu, genel olarak yüz ve boyun bölgesinin daha genç ve dinç görünmesine yardımcı olabilir, kişinin boyun ve alt yüz bölgesindeki estetik görünümünü iyileştirebilir.

Uygulamanın hızlı ve etkili olması:
Boyun botoksu uygulaması hızlı bir şekilde yapılır ve çoğu kişi için etkileri nispeten kısa sürede görülebilir.

Güvenli bir uygulama olması:
Doğru ellerde yapıldığında, boyun botoksu genellikle güvenli bir uygulama olarak kabul edilir ve genellikle minimal yan etkilere sahiptir.

Makyajın daha iyi uyum sağlaması: 
Daha sıkı bir boyun ve çene hattı, makyajın daha düzgün ve doğal görünmesine yardımcı olabilir.
Nefertiti boyunu elde etmek isteyenler için bu uygulama cazip görünebilir. Ancak her estetik müdahalede olduğu gibi, boyun botoksu da bazı riskleri barındırabilir. 
Enjeksiyonların doğru yerlere yapılması ve uygun dozlarda olması son derece önemlidir. Aksi takdirde istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabilir.
Unutulmamalıdır ki herkesin anatomisi farklıdır ve Nefertiti boynu elde etmek her zaman mümkün olmayabilir. 
Bu nedenle, bu uygulamayı düşünenlerin öncelikle bu konuda tecrübeli uzman hekimlere danışmaları ve detaylı bir şekilde bilgi almaları önemlidir.
Sonuç olarak, boyun botoksu Nefertiti boynu elde etmek isteyenler için etkili bir seçenek olabilir. 
Ancak estetik tercihlerde her zaman sağlıklı ve dengeli bir yaklaşımın benimsenmesi önemlidir.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/05//nefertiti-boynu-.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/05//nefertiti-boynu-.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/05//nefertiti-boynu-_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/05//nefertiti-boynu-.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/nefertiti-boynu/8683/</link>
			<pubDate>Sat, 04 May 2024 14:23:47 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>ÜNLÜ DERMATOLOG NESLİHAN DOLAR&#039;DAN CİLT LEKELERİNDE TEDAVİ YÖNTEMLERİ  </title>
			<description><![CDATA[Cilt lekeleri, cildin hassas bölgelerinde, özellikle güneşe maruz kalan yerlerde yaygın olarak görülebilir. Bu lekeler, yaş ilerledikçe her cilt tipinde ortaya çıkabilir ve genellikle yaşlı, yorgun bir görünüme neden olurlar. Tedavide “Leke tedavisi kişiye özeldir" prensibi vurgulanır.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Leke tedavisi, dermatologların sürekli araştırma yaptığı, gelişen bir alandır. Cilt yüzeyindeki hücrelere zarar vermeden hatalı pigment hücrelerini ve hasarlı dokuyu hedefleyen cilt yenileme sistemleri gibi yeni nesil tedaviler iyi sonuçlar vermektedir.

Ancak lekenin derinliği, cilt yapısı ve uygulanacak yönteme göre tedavi süreci değişebilir.

Kombine yaklaşım

Cilt lekeleri çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Bazı lekeler cilt yüzeyinde yer alırken, bazıları derinin derin katmanlarına kadar uzanabilir. Bu nedenle tedavi planı, lekenin derinliğine, süresine ve cilt tipine göre belirlenmelidir.

Genellikle, leke tedavisinde tek bir yöntem yeterli olmaz ve kombinasyon tedaviler uygulanır.

Lazer-ışık sistemleri

Cilt lekelerinin tedavisinde lazerler özellikle son yıllarda teknolojinin de ilerlemesiyle beraber yaygın olarak kullanılmaktadır.

 

Melanin pigmentlerine etki ederek, cildin yenilenmesini sağlayan lazer uygulamaları, yaygın olarak kullanılır.

Lazerle leke tedavisinde ciltte lekeyi oluşturan melanine ulaşılır ve lazer işlemi melaninin küçük parçalara ayrılmasını sağlar.

Küçük parçacıklara ayrılan melanin, vücut tarafından kolaylıkla yok edilir. Seans süresi lekenin bulunduğu bölgeye, büyüklüğe göre, kişiden kişiye değişir.

Yaşlılığa bağlı lekeler, çiller ve güneş lekeleri için bazen tek seans bile yeterli olabilir.

Gümüş gibi parıldasın

‘Gümüş Cilt Parlatma Tedavisi’ diye bilinen tedavi sisteminde doğada tıpkı gümüş gibi nadir bulunan Thulium elementinin yaydığı enerji kullanılır.

Gümüş nasıl zamanla lekelenir ve kararırsa, cildimiz de gerek çevresel gerekse içsel faktörlerin etkisiyle zaman içinde lekelenir ve kararır. Gümüş Cilt Parlatma Tedavisi ile cildin beyazlatılması, yani cilt tonunun düzeltilmesi ve lekelerinden arındırılması mümkündür.
 

Tekrar lekelenmemek için yapılacak tek şey ise güneşten korunmak ve idame tedavileri aksatmamak olacaktır.

Sistemin en büyük avantajı, sadece 20 dakikada tedavinin tamamlanması ve kısa iyileşme süresidir.

Kremlerin etkisi

Çeşitli leke açıcı kremler ve serumlar reçete edilebilir. Ancak bu ürünlerin kullanımı hekim kontrolünde olmalıdır.

 

Tedavi sırasında cildin güneşten korunması önemlidir. Lokal tedaviler en az 6-8 hafta, bazen 3-6 ay sürebilir.

Peeling tedavisi

Kimyasal peeling, cildin üstündeki ince tabakayı soyarak pigment üreten melanin hücrelerini baskılayan ve kollajen üretimini artıran etkili bir tedavi yöntemidir.

Ancak bu yöntem derin lekeler için uygun değildir. Derindeki lekeler için cihazlı ve enjeksiyonlu tedaviler tercih edilmelidir.

Leke mezoterapisi

Mezoterapi, cildin orta tabakasında yer alan lekelerin tedavisinde kullanılan bir yöntemdir. Bu yöntemle cilt yenileyici vitamin, mineral ve aminoasitler cildin dermis tabakasına enjekte edilir.

Bu sayede dermal tabakada yenilenme sağlanır ve melanosit hasarı düzeltilmeye çalışılır. Ayrıca PRP enjeksiyonları da bu bölgede onarım sağlar.

Nasıl korunalım?

Cilt lekelerinden korunmanın en iyi yolu, cildin bütünlüğünün korunmasıdır.

Bazı kişiler genetik olarak lekeye daha yatkın oldukları için ekstra dikkat etmeleri gerekir. Özellikle yaz aylarında yaptırılan ağda, lazer epilasyon, kimyasal peeling, fraksiyonel lazer gibi işlemler leke riskini artırabilir.

O nedenle bu tarz uygulamaların mutlaka sonbahar aylarına ertelenmesi gerekir.

Vücuda uygulanan bazı ürünler, örneğin parfüm ve kolonya direkt leke oluşumu yapabilecek kimyasallar içerdiğinden yaz aylarında güneşli alanda kullanılmamalıdır.

NOT: Tüm bu işlemler için uzman bir doktora danışın. Onun önerilerini dikkate alın.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/04//unlu-dermatolog-neslihan-dolar039dan-cilt-lekelerinde-tedavi-yontemleri--.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/04//unlu-dermatolog-neslihan-dolar039dan-cilt-lekelerinde-tedavi-yontemleri--.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/04//unlu-dermatolog-neslihan-dolar039dan-cilt-lekelerinde-tedavi-yontemleri--_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/04//unlu-dermatolog-neslihan-dolar039dan-cilt-lekelerinde-tedavi-yontemleri--.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/unlu-dermatolog-neslihan-dolar-dan-cilt-lekelerinde-tedavi-yontemleri/8658/</link>
			<pubDate>Sat, 27 Apr 2024 16:05:18 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Türk bilim insanları koronavirüse karşı hazırlanacak ilaç için antikor üretti</title>
			<description><![CDATA[Kocaeli Üniversitesi ile Çin'deki partnerler ortaklığında hazırlanan proje kapsamında geliştirilen antikorla ilişkili iki molekülün, Covid-19 etkeni SARS-CoV-2 ve mevsimsel koronavirüslere karşı etkin olduğu belirlendi
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) akademisyenleri, Çin ortaklığında yeni tip koronavirüs (Covid-19) tedavisinde kullanılacak ilaç üretimine ilişkin antikor geliştirdi.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile Çin Ulusal Doğal Araştırma Vakfı (NSFC) ikili işbirliği programı kapsamında 2020'de kabul edilen "Geniş Etkili Yeni Anti-Korona Virüs Stratejilerinin Geliştirilmesi Projesi" çerçevesinde KOÜ'den proje yürütücüsü Prof. Dr. Aynur Karadenizli ile öğretim üyeleri Prof. Dr. Murat Kasap, Prof. Dr. Gürler Akpınar, doktor öğretim üyeleri Hüseyin Uzuner ve Emel Azak çalışmalar gerçekleştirdi.

Akademisyenler, projenin Türkiye ayağında, KOÜ Tıp Fakültesi Moleküler Araştırma ve Antikor Laboratuvarı'nda yer alan Antikor Üretim Birimi ile Proteomiks Birimi'nde protein hedefli ilaç molekülünün antikor kısmını üretti.
Üretilen antikorla ilişkili iki molekülün, Covid-19 etkeni SARS-CoV-2 ve mevsimsel koronavirüslere karşı etkin olduğu belirlendi.

Akademisyenler, etkinliği yüksek 2 antikoru seçip proje ortakları olan Çin'den Shanghai Jiao Tong Üniversitesine gönderdi. burada yapılan ek çalışmalar sonrasında molekül için uluslararası patente başvuruldu.

"VİRÜSÜN HÜCRE GİRİŞİNİN ENGELLENMESİ VE HÜCRE DIŞINDA ORTADAN KALDIRILMASI HEDEFLENİYOR"

Prof. Dr. Karadenizli, TÜBİTAK ve NSFC ikili işbirliği çerçevesinde yürüttükleri uluslararası projede SARS-CoV-2'nin hem solunum sistemi hücreleri içine girişinin engellenmesini hem de hücre dışında ortadan kaldırılmasını hedeflediklerini söyledi.

Karadenizli, Kasım 2020'de onaylanan projede Türk partnerler olarak birinci planda antikor üretmeleri gerektiğini aktararak, laboratuvarlarında özellikle SARS-CoV-2 virüsünün yapısal olmayan proteinlerinden birine karşı 2 antikor elde ettiklerini kaydetti.

Bunları elde edilen diğer antikorlar arasından seçtiklerini dile getiren Karadenizli, "Antikorların afinite (antikor ile antijen arasındaki ilişki) ve aviditesiyle (antikor ve kompleks antijen arasındaki bağlanma kuvveti) ilgili çalışmaları yaptık. Sonuçta 2 antikoru bu proje için Çin'deki partner laboratuvara gönderdik. Projede bizim yaptığımız kısım da var, onların yaptığı kısım da var. Onlar yaptıklarını bize gönderip, biz onlar üzerinde de çalışıyoruz. Örneğin, hücre içinde virüsün engellenmesine yönelik mekanizmada çok sayıda molekül arasından taranan 12 molekül vardı. Bunları bize gönderdiler. Bunların virüsler üzerindeki etkilerine baktık. Burada SARS-CoV-2 yanında mevsimsel koronavirüsleri de taradık ve onların içerisinden 2 molekülü etkin bulduk." diye konuştu.

"TEDAVİDE UYGULANACAK MOLEKÜLÜN YAPIMINA GEÇİLDİ"

Karadenizli, moleküllerden elde ettikleri verileri partnerlerine ilettiklerini belirterek, şöyle devam etti: "Ürettiğimiz antikorların da kullanıldığı 'PROTAC molekülü' dediğimiz tedavide uygulanacak molekülün yapımına geçildi. Önceden virüs üzerinde etkinliğini bulduğumuz 2 molekül için de sevindirici haber; patent başvurusunda da bulunuldu. Bunun ön hazırlığını yaptık. Kovid-19 hastasıyla temas riskli durumda kullanılabilecek bir ilaç ya da virüsle enfekte olmuş; baş ağrısı, üst solunum yolu enfeksiyonu, kas ağrıları gibi şikayetleri olan hastaların tedavisinde kullanılacak."

İlaç molekülünün, şikayeti ve riski olmayan kişilerde aşılama gibi kullanılmayacağını vurgulayan Karadenizli, "Belli bir yaşın üzerindeki hastalarda risk hala mevcut. Toplumun büyük bir kesimi olmasa bile ileri düzeyde obez olan, kilolu olan kişilerde de risk yine söz konusu. Hedef kitleyi bu grup oluşturuyor" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/01//turk-bilim-insanlari-koronaviruse-karsi-hazirlanacak-ilac-icin-antikor-uretti.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/01//turk-bilim-insanlari-koronaviruse-karsi-hazirlanacak-ilac-icin-antikor-uretti.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/01//turk-bilim-insanlari-koronaviruse-karsi-hazirlanacak-ilac-icin-antikor-uretti_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2024/01//turk-bilim-insanlari-koronaviruse-karsi-hazirlanacak-ilac-icin-antikor-uretti.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/turk-bilim-insanlari-koronaviruse-karsi-hazirlanacak-ilac-icin-antikor-uretti/8286/</link>
			<pubDate>Fri, 05 Jan 2024 11:53:25 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Ölüme yakın deneyim yaşayanlar anlatıyor: "Beni iyileştiren ışığı gördüm"</title>
			<description><![CDATA["Başarısız bir inşaatçıydım. Param suyunu çekiyordu ve dairemden çıkarılmak üzereydim."]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[David Ditchfield, hayatını değiştirecek kaza yaşandığında 46 yaşındaydı ve çok içki içiyordu. Londra'daki hayatı yolunda gitmiyordu.

2006 yılında bu kötü ruh halindeyken, kız kardeşinin evinde kalmak için Cambridgeshire'a gitti.

O gün bir arkadaşı onu ziyarete gelmişti ve David onu uğurlamak için istasyona gitti. Veda ederken paltosu kapanan tren kapılarına sıkıştı. Trenin hareketiyle platform boyunca sürüklenen David, raylara düştü ve kopmak üzere olan koluyla orada kaldı.

 

Sonrasında ameliyata alınmadan önce “olağanüstü ve beklenmedik bir ruhani” deneyim yaşadığını anlatıyor:
 


"Vücudumu terk etmiştim. Hastaneyi ve vücuduma saldıran tüm acıyı geride bırakmış, huzurlu bir yerdeydim.

“O anda başımı kaldırdığımda, yavaşça bana yaklaşan simetrik beyaz ışık dalgaları gördüm. Çok parlak ve yoğundular ama aynı zamanda o kadar saftılar ki, onlara bakabiliyordum. Yaydıkları ışığın yavaş yavaş tüm vücuduma yayıldığını ve beni iyileştirdiğini hissedebiliyordum. "

David, melek gibi varlıkları da tecrübe ettiğini anlatıyor:

"Vücudumdaki tüm yaraları iyileştirdiklerini, acımı katman katman soyup ruhumun özüne indiklerini hissettim. İlk kez kendimi tamamlanmış hissettim ve ilk kez o zaman, hayatım boyunca rol yaptığımı fark ettim”

David bu deneyiminin en yoğun kısmının sonu olduğunu söylüyor. Yıldızlar ve galaksiler içinde süzülme hissini, sonsuzluğa bakma hissini ve bir ışık tünelinin görüntüsünü tarif ediyor:

"Vücudumun her bir molekülünün bu devasa beyaz ışık tünelinden yayılan sevgi dolu enerjiyle titreştiğini hissedebiliyordum. Yaratılışın kaynağına baktığımı biliyordum. Tünel formundaki bu devasa beyaz ışık Tanrı'ydı. O kadar sevinçle doluydum ki."


KAYNAK,JANET REINDORF

Fotoğraf altı yazısı,
David Ditchfield yaşadığı deneyimi tablolara dönüştürüyor



David’in tarif ettiği uyanışının anlık etkileri yanında, onda, kalıcı etkileri de oldu. Bugün evrendeki enerjiyle bir olmaya, yoğun bir tatmin duygusunu hissetmeye devam ettiğini söylüyor.

Kazadan sonra ağır yara alan kolunu yeniden kullanmaya başladı ve bugün artık ölümden korkmuyor.

Herhangi bir eğitimi ve deneyimi olmamasına karşın klasik senfoniler besteledi ve iyileşme deneyimini tasvir ettiğini söylediği sahneler çizmeye başladı.

Besteleri yerel orkestralarca icra edildi. Tablolarından biri ise şu anda ABD'nin Washington kentindeki İncil Müzesi'nde sergileniyor.

Ancak David, yaşadığı tecrübeyi dini bir deneyim olarak görmüyor ve kendisini manevi biri olarak tanımlamayı tercih ediyor.


KAYNAK,DAVID DITCHFIELD

Fotoğraf altı yazısı,
David Ditchfield'ın Hayatın Tüneli adını verdiği tablosu



Doktor Steve Taylor, insanların yaşadıkları yoğun acılar ile ruhani deneyimleri arasındaki bağlantıyı inceleyen bir psikolog.

David'in anlattığı gibi ruhani tecrübelerin şaşırtıcı derecede yaygın olduğunu ve bunun da giderek artan sayıda insanın kendilerini manevi olarak tanımlamasına yol açtığını söylüyor.

"Ölüme yakın bir deneyim yaşadığınızda, bu o kadar inanılmaz ve yoğun bir durumdur ki, o ana kadar oluşturduğunuz gerçeklik vizyonunuz sonsuza kadar değişebilir.

Leeds Beckett Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan Dr. Taylor, "Bu durum genellikle hayata laik açıdan bakan insanların başına gelir. Üstelik sonrasında geleneksel anlamda dindar biri de olmayabilirler” diyor.

Bazı popüler bilimsel teoriler, bu tür deneyimlerin, kişi ölüme yaklaştığında beyindeki oksijenin eksilmesinden kaynaklandığını öne sürüyor.

Ancak Doktor Taylor, bu alandaki araştırmaların sonuçsuz olduğunu ve bunlara yönelik tutarlı bir bilimsel açıklama bulunamadığını söylüyor.

Ayrıca bunların standart bilimsel gerçeklik görüşüyle çelişmesi nedeniyle de bir tabuyu olduğunu kaydediyor.

Dr Taylor, "Bu deneyimler, bilincin mutlaka beynin üretimi olmayabileceğini ve bilincin bedenin ölümü sonrasında da var olabileceğini gösteriyor" diyor.

Bu tür deneyimleri konuşabilmek için aradığı desteği görememesi Gigi Strehler için zorlayıcı oldu.

2014 yılında hastanede yapılan müdahale ile ölümden dönmesi sonrası kendi deneyimini yaşayanların katılabileceği bir grup kurdu.

Gigi Strehler kendisinin, ışık tüneli olarak adlandırılan şeyden çok “bir boşluk” yaşadığını anlatıyor:

“Bir hiçliğin içindeydim ve hiçbir yerdeydim. Tam bir huzur ve sevgi hissiyle doluydu. O anda Gigi değildim ama yine de vardım. Ne olduğunun farkındaydım”


KAYNAK,HENRIETTA GARDEN

Fotoğraf altı yazısı,
Gigi Strehler



Aktör olan Strehler o deneyim sonrası kuantum fiziğini anlayabilmek gibi kişisel değişimler yaşadı.

Bu da onu, yıllar boyunca sürecek ve dini gelenekleri de içerek bir yanıt arayışına itti.

Ancak varolan metinlerin hiçbiri onu tatmin etmedi

"Deneyimlerim bana farkındalığımızın ve varlığımızın tüm insan üretimi şeyleri aştığını öğretti. Buna karşın inanılmaz derecede birbirimize bağlı olduğuna inanıyorum."

Benzer bir deneyim yaşayan David Ditchfield'ın da bakış açısı Strehler’a benzer. O da kendisini son derece ruhani, dini geleneklere saygılı olarak tanımlıyor ama dindar biri olmadığını söylüyor.

David ve Gigi'nin anlattığı deneyimlerden çok etkilendiğini gizlemeyen Doktor Steve Taylor, bunların birçok kişi için, “kabul edemeyecek kadar gizemli” olduğunu da kabul ediyor.

Taylor, “İnsanoğlu olarak gerçeği bilimsel olarak açıklayabildiğimiz için kendimizle gurur duymayı seviyoruz. Ancak anlamlandırılamayacak kadar tuhaf olan bazı şeyler var." diyor.



 

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/10//olume-yakin-deneyim-yasayanlar-anlatiyor-quotbeni-iyilestiren-isigi-gordumquot.png</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/10//olume-yakin-deneyim-yasayanlar-anlatiyor-quotbeni-iyilestiren-isigi-gordumquot.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/10//olume-yakin-deneyim-yasayanlar-anlatiyor-quotbeni-iyilestiren-isigi-gordumquot_t.png"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/10//olume-yakin-deneyim-yasayanlar-anlatiyor-quotbeni-iyilestiren-isigi-gordumquot.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/olume-yakin-deneyim-yasayanlar-anlatiyor-beni-iyilestiren-isigi-gordum/7980/</link>
			<pubDate>Wed, 25 Oct 2023 23:42:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Alzheimer hastalığında yeni umut: Hastalığı yavaşlatmayı başardılar</title>
			<description><![CDATA[Dünyanın en sinsi ve ölümcül hastalıklarından biri olan Alzheimer ile mücadelede büyük bir adım atıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dünyanın en sinsi hastalıklarından biri olan Alzheimer’la mücadelede büyük bir adım atıldı…

ABD merkezli ilaç şirketi Eli Lilly’nin geliştirdiği donanemab isimli ilacın “güçlü ve anlamlı” bir sonuç elde ettiği belirtildi. Şirket, yapılan klinik testler sonucunda elde edilen resmi verileri kamuoyu ile paylaştı.

Yapılan açıklamada şirketin geliştirdiği ilacı alan katılımcılarda hastalığının ilerleme riskinin yüzde 40 oranında azaldığı tespit edildi.

Açıklamada, “Erken dönem demans hastaları için büyük bir fırsat” denilirken California Üniversitesi’nde görevli Dr. Gil Rabinovici, “Bu Alzheimer hastalığı için moleküler terapi alanında yeni bir çağın başlangıcı” açıklamasını yaptı.

Bu yılın sonunda onay çıkması beklenen ilaç böylelikle piyasadaki üçüncü ilaç olacak.

Şirketin üst düzey isimlerinden Dr. Daniel Skovronsky, “Bu çok büyük ve anlamlı bir ilaç. Hastalar için büyük fırsatlar sunuyor” dedi.

Donanemab isimli ilacın beyindeki plağa saldıran bir antikor olarak görev aldığı kaydedildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/07//alzheimer-hastaliginda-yeni-umut-hastaligi-yavaslatmayi-basardilar.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/07//alzheimer-hastaliginda-yeni-umut-hastaligi-yavaslatmayi-basardilar.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/07//alzheimer-hastaliginda-yeni-umut-hastaligi-yavaslatmayi-basardilar_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/07//alzheimer-hastaliginda-yeni-umut-hastaligi-yavaslatmayi-basardilar.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/alzheimer-hastaliginda-yeni-umut-hastaligi-yavaslatmayi-basardilar/7216/</link>
			<pubDate>Tue, 18 Jul 2023 09:01:17 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Yaşlanma tarihe karışabilir</title>
			<description><![CDATA[Araştırmacılar, yaşlanmaya yol açan "zombi hücreleri" ortadan kaldırabileceği düşünülen CUDC-907 molekülünü keşfetti. İşte heyecanlandıran keşfin detayları..]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
The Independent gazetesinin haberine göre, İngiltere’nin Leicester Üniversitesindeki araştırmacılar, yaşlanma karşıtı tedavide kullanılabilecek CUDC-907 molekülünün keşfini duyurdu.

“ZOMBİ HÜCRELERİ YOK EDECEK”

Laboratuvar ortamında yapılan denemelerde CUDC-907 molekülünün, zamanla işlevini yitirip dokularda birikerek yaşlanmaya yol açan “zombi hücreleri” yok edebileceği sonucuna ulaşıldı.

Denemelerde CUDC-907’nin, genç ve sağlıklı hücrelere birkaç yan etki dışında zarar vermediği tespit edildi.

Yaşlanmayı yavaşlattığı ve ileri yaş grubunda görülen hastalıkları önleyebildiği bilinen “senolitik” ilaca atıfta bulunan araştırmacılar, CUDC-907’nin yeni tip bir “senolitik” olabileceğini belirledi.

KANSER TEDAVİSİ SONRASINDA DA İŞE YARAYACAK

Diğer yandan araştırmacılar, CUDC-907 kullanılarak üretilebilecek yeni bir ilacın kanser tedavisi sonrası vücutta arta kalan hücreleri de etkili şekilde ortadan kaldırabileceğini ifade etti.

Araştırmacılardan Salvador Macip, ilacın hem kansere hem de kanserin yeniden oluşmasına neden olan eski hücrelere karşı mücadele edebileceğini belirtti.

İNSANLARDA DA ÇALIŞMA BAŞLATILACAK

Konuya ilişkin hayvanlar üzerinde deneme çalışması yapılması, olumlu sonuç alınması durumunda insanlarda da çalışmalar yapılması planlanıyor.

Araştırmanın sonuçları “Aging” dergisinde yayımlandı.

“ZOMBİ HÜCRELER”

Yaşlanmayla ortaya çıkan “zombi hücreler” bölünmeyi reddeden hücreler olarak biliniyor.

Ölmeyen ancak normal hücrenin işlevlerini de yerine getiremeyen “zombi hücrelerin”, kireçlenme, damar tıkanıklığı, alzaymır ve Parkinson gibi nörolojik dejeneratif hastalıklar dahil yaşlanmayla bağlantılı rahatsızlıklarla ilişkisi bulunuyor.

Genç vücut, “zombi hücreleri” ve dokuları temizleyebilirken, bağışıklık sistemi yaşlandıkça temizlik yapmayı bırakıyor ve söz konusu hücreler dokularda birikerek yaşlanmaya yol açıyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/07//yaslanma-tarihe-karisabilir.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/07//yaslanma-tarihe-karisabilir.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/07//yaslanma-tarihe-karisabilir_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/07//yaslanma-tarihe-karisabilir.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/yaslanma-tarihe-karisabilir/7215/</link>
			<pubDate>Tue, 18 Jul 2023 08:58:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>DEMET AKALIN&#039;IN PAYLAŞTIĞI ZAYIFLAMA ÇAYININ PATRONU ZEHİR TACİRİ ERDİ TAŞÇI!</title>
			<description><![CDATA[Daha önceki yıllarda yaptığı zayıflama çayına yoğun miktarda zehir maddesi sibutramin kattığı ortaya çıkan, Erdi Taşçı'nın yıllar sonra bu sefer başka bir isim ile piyasaya sürdüğü iddia edilen ASEROLO TOZU adlı zayıflama çayında da yoğun miktarda sibutramin olduğu iddia edildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yaz aylarının gelmesi ile birlikte zayıflama çayları; özellikle formuna düşkün olan bayanların başını çektiği bir grup tarafından büyük rağbet görüyor.

Kısa sürede zayıflamayı hedefleyen bayanların baş vurdukları ilk şey ise malum sosyal medyada ünlülerin paylaştıkları reklamlar oluyor.

Halk içinde sanat dünyasından ünlü isimlere yüklü miktarlarda ücretler ödeyerek story reklamları çektiren zayıflama çaylarına bir yenisi daha geçtiğimiz aylarda eklendi.

 



Bir süredir ünlü şarkıcı Demet Akalın'ın tanıtımını yaptığı ve halka güven aşılamak için kendisinin de devamlı kullandığını iddia ettiği ve kısa sürede zayıflamaya yardımcı olduğunu iddia ettiği bizzat sosyal medya hesaplarında ASEROLO TOZU adlı çayı paylaşan Demet Akalın'ın başını ağrıtacak şok bir iddia gündeme geldi.

İddialara göre, ASEROLO TOZU adlı zayıflama çayının sahibinin, geçtiğimiz yıllarda İstanbul Emniyeti'nin yaptığı zehirli zayıflama çaylarına yapılan operasyonda gözaltına alındığı ortaya çıktı.

Erdi Taşçı'nın o dönem piyasaya sürdüğü Teff Tohumlu Zayıflama Çayının içinde "sibutramin" adlı zehirli madde bulunmuştu.

Emniyet Güçleri tarafından yapılan operasyon ile milyonlarca liralık zehirli çaya ve zayıflama haplarına el konulmuş, bir çok kişi bu sayede canını zehirlenmekten zor kurtarmıştı.

Lüks hayata ve pahalı arabalara olan tutkusu ile tanınan Erdi Taşçı, geçtiğimiz yıllarda yapılan operasyondan sonra uzun sürede ortada görünmemişti.

Yıllar sonra bu kez de ASEROLO TOZU adlı zayıflama çayı ile ortaya çıkan Taşçı, halkın gözünü boyamak için şarkıcı Demet Akalın ile anlaştı.

İddialara göre yüklü miktarda reklam parası ödediği ve sosyal medya hesabında reklamını yaptırdığı ASEROLO TOZU adlı çayda da yoğun miktarda 'zehirli madde sibutramin' kullanıldığı iddiası ortaya atıldı.

Daha önceki yıllarda yaptığı zayıflama çayına yoğun miktarda zehir maddesi sibutramin kattığı ortaya çıkan, Erdi Taşçı'nın yıllar sonra bu sefer başka bir isim ile piyasaya sürdüğü iddia edilen ASEROLO TOZU adlı zayıflama çayında da yoğun miktarda sibutramin olduğu iddia edildi.
 



Halkın gözünü boyamak için şarkıcı Demet Akalın'ı reklamlarında oynatan Erdi Taşçı'nın hakkındaki bu iddialara vereceği en güzel cevap ise, üretmiş olduğu ASEROLO TOZU'nun resmi tahlil raporlarını ve bakanlık onayını paylaşması olacaktır.

Başta Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Sağlık Bakanlığı heyetinin üstünde büyük hassasiyetle durduğu zayıflama çaylarına ve haplarına yönelik tekrar bir operasyon için düğmeye basması an meselesi gibi duruyor.

Demet Akalın üzerinden reklam yaparak içinde zehirli madde sibutramin' olduğu iddia edilen ASEROLO TOZU adlı çay üzerinden halkı kandırarak büyük vurgun yapmaya hazırlandığı iddia edilen Erdi Taşçı'nın hakkındaki bu iddialar doğru ise, kendisi ile reklam konusunda iş birliği içinde olan şarkıcı Demet Akalın'ın ne cevap vereceği şimdiden merak konusu oldu...

SİBUTRAMİN NEDİR?

Sibutramin, kilo vermede, verilen kilonun korunmasında ve obezite tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. İlaçlarda, sibutramin hidroklorür monohidrat şeklinde kullanılır. Ticari adı ABD'de Meridia, Avrupa'da ve diğer ülkelerde ise Reductildir. Abbott Laboratuvarları tarafından üretilmektedir.

SİBUTRAMİN NEDEN YASAKLANDI ?

Bir dönem ülkemizde de ilaç ruhsatıyla satışa sunulan sibutramin, Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan inceleme sonucu ölüme varan yan etkiler oluşturması nedeniyle 16.02.2011 tarihinde yasaklanmış ve sibutramin içeren bütün ilaçların ruhsatnameleri iptal edilmiştir.

İşte geçtiğimiz yıllarda basına yansıyan o haber:

https://www.milliyet.com.tr/yerel-haberler/istanbul/toplatilan-teff-tohumlu-caylar-sahte-cikti-13181721
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/06//demet-akalin039in-paylastigi-zayiflama-cayinin-patronu-zehir-taciri-erdi-tasci.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/06//demet-akalin039in-paylastigi-zayiflama-cayinin-patronu-zehir-taciri-erdi-tasci.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/06//demet-akalin039in-paylastigi-zayiflama-cayinin-patronu-zehir-taciri-erdi-tasci_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/06//demet-akalin039in-paylastigi-zayiflama-cayinin-patronu-zehir-taciri-erdi-tasci.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/demet-akalin-in-paylastigi-zayiflama-cayinin-patronu-zehir-taciri-erdi-tasci/7017/</link>
			<pubDate>Tue, 13 Jun 2023 10:21:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Beyaz yaka mindfulness a yöneldi : BEING MIND</title>
			<description><![CDATA[Son dönemde yoğun ve stresli yaşam ile başa çıkma yolları arasında dünyada kabul gören ve üzerinde birçok araştırma yapılarak olumlu sonuçlar elde edildiği ispatlanmış yöntemlerden biri de mindfulness.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[


Avrupa ve Amerika’da Google, Nike, Apple gibi birçok kurumsal firma çalışanlarına mindfulness eğitimleri aldırırken, Türkiye’de de yeni yeni bu konu şirketlerin radarına girmeye başladı. 

Konfor alanlarından çıkıp, kurumsal hayatlarına veda ederek, hayat amaçlarına paralel olduğuna inandıkları mindfulness felsefesi üzerine tamamladıkları eğitimler, uygulamalar ve pratikler ile kendilerini geliştiren Tulya Türgen ve Erdem Nacak’ın kurduğu Being.Mind işte bu alanın geliştirilmesi ve yayılması adına Türkiye’de öncü olmayı hedefliyor. 


Akıl beden ruh dengesini oluşturarak iyi olma halini kuvvetlendiren bu öğretiyi yaptıkları ‘Uyanışa Adım’ etkinlikleriyle katılımcılara aktarıyorlar.

Etkinliklerinde teorik bilgiler, meditasyonlar, beden farkındalığına dair birçok farklı interaktif çalışma mevcut.

Katılım şartı aramadıklarını söyleyen Being Mind ekibi, uyanık bir zihinle konfor alanından çıkmak isteyip özünde neler olup bittiğini nezaketli bir şekilde araştıran ve potansiyel özgür benliğini fark etmek isteyen herkese alan açtıklarını belirtiyor.

Erdem Nacak

Tulya Türgen

Güncel etkinlikler @being.mind hesabında. Takipte kalın.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/05//beyaz-yaka-mindfulness-a-yoneldi--being-mind.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/05//beyaz-yaka-mindfulness-a-yoneldi--being-mind.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/05//beyaz-yaka-mindfulness-a-yoneldi--being-mind_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/05//beyaz-yaka-mindfulness-a-yoneldi--being-mind.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/beyaz-yaka-mindfulness-a-yoneldi-being-mind/6845/</link>
			<pubDate>Thu, 25 May 2023 14:19:55 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Mide küçültme ameliyatı bir can daha aldı! Aynı doktor yine ölüm</title>
			<description><![CDATA[Mide küçültme ameliyatı bir can daha aldı! Aynı doktor yine ölüm İstanbul Şişli’deki özel bir hastanede Prof. Dr. Alper Çelik tarafından mide küçültme ameliyatı olmak için bıçak altına yatan 63 yaşındaki Menşure Bakan, ameliyat sonrası hayatını kaybetti. Adli Tıp Kurumu’nun hazırladığı raporda da hastanın ameliyata sonrası komplikasyonlar geliştirmesine rağmen doktor Çelik tarafından taburcu edildiği, tedavi için hastaneye yönlendirmediği gibi bu durumları göz ardı ettiği ileri sürüldü.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ 

 



Mide küçültme ameliyatı bir can daha aldı! Aynı doktor 

SAĞLIK – Aynı doktor yine ölüm 63 yaşındaki Menşure Bakan, kronik şeker hastasıydı. Tedavi maksadıyla ünlü Prof. Dr. Alper Çelik’e müracaat eden Bakan, ‘Mide Küçültme’ ameliyatı için 28 Ocak 2019 günü hastaneye yatırıldı.

Sağlık durumu kötüye giden Bakan’ın ameliyattan 17 gün sonra mide kaçağı tablosu oluştuğu belirlendi.

Mesude Bakan, drenaj ve antbiyotik tedavisi başlamasına rağmen tedaviye yanıt vermedi ve hayatını kaybetti.


Mide küçültme ameliyatı bir can daha aldı! Aynı doktor yine ölüm

ADLİ TIP KUSURLU DEDİ

Yaşlı kadının ailesi olayla ilgili şikayetçi oldu. Yürütülen soruşturmada dosya, Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

Adli Tıp İhtisas Dairesi’nin, ölen şahsın ameliyatı sonrasında olmaması gereken “kaçak” olarak nitelenen komplikasyonun geliştiği, ancak ameliyat sonrası hasta bakım ve kontrolünde ihmallerin bulunduğu açıklanarak bu ihmallerin meydana gelen ölüm olayıyla illiyet ilişkisinin bulunduğu belirtildi.

Hastanın uygun ortamda tedavi edilmemesinin yanı sıra kaçağa bağlı komplikasyonun engellenmesinde ihmali hareketlerin bulunduğu, bundan ötürü de şüpheli doktorun kusurlu olduğu rapor edildi.

AYNI DOKTOR AYNI İHMALLER

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olayla ilgili Prof. Doktor Alper Çelik hakkında, Taksirle Ölüme Neden Olma suçundan dava açıldı.

Hazırlanan iddianamede, komplikasyonlar gelişmesine ve doktora da bildirilmesine rağmen ölen şahsın hatalı olarak taburcu edildiği ve durumunun aciliyetini bildirilmeksizin bir tıbbi kuruluşa yönlendirilmediği, bundan ötürü de şüpheli doktorun meydana gelen ölümde kusurunun bulunduğu anlatıldı.

Hakkında, ‘Ölüme neden olma’ suçundan dava açılan ünlü Doktor, Bülent Zaim ve Selahhatin Serin isimli iki hastasının ölümünden sorumlu tutuluyor.

Kaynak: Sabah.com.tr
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/04//mide-kucultme-ameliyati-bir-can-daha-aldi-ayni-doktor-yine-olum.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/04//mide-kucultme-ameliyati-bir-can-daha-aldi-ayni-doktor-yine-olum.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/04//mide-kucultme-ameliyati-bir-can-daha-aldi-ayni-doktor-yine-olum_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/04//mide-kucultme-ameliyati-bir-can-daha-aldi-ayni-doktor-yine-olum.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/mide-kucultme-ameliyati-bir-can-daha-aldi-ayni-doktor-yine-olum/6556/</link>
			<pubDate>Mon, 24 Apr 2023 23:23:14 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Türkiye’nin büyük holdingi… Acıbadem Grubu’na haciz… Mehmet Ali Aydınlar nereye koşuyor</title>
			<description><![CDATA[Mehmet Ali Aydınlar’ın sahibi olduğu Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş.’nin icralık olan 4 hastanesinden birine haciz gönderildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[1981 yılında muhasebeci olarak çalışma hayatına atılan Mehmet Ali Aydınlar, kısa bir sürede milyar dolarlık servet edinerek ünlü bir iş insanı oldu.

Çalışma hayatına başladıktan sonra 10 yıl gibi kısa bir sürede, 1991 yılında Acıbadem Hastanesi ile sağlık sektörüne giren Mehmet Ali Aydınlar, Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı.

4 HASTANESİ DAVALIK

Mehmet Aydınlar’ın Maslak, Bakırköy, Taksim ve Eskişehir'deki hastaneleri, borç nedeniyle icralık oldu. Taksim'deki Acıbadem Hastanesi hakkında devam eden icra dosyasında karar verildi. Karar sonucunda Taksim'deki Acıbadem Hastanesi'ne haciz gitti.

İstanbul İcra Dairesi tarafından Acıbadem grubuna gönderilen “Banka Haciz Yazısı”na göre haczedilecek miktar, alacak tutarı, faiz ve giderlerle birlikte toplam 4 milyon 241 bin 387 lira 20 kuruş. 

Haciz yazısında, “Borçlunun, maaş hesapları hariç bankanız nezdinde belirtilen hesapları üzerine haciz ve bloke konulmasına, bloke konulan hesapta para bulunması halinde 2. bir yazı beklenmeksizin paranın müdürlüğümüz dosyasına gönderilmesine karar verilmiştir” denildi.


]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/04//turkiyenin-buyuk-holdingi-acibadem-grubuna-haciz-mehmet-ali-aydinlar-nereye-kosuyor.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/04//turkiyenin-buyuk-holdingi-acibadem-grubuna-haciz-mehmet-ali-aydinlar-nereye-kosuyor.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/04//turkiyenin-buyuk-holdingi-acibadem-grubuna-haciz-mehmet-ali-aydinlar-nereye-kosuyor_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/04//turkiyenin-buyuk-holdingi-acibadem-grubuna-haciz-mehmet-ali-aydinlar-nereye-kosuyor.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/turkiye-nin-buyuk-holdingi-acibadem-grubu-na-haciz-mehmet-ali-aydinlar-nereye-kosuyor/6522/</link>
			<pubDate>Thu, 20 Apr 2023 06:46:24 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>ZORLU GÜNLERİNİ BÖYLE ANLATTI ! GAZETECİ-YAZAR MEHMET KAYNARPINAR MESLEĞE GERİ DÖNÜYOR</title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[

ZORBEY ZORU BAŞARDI...

KAYNARPINAR'DAN MÜJDE VAR...

 "Medya Dünyasının Zorbeyi" olarak tanınan Gazeteci-Yazar Mehmet KAYNARPINAR zoru başardı.
  2019 Yılında geçirdiği trafik kazası sonucu tüm organlarının hareket etme kabiliyetini kaybeden KAYNARPINAR üç buçuk yıldır çeşitli hastanelerde gördüğü tedavinin karşılığını aldı.
Son olarak İstanbul Fizik Tedavi ve rehabilitasyon Hastanesi'nde tedavi gören  Usta gazeteci sonunda desteksiz yürümeye başladı.

NELER OLMUŞTU...

Görev sonrası Ankaradan İstanbul'a dönerken otobanda maslak kavşağında alkollü bir bayan sürücünün acemi araç kullanımı sonucu kaza geçiren ve Acıbadem Hastanesi'nde tekrar hayata döndürülen Mehmet KAYNARPINAR uzun yıllar verdiği mücadele ve azminin mükafatını almış oldu.

ANKARA TIP HAYAT VERDİ...

Önce Prof.Dr. Haydar GÖK ve Prof.Dr. Şehim KUTLUAY Gözetiminde Ankara Tıp Fakültesi'nde uzun süre başarılılı bir tedavi süreci geçiren Usta gazeteci ardından  İstanbul Çam Sakura Hastanesi'nde tedavi gördü.

DOÇ. DR. BUĞDAYCI AYAĞA KALDIRDI...

KAYNARPINAR son olarak İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi'nde tedavi altına alındı.
Burada Doç.Dr. Nazlı Derya Buğdaycı gözetimi ve önderliğinde başarılı bir fizik tedavi süreci geçiren usta gazeteci üç buçuk yılın ardından desteksiz yürümeyi başardı.

ROBOTİK TEDAVİLER DESTEKLEDİ...

Doç. Dr. Derya Buğdaycı'nın fizik tedavi programlarını aynen uygulayan Kaynarpınar yine doktorunun programı dahilinde Robotik tedavi uzmanları Dr.Fuat ÇAĞLAYAN ve Mürsel YILDIZ kontrolünde el, kol ve ayak hareketleri için teknolojik fizik tedavi araçları olan  robotik tedaviler gördü.

ZORBEY UMUT DOLU...

Halen İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi'nde tedavi gören üstadımız Mehmet KAYNARPINAR ile tedavi süreci ve sonuçlarını konuştuk bir de müjde aldık.
*
Geçirdiği kaza sonucu yaşadığı üç buçuk yılın acı, hüzün, hasret dolu seneler olduğunu belirten KAYNARPINAR yaşadığı son yılların çok zor yıllar olduğunu söyledi.

ÖLMEK İSTEDİM...

KAYNARPINAR, "Kazadan sonra hiç bir yerim oynamıyordu. Kendime Zorbey buraya kadarmış dedim. Hayat ile tüm bağlarım kopardım. Ölümü bekler hale geldim. 
Gözümün önüne önce evlatlarım geldi. Sonra kendimle konuştum.  öldürmeyen ALLAH öldürmüyor Rabbim sana yaşaman için bir can daha verdi hadi KAYNARPINAR pes etmenin zamanı değil. Kalk hayat devam ediyor dedim ve mücadele etmeye başladım.

ANKARA TIP FAKÜLTESİ'NE TEŞEKKÜR...

Bu mücadelemde bende emeği büyük olan Ankara Tıp Fakültesi 'nden Prof. Dr. Haydar GÖK ve Prof. Dr. Şehim KUTLUAY'a minnettarım" dedi.

DOÇ. DR. BUĞDAYCI ÇOK ÖZEL BİR DOKTOR...

Gerçek tedaviyi İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi'nde  gördüğünü açıklayan usta gazeteci, "Gerçek teşekkürü ise hastaları arasında hiç bir ayırım yapmayan tek tek ilgilenen Doç. Dr. Derya Buğdaycı hakediyor.

Hastaneye yattığımı kimseye söylemedim. Hastanede kimse beni tanımıyordu. Derya Hocam yattıgım günden itibaren beni yürüteceğine inandı. Hastanenin tüm imkanlarını sundular. RABBİM'E şükürler olsun bugün desteksiz yürümeye başladım. 
Bunda İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi ile Derya Hocamın hakkı, emeği cok büyük yürekten tesekkür ediyorum" diye konuştu.
KAYNARPINAR Tedavilerin tamamlanınca ne yapmayı düşünüyorsun sorusuna,
"Mesleğimi ve okurlarımı özledim. Okurlarım beni bekliyor. Kaldığım yerden devam" diyerek mesleğe döneceğinin müjdesini verdi.







]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/04//zorlu-gunlerini-boyle-anlatti--gazeteciyazar-mehmet-kaynarpinar-meslege-geri-donuyor.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/04//zorlu-gunlerini-boyle-anlatti--gazeteciyazar-mehmet-kaynarpinar-meslege-geri-donuyor.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/04//zorlu-gunlerini-boyle-anlatti--gazeteciyazar-mehmet-kaynarpinar-meslege-geri-donuyor_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/04//zorlu-gunlerini-boyle-anlatti--gazeteciyazar-mehmet-kaynarpinar-meslege-geri-donuyor.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/zorlu-gunlerini-boyle-anlatti-gazeteci-yazar-mehmet-kaynarpinar-meslege-geri-donuyor/6451/</link>
			<pubDate>Fri, 14 Apr 2023 14:00:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>İstanbul’da estetik faciası: Burun ameliyatı sonrası öldü</title>
			<description><![CDATA[Beylikdüzü'ndeki bir tıp merkezinde burun estetiği ameliyatı sonrası uyanamayan kadın, hayatını kaybetti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Seher K. (28), dün sabah saatlerinde burun estetiği ameliyatı olmak için Yakuplu Mahallesi Osmangazi Caddesi’ndeki bir tıp merkezine gitti.
Genel anestezi altında ameliyatı gerçekleştirilen Seher K, daha sonra yapılan tüm işlemlere rağmen uyandırılamadı.

Bunun üzerine yakındaki başka bir hastaneye sevk edilen Seher K’nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Olayın ardından hastaneye gelen yakınları sinir krizi geçirdi.

Seher K’nin cenazesi, otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/02//istanbulda-estetik-faciasi-burun-ameliyati-sonrasi-oldu.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/02//istanbulda-estetik-faciasi-burun-ameliyati-sonrasi-oldu.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/02//istanbulda-estetik-faciasi-burun-ameliyati-sonrasi-oldu_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/02//istanbulda-estetik-faciasi-burun-ameliyati-sonrasi-oldu.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/istanbul-da-estetik-faciasi-burun-ameliyati-sonrasi-oldu/5853/</link>
			<pubDate>Sat, 04 Feb 2023 12:21:04 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Covid-19’un en çok görülen 10 belirtisi sıralandı</title>
			<description><![CDATA[Dünya çapında 6 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olan corona virüsü evrim geçirerek değişmeye devam ediyor... İngiliz yetkililer ülke genelinde Covid-19'un Omicron varyantının alt türlerinin yayıldığını açıklarken en sık görülen 10 belirti de açıklandı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[2019’un son haftalarında Çin’de ortaya çıktıktan kısa bir süre sonra küresel bir pandemi halini alan ve dünya çapında 6 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olan corona virüsü salgını  bitmek bilmiyor…

Yeni varyantlar ve alt türler ile yayılımını artıran Covid-19’un en çok mutasyona uğrayan türü olan Omicron varyantı ve alt varyantları XBB ve XBB.1.5 dünya çapında yayılırken İngiliz yetkililer açıklamalarda bulundu.

Bu alt varyantların giderek yaygınlaştığını ve grip ile birleşerek tehlike yarattığını duyuran İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı (UKHSA), iyi hissetmeyen vatandaşların evden çıkmaması uyarısında bulunurken yeni bir Covid-19 dalgası riskine karşı maske takılmasını da tavsiye etti.

“YENİ VARYANTLAR DAHA BULAŞICI”

UKHSA, “Covid ve grip çok yüksek seviyelerde dolaşımda. Gelecek haftalarda vaka sayıları artabilir” duyurusunu yaparken Dünya Sağlık Örgütü de 2022’nin sonlarında yaptığı açıklamada Omicron XBB varyantlarının bulaş riskinin önceki virüslere göre çok daha yüksek olduğunu duyurmuştu.

İngiliz medya kuruluşu The Independent’ın aktardığı listelerde en çok görülen belirtiler sıralandı.
 

Covid-19 takip sistemi ZOE uygulamasını kuran King’s College London’da genetik epidemiyoloji profesörü Tim Spector, Omicron’un yeni türlerinin  2023’te risk yaratabileceğini söyledi. ZOE uygulamasının verilerine ulaşan İngiliz medyası ise en çok görülen ve kayıtlara geçen Covid-19 belirtilerini sıraladı.

3 Ocak 2023’e kadar olan verilere göre en çok görülen Covid-19 belirtisi boğaz ağrısı olarak öne çıktı.

İŞTE YÜZDELERİYLE EN ÇOK GÖRÜLEN BELİRTİLER

1- Boğaz ağrısı- Yüzde 57.3
2- Burun tıkanıklığı- Yüzde 57.8
3- Burun akıntısı- Yüzde 55.5
4- Hapşırmak- Yüzde 52
5- Kuru öksürük- Yüzde 50.7
6- Baş ağrısı- Yüzde 49.6
7- Balgamlı öksürük- Yüzde 47.3
8- Seste çatallanma- Yüzde 41.4
9- Kas ağrısı- Yüzde 24.7
10- Koku kaybı- Yüzde 22.32
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/01//covid19un-en-cok-gorulen-10-belirtisi-siralandi.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/01//covid19un-en-cok-gorulen-10-belirtisi-siralandi.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/01//covid19un-en-cok-gorulen-10-belirtisi-siralandi_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/01//covid19un-en-cok-gorulen-10-belirtisi-siralandi.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/covid-19-un-en-cok-gorulen-10-belirtisi-siralandi/5792/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Jan 2023 13:22:22 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Anne babalar dikkat! Strep A 3 yaşındaki Aras’ı öldürdü…</title>
			<description><![CDATA[Dünyada sık görülen Türkiye'de de çocuklar arasında yayılan 'Streptokok' (Strep A) bakterisi, Ankara'da can aldı. 3 yaşındaki Aras Sönmez, doğum gününde Strep A bakterisi nedeniyle yaşamını yitirdi. Baba Oğuz Buğrahan Sönmez, hastalığın soğuk algınlığı gibi başladığını ve kısa sürede oğlunu kaybettiklerini söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Aras Sönmez, 10 Ocak’ta boğaz ağrısı ve soğuk algınlığı şüphesiyle ailesi tarafından özel hastaneye götürüldü.

Soğuk algınlığı teşhisi konulup, ilaç verilerek eve gönderilen Aras Sönmez, gece tekrar rahatsızlanınca, Etlik Şehir Hastanesi’ne götürüldü.

Yoğun bakıma alınan Aras Sönmez, 11 Ocak günü doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.

‘SOĞUK ALGINLIĞI DEDİLER’

Aras'ın babası Oğuz Buğrahan Sönmez, önce soğuk algınlığı şüphesi ile doktora başvurduklarını belirterek, “Doktorumuz, hafif boğazının kızarık olduğunu, normal soğuk algınlığı olduğunu söylemişti. Ona göre ilaçları verdi. Biz de kullanmaya devam ediyorduk. O gece de her zaman olduğu gibi rutinlerimizi yerine getirdik. Çizgi film izledik, oyun oynadık. Uyuduktan sonra lenflerinin şişmesi ile beraber biz kabakulaktan şüphelendik. Çünkü daha önceden bir rahatsızlığı yoktu. Sonrasında saat 05.00 gibi uyandığında burnunun morardığını gördüğümüzde apar topar menenjit şüphesi ile Etlik Şehir Hastanesi’ne gittik” dedi.

‘STREP A BAKTERİSİ OLDUĞUNU SÖYLEDİLER’

Etlik Şehir Hastanesi’nde doktorların da önce menenjitten şüphelendiğini sonra ‘bakteri olabilir’ dediklerini anlatan Sönmez, şu ifadeleri kullandı:

*Damar yolundan antibiyotik tedavisine başladılar; ama ne ile mücadele ettiklerini bilmiyorlardı.

*Yoğun bakıma kaldırdılar. Yoğun bakımda biraz süre geçtikten sonra durumunun kritik olduğunu söylediler.

*Kalbinin kan pompalamayı durdurduğunu, tansiyon alamadıklarını ve son bir yaşama şansının olduğunu; cihaza bağlayıp kanı çevirmek için müdahale edeceklerini söylediler.

*Biz de gerekli imzaları verdik. Operasyon bitti, ondan sonra trombosit istediler bizden kanı temizlemek için, onu bulduk.

*Ondan sonra da gece 12.00 gibi artık çocuğumuzun vefat haberini aldık. Sonra tanıyı söyleyemediler bize.

*Önce ölüm raporunda ‘belirlenemeyen bir virüsün hızla yayılmasından dolayı doğal ölüm’ dediler. Ertesi gün defnettiğimizde Strep A bakterisi olduğunu söylediler.

Oğuz Buğrahan Sönmez, Aras’ın 9 aylık kız kardeşinin olduğunu ve doktorların ondan da şüphelendiğini belirterek, “Ona ‘koruyucu aşı yapalım’ dediler. Damar yolundan bir antibiyotik verdiler. Sonra bir saat de hastanede beklettiler. Bulaşıcı oldu mu olmadı mı kontrol ettiler. Çünkü aynı odada uyuyorlardı. Onun sonrasında da bir şey çıkmadı” dedi.

‘COVİD-19 ÖNLEMLERİ SALGINI ÖNLEDİ’

Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Tutku Taşkınoğlu, Strep A’nın halk arasında beta enfeksiyonu olarak bilinen bakteri türü olduğunu söyledi.

Taşkınoğlu, Strep A enfeksiyonun yeni bir enfeksiyon olmadığını, yıllardır mücadele edilen bir bakteri türü olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

*Aslında 2014 yılından beri bu bakteri türünün bir salgın yapmasını bekliyorduk. Özellikle İngiltere'de 2018'de ‘kızıl salgını' yapmıştı.

*Ciddi bir salgın bekliyorduk; fakat Covid-19 pandemisi nedeniyle alınan önlemler streptokok enfeksiyonun da oluşmasını engelledi. Onun bir salgın haline gelmesini engelledi.

*Ne yazık ki, pandemi önlemleri ortadan kalkınca bakteri kendine bir alan buldu ve şu an ciddi bir salgın yaşıyoruz, Strep A enfeksiyonunu görüyoruz.

*Diğer üst solunum enfeksiyonlarından farklı bir bakteri. Virüs değil, bir bakteri ile mücadele ediyoruz.

*O yüzden elimizde antibiyotik gibi bir silahımız var. Tanısı konursa, antibiyotik ile rahatlıkla tedavi edebildiğimiz bir bakteri ile karşı karşıyayız.

‘ÖLÜMLER GÖRÜLEBİLİR’

Taşkınoğlu, Strep A’nın kendine fırsat bulduğunda enfeksiyona neden olacağına dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı:

*Bakteri kendine daha da fırsat bulursa bu enfeksiyonu ilerletip, daha ciddi enfeksiyonlara neden olabiliyor.

*Alt solunum yolunu, cildi enfekte edebiliyor hatta daha da ilerleyip ‘et yiyen bakteri' diye tabir edilen görüntüye sebep oluyor.

*Hatta kanda yerleşik tabloya sebep olursa ‘toksik şok sendromuna' neden oluyor. Bu komplikasyonların sonucu da ölümle seyredebilen ciddi enfeksiyonlar olarak kabul ediliyor.

*Aslında bu enfeksiyonlar 100 binde 1 ancak görülür, çok sık görülen enfeksiyon değil; ancak vaka sayısı arttıkça tabii ki komplikasyon riski de artıyor.

*O yüzden de daha sık ölümler görülebilir. İngiltere'de 2014 yılından beri ciddi bir salgın bekleniyordu.

*2020'de bu salgın biraz ötelendi; şimdi onu yaşıyorlar. Sadece İngiltere'de değil başka ülkelerden de mesela Kanada'dan ölüm haberleri alıyoruz.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/01//anne-babalar-dikkat-strep-a-3-yasindaki-arasi-oldurdu.webp</image>
		    <media:content url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/01//anne-babalar-dikkat-strep-a-3-yasindaki-arasi-oldurdu.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/01//anne-babalar-dikkat-strep-a-3-yasindaki-arasi-oldurdu_t.webp"/>
<enclosure url="https://www.haberinyuzu.com/images/haberler/2023/01//anne-babalar-dikkat-strep-a-3-yasindaki-arasi-oldurdu.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.haberinyuzu.com/anne-babalar-dikkat-strep-a-3-yasindaki-aras-i-oldurdu/5754/</link>
			<pubDate>Wed, 25 Jan 2023 20:54:03 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>